--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bereketi kirletmek

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
1

Daha önce de bir kaç defa dile getirdim. “Bu yıl var yılı” diye. Memleketimizin her tarafında muhteşem bir bereket var.

Her mevsime göre yetişen meyve ve sebzelerde görülmemiş bir bereket hâkim. Şimdi doğal olarak denilecektir ki, “Bu bereket niye çarşıya pazara” yansımıyor.

İşte aklıselim sahibi herkes bu sorunun cevabını arıyor. Zatım da arıyor. Önce hafta sonu gördüğüm bereketten söz edeyim, sonra sorunun cevabını verelim.

Hafta sonu Sakarya/Geyve civarında idim. Geyve için “Ayvanın Başkenti” denilir. Aman Allah’ım hakikaten de öyle. Abartısız, dallar ayvadan kırılıyor.

Sadece ayva mı? Üzümdeki bereket inanılmaz. Elma ve diğer meyve ve sebzelerin önemli kısmı tarlalarda kalmış.

Niye? Çünkü hırs ve tamah sahibi bir takım tüccarlar, üreticiden öldüm pahasına mal almak için direniyor veya çok az alıp, çok kazanmak istiyormuş.

Geldik yine ahlak meselesine. Ahlakın olmadığı yerde devletin masrafı çok olurmuş. Tamam, memleket hırsızlardan geçilmiyor fakat hiç olmazsa nimet üzerinden hırsızlık yapılmasın.

Hırs ve tamahın elbet ahlakı olmaz ama bu insanların bir evleri, aileleri yok mudur? Haksız kazanç elde edilince evlerine nasıl giriyor, çıkıyorlar. Çocuklarının yüzlerine nasıl bakıyor ve bir arada otururken, nasıl birbirlerinin yüzüne gülebiliyorlar?


•

Geyve’nin meyve sebze haline de uğradım. Yer gök bereket. Üreticinin gücü hangi vasıtaya yetiyorsa; onunla tarlasından, bağından, bahçesinden ürününü getirmiş satmaya çalışıyor fakat “öldüm pahası fiyatlar” yüzünden satamıyor ve akşam getirdikleri yükleriyle dönüyorlar.

Hâlbuki her vilayetimizde, ilçemizde; belediye, tarım il müdürlükleri, ticaret il müdürlükleri, ziraat odaları, ticaret odaları var. Acaba bunların üreticiye yapabilecekleri hiç mi yardım yoktur?

Aklıselim sahibi kimseler için söylüyorum. Bu bereketin israfı yüzünden kıtlık olmaması imkânsızdır. Nimete nankörlük afet getirir, geçmişte de getirmiştir.

Devletimizin ilgili kurumları, üreticiden tüketiciye pazarlama işine el atması lazım. Bu mesele çetelerden, mafyalardan, bilumum hırsızlık ve ahlaksızlardan daha önemli.


•

Yazık günah! Sadece Geyve’de değil ki, yurdumuzun her yanında binlerce meyve sebze üreticiye ulaşamadan tarlada kalıyor.

Bereket tarladan pazara gelemediği için tarlada çürüyor. Allah kimseyi yoklukla imtihan etmesin. Kıtlık dönemi yaşamışlar bunun ne demek olduğunu bilirler.

Kıtlık hadiselerini dinleyerek büyümüş birisi olarak, “Yokluk sabır, çokluk şükür ister” derler. Bir tarafta toprağın, emeğin ve üretimin sunduğu büyük imkânlar; diğer tarafta nimetin kıymetini bilmeyen bir tüketim düzeni.

Bir yanda ihtiyaç içinde yaşayan insanlar, öte yanda sofradan çöpe uzanan nimetler. Bu hastalığın tarifi şu:

Daha fazla satın al, daha fazla tüket ve sonra daha fazlasını iste. Ve insan, ihtiyacını karşılamak için tüketen bir varlık olmaktan çıkıp, tüketmek için yaşayan bir varlığa dönüşmekte.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle