--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yusuf Akdoğan

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

İyi insanlar rahmeti rahmana kavuşunca insanın yüreği acıyor. İstiyorsunuz ki, ölmesinler, iyilikleri devam etsin.

Yusuf Akdoğan bu iyilerden birisiydi. Yazıyı okuyacak olan gönül insanlarının bir kısmı ismi duymamış ve tanımamış olabilirler.

Bu sebeple 5 Ekim günü rahmeti rahmana uğurlanan Yusuf Akdoğan’dan söz etmeli ki, iyiliklerin ve iyilerin çoğalmasında bizim de tuzumuz bulunsun.

Yusuf Akdoğan aslen Karadenizli idi. Babası merhum Muhammet Akdoğan, Karadeniz’den ailesinin rızkını kazanmak için Düzce’nin Kaynaşlı ilçesine göç etmişti.

Alın teriyle geçimini sağlamak üzere ticarete başladığında, ilk işinden birisi, kazancının bir kısmını, Kur’an Kursu hizmetlerine ayırmak olmuştu.

Böyle bir babanın iki evladını yakından tanımıştım. İkisi de rahmetli oldu. Orhan Akdoğan’ı 2023 yılının 26 Eylül’ünde kaybetmiştik.

Yusuf Akdoğan da 5 Ekim 2026 günü Hakka uğurlandı. Her iki kardeş de Ankara İstanbul arasındaki “Berceste Tesisleri’nin” ortaklarındandı.

Berceste Tesisleri’nde yeni bir iş tecrübesi başlatmışlardı. Evlerinde yemediklerini, mutfaklarına koymadıkları, sofralarına getirmedikleri hiçbir şeyi tesiste satmıyorlardı.

Yine her ikisi de babalarının yolundan giderek, hayırseverlikte sınır tanımıyorlardı. Yaptıkları hayırların ve iyiliklerin bir kısmı mecburen gözükse de önemli kısmından pek çok kimsenin haberi olmazdı.


•

Bolu, Düzce civarında ve hatta Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunan hayır kurumlarına ve ihtiyaç sahibi ailelere yardımlarını yıl boyu sürdürürlerdi.

Buraların isimlerini zikretmek doğru olmaz. İçi dışı fitne dolu insanların fitnelerini azdırmayalım. Böyle zamanlarda; “ite dalaşmaktansa çalıyı dolanmak iyidir” derim. Bu sözü bazen Yusuf rahmetliyle de paylaşırdım. Kendisi de:

-“Hocam, vazifemiz iyilikleri çoğaltmak, kötülerden ve kötülüklerden uzak kalmak. Bu tesisler ortaklı bir iş yeri. Kimsenin hakkını üzerimize geçirmediğimiz gibi hiçbir müşterinin de hakkına girmemek için uğraşıyoruz.

Anlar yahut anlamazlar, burada kullara hesap vermek kolay. Bizim esas hazırlığımız, hesap gününe göredir. Allah’ın bilmesi en büyük şahidimizdir” derdi.

Yusuf Akdoğan işini yaparken, önceliği para kazanmak değildi. Paradan çok insan kazanmak derdindeydi. Defin merasimine 5000 kişinin katılması, şahitlik için yeterli olsa gerektir.


•

Yaptığı her işinde insanı öncelerdi, aileyi öncelerdi. Dolayısıyla devletimizin ve milletimizin bütünlüğünü öncelerdi.

Varlıklı olmanın ayrıcalığını hiç kullanmadı. Bolu ve Düzce civarında nice insanlara ekmek kapısı olduğu gibi Anadolu’nun çeşitli yerlerinde helalinden üretilen kuru-yaş yiyecekleri bizzat aldırır ve tesisinde değerlendirirdi.

Bir seferinde İstanbul’dan Ankara’ya giderken, Ankara’nın Kalecik ilçesine de uğrayacağımı söylediğimde;

-“Hocam orada bal yetiştiren falan varmış, balını satma imkânı yokmuş, istirham etsem de, gitmişken ne kadar balı varsa alıp getirebilir misin” demişti.

Zatım da öyle yapmıştı. Böylesine her iyinin yanında olan ve iyilikleri çoğaltan bir insandı. Rabbim Cennetiyle kuşatsın. Ruhu için el-Fatiha. 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle