“Ey iman edenler! İman edin!”
“Yâ eyyuhelleżîne âmenû âminû…” (4 Nisa 136) “Ey iman edenler! (Görünüşte değil gerçekten) İman edin!” Bu ayet, iman esaslarını açık ve kapsamlı biçimde ortaya koyar; mü’minleri inançlarını yüzeysel değil, bilinçli ve bütüncül bir şekilde benimsemeye çağırır. Allah’a, O’nun Resûlü’ne, indirdiği Kitap’a ve önceki vahiylere iman edilmesi gerektiği özellikle vurgulanır. Kur’an’ın yalnızca kendisine değil, önceki ilahî kitaplara da imanı şart koşması, vahyin evrensel bir bütün oluşturduğunu ve farklı zamanlarda, farklı toplumlara gelen mesajların özünde aynı hakikate işaret ettiğini gösterir. Ayet, Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr eden kimsenin “derin bir sapıklığa” düştüğünü bildirir. Çağdaş bir bakışla bu ifade, insanın rehbersiz kalmasının kaçınılmaz sonucunu anlatır. Zira bu iman esasları, insanın hayatına yön veren temel ölçülerdir. Onlar olmadan insan, niçin yaşadığını, doğruyla yanlışı hangi kritere göre ayırt edeceğini ve nereye doğru yürüdüğünü bilemez. Böyle bir boşluk, bireysel anlam krizlerine, toplumsal karmaşaya ve ahlaki savrulmalara zemin hazırlar. Bu nedenle iman esasları hem birey hem de toplum için vazgeçilmez bir manevi pusula işlevi görür. Ayetin dikkat çekici yönlerinden biri de mü’min oldukları ifade edilen kimselerin yeniden imana davet edilmesidir. Kur’an’da “Ey iman edenler!” hitabı genellikle zaten inananlara yöneliktir; fakat burada iman edenlerin tekrar iman etmeye çağrılması, imanın statik bir kabul değil, sürekli diri tutulması gereken bir bilinç olduğunu gösterir. Bu durum, imanın yalnızca dille ifade edilen bir iddia değil; kalpte kök salan ve davranışlarla doğrulanan bir duruş olduğunu ortaya koyar. Bu anlam, Nûr sûresi 62. ayette de net bir şekilde ifade edilir: “Mü’minler ancak Allah’a ve Resûlüne inananlardır.” Bu ayet, “inandım” demenin tek başına yeterli olmadığını; iman iddiasının, hayatın her alanında tercihlerle, sorumluluklarla ve ahlaki tutarlılıkla görünür hâle gelmesi gerektiğini vurgular. İman edenlerin tekrar iman etmeye çağrılması; Bizleri uyarmalı, sarsmalı! [Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat ve daim kalın) ediniz...] (İmanla küfür arasında bocalayıp müminlerle kâfirler arasında mekik dokuyan kimselerin bu mütereddit tutumu ve düşünceleri, sağlam köklü bir imana sahip olmadıklarını gösterir. İman ve İslâm’ı irfanı kalbine ve vicdanına yerleştirmeyen; inanç konusunda sağlam bir temeli bulunmayanları Allah’ın bağışlaması düşünülemez. Çünkü ilahi kanunlar şaşmaz.
Dinde inanılması gereken hususların hepsi bir bütünlük arz eder. Onu parçalayıp bir kısmına inanmak, diğer bir kısmını tanımamak ve beğenmemek hükmünü taşır. (Eserden müessire, sanattan sanatkâra geçişi vurgular. Hiçbir şeyin başıboş ve gelişigüzel yaratılmadığını sergiler.)
Peygamberlere iman; iman esaslarını da beraberinde taşır. Beşer aklı; hayat düzenini, ahiret kavramını anlamaya yeterli değildir. Allah ile insan arasındaki irtibatın ölçüsünü, Allah’a giden yolun özelliklerini, ibadetin ölçü ve anlamını, ölüm-kabir-ahiret safhalarını ancak Peygamberlerin talimiyle öğrenebiliriz. Peygamberimizin eğitim ve öğretimini kabullenmemek, diğer esasları kökünden yıkar.
Ahirete iman; düzenli-şuurlu-feyizli-bereketli bir hayat sürmenin planı, sorumluluk duygusunun anahtarıdır. Dünya hayatının amacının ne olduğunu, erdemlilik-yardımlaşma, kardeşlik-sevgi, saygı-iyi vasıflar, mükafat ve cezalar, yaptıklarımızın hesabı, ödül ahirete imanla alakalıdır. İman lezzetini anlamayan, onun şuuruna eremeyenler; zayıf iradeli-kısır düşünceli kişiler iman-küfür arasında bocalayıp dururlar. Namaz kılarlar, faizi tartışırlar, hacca giderler, dinin hükmünü küçümserler, amel etmezler. Bu durumda olanlar bağışlanma şuuruna eremeyince Allah onları bağışlamaz. Çünkü insanla Allah arasında bir imkan ve irade sınırı vardır. Kul, o sınıra gelmedikçe Allah ne ona yardım eder ne de günahlarını bağışlar. İnsan doğru yola erişme azmini taşımadıkça Allah da onu doğru yola kavuşturmaz. Müminleri bırakıp kafirleri dost edinenleri Allah uyarıyor. O toplantıları terk etmeli...
İslâm’ın asıl bilgi kaynağı vahiydir. Yani Kur’an-ı Kerim’dir.
Sünnet, “Peygamber Efendimizin sözleri, fiilleri, onayları (takrirleri)” K. Kerim’in yanlışsız uygulanmasıdır. Müslümanların vahyi doğru anlayabilmelerinin garantisidir. Onu bilmeden vahyi anlayamazsınız. Hadis ise, Sünnet’in sözlü olan kısmıdır.
(61 Saf 2, 3) (2 Bakara 44)
Âyetleri okuyup onunla amel etmeleri; sözleriyle, davranışlarıyla Allah’ın rızasına uygun şekilde yaşamaları. Ancak âyet bize; başkalarına iyiliği emrederken kendilerini unuttuklarını, yaşantılarıyla bilgileri ve sözlerinin çeliştiğini, samimi olarak dindarlıklarını fiilde (sonuçta) kaybettiklerini göstermektedir. “Aklınızı kullanmıyor musunuz” ifadesiyle bu çelişkili tutumlarının, yalnızca dinin hükümlerine değil, akla da aykırı olduğuna işaret edilmektedir.
Âyet eksik inananlara “tam inanın”, inanıp da güvenmeyenlere “güvenin”, delilsiz inananlara “delilli inanan”, taklidî inananlara “tahkikî iman taşıyın”, gevşek inananlara “sağlam inanan”, geçmiş ve bugünlerini imanla geçirenlere “imanınızda sebat gösterin” mesajını verir.
Müslüman, sahih/sağlam bir imana (inanca) ve Peygamber ahlakına sahip olmalı!
Dikkat edilirse Din, hayatın tamamında, insan fıtratının her özelliğinde vardır. Boşluk bırakmaz. Sünnet de iyi anlaşılmalıdır. Sünnet; söz ve şekilden ziyâde ilke/mânâ ve gaye ile anlaşılmalıdır. Kur’an’ın pratiği veya hayata aktarılışıdır. Peygamberimizin, Kur’an-ı Kerim’i esas alarak hayatın her alanında; inanç-ibadet-eğitim-hukuk ve ekonomi vs. gibi konuları kapsayacak şekilde ortaya koyduğu bir model ve dünya görüşüdür, yaşayış tarzıdır. “Elhamdülillah Müslümanım!” diyenlerin bu hususa dikkat etmesi gerekir. Yoksa imanları “Ebu Cehil’in imanı” olur. Yaradana inanan ama hayata müdahale ettirmeyen din anlayışı.
Dinimizi ciddiye alma şuuru Rabbimizin razı olduğu hayat tarzını ortaya koymaktır. Kınayanların kınamasından korkmadan, mazeretlere sığınmadan, yaşayamadığımız hususlarda kabahati zamana yüklemeden...







