--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Devlet Bahçeli’nin iki hali

İdris Günaydın
İdris Günaydın
2

1973’ten ötesini bilmem. Okuduğum siyasi tarih bilgileri içinde de böylesine rastlamadım. Ama yoktur da demiyorum. Yalnız Sayın Devlet Bahçeli’nin ilk hali, ateşten gömlekti sanki. İp atan ip tutan bir Devlet Bahçeli izliyorduk. Sanki Türkiye’de her muhalif parti ile uzlaşmak için bir yol bulunur lakin Sayın Devlet Bahçeli ile asla dedirtir gibi idi.

Halk arasında bir söz vardır. O meydanda çok sesi çıkandan korkma! O imana (mecazi anlamda) gelir de o sessiz sedasız dinleyenler var ya. Onlardan kork. Asla Nuh derler peygamber demezler...

Bu halkın tecrübesi, gözlemleri, sözleri; ayet değil ama yaşanmış birer kanun gibidir. Aynen öyle oldu. O burnundan kıl aldırmayan Bahçeli, birden bire, tam istikamet fikrinden döndü diyemem, iktidarın icraatlarına ram oldu.

Yukarıda anlattıklarım Sayın Devlet Bahçelinin birinci halidir. İnandığı davayı tiz perdeden savunan.

Lakin. Memleketin bir asıl yüzü vardır. Onu muhalefet de bilmez, bilemez. Ancak, devleti yönetenler derin bilgi verirse öğrenirler.

Geçmişte buna benzer bir olay Merhum Türkeş ile Bülent Ecevit arasında oldu. Sağcılarla solcuların birbirlerinin kanını içmeye doymadıkları bir zamanda Türkeş, kendisinin çok iyi bildiği bir konuyu Ecevit’e açtı, anlattı. Ecevit orada isteneni yaptı.


Bahçeli’ye gelelim. Başka siyasetçiler de iktidarın bilgilendirmesinden sonra tavır değişikliğine giderler. Fakat Sayın Bahçeli, tümüyle tavrını değiştirdi. Bu onun vatanperverliğinin ne derece menfaatsiz olduğunun kanıtıdır. Gün gelecek, onlar da tarih olacaklar ama Sayın Devlet Bahçeli, fedakarlık ve vatanseverlik noktasında hem gönüllerin tarihinde yer alacak, hem de siyasi tarihte... İşte örnek alınacak adam denilecek...

Burada bir de Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı düşünelim.

“Kenarı Dicle’de aşırsa bir kurt bir koyunu,

Gelir de adli ilahi Ömer’den sorar onu.”

Bir gün bir çoban sürüyü otlatırken kurtlar sürüye saldırmış. Çoban demiş ki; “Desene ki Halife Ömer öldü”

Devletin dışarıdan, içeriden elde ettiği tüm bilgiler onda. Memura, emekliye seyyanen zam sözü vermiş ama daha büyük tehlike belirmiş. Afrika ve Ortadoğu’da en sıkıntılı bölgeler sana geliyor. Kendini isbat etmen lazım. İsrail ve Yunanistan açıkça diş gıcırdatıyor, haddini bildirmek için. Orada tahıl koridoru kapanıyor, koş Erdoğan. Yağ koridoru kapanıyor, koş Fidan... Enerji koridoru kapanıyor, koş Kalın. Avrupa Üşüyor koş Erdoğan. Hürmüz’den gemiler çıkamıyor, koş Fidan. Babülmendep sıkıntılı koş Kalın. Somali bağırıyor, koş Erdoğan, Sudan bağırıyor, koş Fidan... Pakistan- Afganistan vuruşuyor, neredesin Erdoğan. Azerbaycan çizmeyi aşıyor, neredesin Erdoğan? Ermenistan yaklaşmak istiyor, gel Erdoğan. Avrupa bir yiğit el arıyor, kükre Erdoğan.


Bir de bizim emekliler yok mu? Seyyanen zam da seyyanen zam. Zam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.

Her zaman takdir ederim İnönü’nün şu sözünü “Sizi buğdaysız bıraktım ama evlatsız bırakmadım”

2002’ye dönelim. Hava Kuvvetlerin güçlü değil. Füze Kuvvetlerin güçlü değil. Deniz Kuvvetlerin güçlü değil. Almanların birkaç tankıyla gösteri yapıyorsun. Hadi bulaştın savaşa. Adam İstanbul’u da Ankara’yı da birkaç saatte bombalarız diyor. Ne yapacaksın? O zaman Türkiye olarak ölü sayma veya enkaza dönmüş bina sayma memurluğuna mı soyunacaksın? Görmüş yirmi veya otuz sene sonrasını uçak yapmış, tank yapmış, gemi yapmış, füze yapmış. Ölmezsen torununa harçlığı birkaç yıl sonra ver ama önce şu torunun bir yaşasın demiş.

Erdoğan kötü, Erdoğan dik başlı... Türkiye 25 yıl öncesine göre daha kalkınmış, savunmada da daha güçlü, dünya siyasetinde daha etkin... İnsanlar 25 yıl öncesine göre daha müreffeh, araba daha çok, okula giden öğrenci daha emniyetli... Böyle deyince birkaç olayı gündem edenler olabilir. Türkiye’deki hiçbir olayı Avrupa’dan bağımsız düşünemeyiz. Bizim oy verme hakkı verip yücelttiğimiz nesil Fransa’nın anasını ağlatıyor.

Hulasa Sayın Devlet Bahçeli Sayın Tayyip Erdoğan’la görüşmesinden sonra ikna olmamıştır Türkiye’nin geleceğine teslim olmuştur. Onu teslim alan Türkiye’nin bu kutlu yürüyüşünde içinde bulunduğu gerçeklerdir.


NE YAPSAN SUÇ

Türkiye, Pakistan, Arabistan, Mısır da dahil gibi, bir savunma ittifakı kurdu. Husiler tombaladan çıkmış gibi Arabistan’a saldırmaya başladılar. Bu ittifak ilk icraatını göstermeye yeltendi ya; bak bizdeki şom ağızlara. Husiler kahramandır, mücahittir, gerçek Müslümandır. Bu ittifak çevreleri Amerika’nın kuklasıdır. ABD kendi kontrolünü kolaylamak için onları bir araya getirdi. Haindirler, korkaktırlar vs.

Türkiye Somali’ye gitti ya; ooo, Türkiye ABD’nin isteği üzerine gitti. Türkiye çekecek zahmeti ABD hazıra konup sömürecek.

Türkiye uzay üssü kurdu, aya uydu gönderecek ya; ooo, Türkiye’nin aklı değil bu ABD’li astronotlar da gidip ayı parselleyecekler.

Türkiye Sudan’a gitti ya; sor bakalım neye gitti? Sudan’daki çetrefil işleri çözecek, ABD gelip sayfiyeye kurulur gibi kuruluverecek. Türkiye’de nerede o kendi başına hareket etme kabiliyeti? ABD emrediyor, Türkiye yapıyor.

Hiç bi şey yapmasan; nerede Türkiye’de o cesaret, o yürek? Mustafa Kemal Hatay’ı ne büyük politika ile Fransızlardan aldı? Ne büyük deha ki, Musul ve Kerkük’ü verdi bağımsızlığımızı aldı! 

Ne yapsan suç arkadaş. Ne biçim milletiz? Yaparsan bağ olmaz, yapmazsan dağ olmaz. Her ne yana dönersen suç vesselam.

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle