Kimse hamurum ekşi demiyor
Derler ki: “Suç kaftan olmuş giyen olmamış”. O hesap, herkes sütten çıkmış ak kaşık. Peki, bütün bu olup bitenler nedir?
Malum iki partinin belediyelerde, yolsuzluk ve yolsuzluğun yol açtığı her türlü melanetin işlenmediği gün yok ve savunabiliyorlar.
Bunda şaşıracak ne var? Var, var. Sanki kendileri tertemiz, kursaklarından hiç haram girmemiş gibi fon yolsuzluklarının üzerine nasıl da atladılar.
Böyle deyince fon yolsuzluklarına prim falan veriyor değiliz. Asla ve kat’a. Böyle düşünmek ve yorumlamak, bütün duyularını şeytana satmış kimselerin işidir.
İrfan ehli nasihat ederken şu ayeti kerimeyi hatırlatırlar:
“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.” (Zilzâl, 7-8) İşte adalet budur! Bu hususta bir hikâyemiz var.
•
Beşinci Abbasi Halifesi Harun Reşid, sarayın bahçesindeki bir gülfidanını çok beğenir ve bahçıvanın özen göstermesini ister.
Bahçıvan bir sabah gülün bakımını yapmak için gittiğinde bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül yaprakları gagalayarak yere düşürmüş. Hemen Halifeye koşar:
-“Sultanım! Üzerine titrediğiniz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüş.” Harun Reşid:
-“Üzülme! Bülbülün yaptığı yanına kâr kalmaz” der.
Sultanın cevabı üzerine bahçıvan işine döner. Aradan birkaç gün geçmiştir ki, bahçıvan, gülün yapraklarını düşüren bülbülü, bir yılanın yakaladığını ve yuttuğunu görür. Heyecanla yine Halifeye gelir:
-“Sultanım! Gülün yapraklarını döken bülbülü bir yılan yakalamış, yutarken gördüm” deyince Sultan: “Merak etme! Bülbülün ahı yılanda kalmaz” der.
Bahçıvan işine döndüğünde; bülbülü öldüren yılanın kendisine yaklaştığını görür. Hemen elindeki küreğiyle yılanı öldürür ve Halifeye koşar:
-“Sultanım! Bülbülü öldüren yılanı, ben de küreğimle öldürdüm.” diyerek durumu anlatır. Harun Reşid:
-“Bekle bahçıvan efendi! Yılanın ahı da sende kalmaz. Yaptığının karşılığını görürsün” der.
Nitekim bahçıvanın işlediği bir suç sebebiyle cezalandırılması istenir. Halife de zindana atılmasını emreder. Askerler zindana götürürken bahçıvan Sultana dönerek:
-“Sultanım! Bülbülün yaptığı yanına kâr kalmaz” dediniz, yılan yuttu. Bülbülün ahı yılanda kalmaz” dediniz ben öldürdüm. Şimdi benim yaptığım da yanıma kâr kalmayacaksa, sizin ki mi kalacak” deyince, Harun Reşid bahçıvana hitaben:
-“Doğru söyledin! “Bırakın bahçıvanı, çiçeklerini sulamaya devam etsin” der. Bunun üzerine Sultan ile bahçıvan arasındaki konuşmaya şahit olan bir kimse:
-“Sultanım, gereken cezasını vermediğiniz takdirde bahçıvanın yaptığı yanına kâr mı kalacak”. Hârun Reşid bu sual üzerine:
-“Hayır! Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz. Ahirette ödemeye tehir edilir! Ama gâfil insanlar bunun farkına varamaz ve yaptıklarının yanlarına kar kalacağını sanırlar” der.
•
Ezcümle:
Olup bitenler için büyük adaletin bu dünyadaki yeri ve saati bilinmez vesselam.







