Batılılaşmak ve batmak
Batılılaşmak ve batmak
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Batılıların bize dost olmasını beklemek, akıl zayıflığına işarettir. Nihayetinde bugün bile her fırsatta Avrupa Birliğinin Türkiye raporlarında ezeli kin ve öfkelerini kusmaktadırlar.
Cennet mekân II. Abdülhamid Han’ı tahttan indirten görünmeyen eller Haçlılardır. Ondan sonra Devlet-i Aliye, fiziki ve maddi olarak çöküşe geçmiştir ve müsebbiplerinin önemli kısmı, Batı’dan medet uman İttihatçılardır.
Yakın tarihimizi, ülkemizi ve milletimizi kabullenerek okuyanlar, böyle olduğunu pekâlâ bilmektedirler. İnkâr edenler ise milli destanımızı küçümseyenlerdir.
İtilaf Devletleri, Birinci Dünya Savaşında Çanakkale’yi geçememenin ve devletimizi işgal edememenin hınç ve öfkesini, bütün bir ülke sathını istila ederek almaya kalkmışlardır.
Yeri gelmişken önemli bir noktaya değinmek gerekir. Ortada hiçbir sebep bulunmazken, herhangi bir savaş durumu yokken, şehirlerimizin istila edilmesini ve bu işgallere karşı mücadele edilmesini, “Kurtuluş Savaşı” olarak anmak baştan beri ayıptı.
Niye kurtulalım? İşgalcileri, zalimleri, sırtlanları kovduk. Bin yıllık vatanımızda İstiklal Mücadelesi verdik ve topraklarımızdan attık. “Kurtuluş” anlayışı bir zaaf halidir.
Amentü sahibi millet olarak bin yıllık tarihimizde hiç zavallı olmadık. Bırakın Batılıların işgallerini, onların koordine ettiği hangi darbede milletimiz teslim olmuştur? Devletimizin bekası için sabretmiş ve vakti saati gelince herkese cevabını vermiştir.
Şimdi “Kurtuluş Savaşı” ayıbına son verildi. Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Yusuf Tekin’e teşekkür borçluyuz.
Aklıselim sahibi kimseler nihayet bu ismi kaldırarak, “Milli Mücadele” veya “İstiklal Mücadelesi” ismiyle anılmasını yürürlüğe koymuşlardır.
……………….
Dünkü yazıda, Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın kaleme aldığı ve Beyan Yayınlarından çıkan, “Lozan Başarı mı Taviz mi” kitabından notlar nakledeceğim demiştim.
Sayfalar arasından bazı satırları paylaşalım:
-“Osmanlı Devleti’nin son on yılına hükmeden İttihat ve Terakki, ‘kurtaralım, ileriye götürelim’ dedikleri devleti çöküşe götürmüştür”.
-“Görseliyle, söylemiyle tarihin gerçek yüzündeki İstiklal Mücadelesi zihinlere yerleşmiş bulunmaktadır. Büyük Millet Meclisinin dualarla açılması, Hacı Bayram Camii’nde kılınan namazda askeri üniforma sahipleriyle, sarık-cübbe taşıyanların aynı safta bulunmaları, dualara beraber âmin demeleri, kurbanların kesilmesi gibi fotoğraflar, zihinlerden silinmesi mümkün olmayan görüntülerdir.
Bu silinmez gerçeklere rağmen, Milli Mücadelenin tamamen seküler bir hareket olduğu; bu harekette dinin, İslam’ın, Müslümanların hiçbir rollerinin bulunmadığı tezi işlenmeye devam etmektedir.
Toplumca az-çok farklı kültür oluşumları yaşamış isek de medeniyet üzerinden varlığımız, Selçuklu ve Osmanlı’dan bugüne bin yıllık dönemi içine almaktadır. Devlet olmamız ve kalıcı bir tarihsel sürece sahip olmamız da bin yıllık zaman dilimine aittir”.
……………….
Ezcümle:
Lozan Antlaşması, Milli Mücadelenin askeri aşamasının zaferle bitmesi üzerine doğal olarak mağlup karşı tarafça teklif edilmiş, ama süreç hep onlar tarafından galip konumda işletilmiştir. Bu cümleden soru şu: “Lozan Başarı mı, Taviz mi”?