Karakterine senin derler ya
Karakter terimi; kişilik, mizaç ve huy kavramlarıyla eş anlamlı olarak kullanılır. Özetle karakter, kişiyi özgün kılan tüm özelliklerinin toplamıdır.
Kişilerdeki karakterin bir kısmı geniş aileden miras yoluyla geçer. Bir kısmı hamilelik döneminde anneden geçer. Annenin hamilelik dönemi mühimdir. Annenin karakteriyle beraber o dönemde neler yaşadığı çocuğun karakterine yansır.
Bir kısmı, sıfır ile yedi yaş arasında oluşur ki, yine burada da anne-baba ve diğer aile üyelerinin yaşadıkları önemlidir. Çocuklar 24 saat kayıtta olan kamera gibidir.
Yani bir kimsenin karakterinin yüzde 75’i daha çocukken oluşur. Geriye kalan yüzde 25 ise yediden yetmiş yaşına kadar çeşitli vesilelerle belki değişebilir.
Bu sebepler büyükler:
-“Bir insan yedisinden neyse yetmişinde odur” diye boşuna dememişlerdir. Yani sahip olduğumuz fiziksel özellik gibi kişilik yapımız da genlerimiz tarafından şekillenir.
Bir kimsenin arsız mı hırsız mı bilumum her türlü ahlaksızlık mı yapıp yapmayacağı daha yedi yaşından itibaren genlerine yerleşmiş demektir.
Bu sebeple çocukların bu yaşlarda nasıl bir eğitimden ve terbiyeden geçtiği önemlidir.
•
Eskiler bir mevzuyu anlatmak istediklerinde kimseyi hedefe koymamak veya “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” babından şöyle derler.
-“İte dalaşmaktansa çalıyı dolanmak iyidir”. Neyse yazının ana konusu kedi karakteri üzerine anlatılan eski bir hikâye idi. Buraya nereden geldik anlamadım. Geçelim.
Zamanın birinde Kral, Naibine:
-“Şu kediye hizmet etmesini öğretebilir misiniz” diye sorar. Yine bir ayrıntıya daha dikkat çekmeliyim.
Bu hikâye genelde “Padişah” üzerinden anlatılır. “Bir Padişah” varmış diye başlar. Hikâyenin sonunda Padişah aşağılanır. Bu yüzden “Kral” diye değiştirdim.
Naip Efendi:
-“Elbette Kral’ım! Birkaç gün sonra hizmetçi kedi emrinizde” der.
Bir süre sonra garson kedi, diğer hizmetçilerden daha iyidir ve kusursuz hizmet etmektedir. Kral olup bitenleri izledikten sonra Naibe dönerek:
-“İnsanları hizmette adam edemiyorsunuz, karakterlerini değiştiremiyorsunuz ama bakınız kediye, nasıl da insan gibi hizmet etmeyi öğretmişsiniz. Karakterini alt üst etmişsiniz ve adeta insana benzetmişsiniz, demek artık ülkemdeki kedileri hizmetçi olarak kullanabileceğiz ve bu kadar insana da ihtiyaç kalmayacak” deyince Naip:
-“Sabah kahvaltıda size karakterini ve marifetini göstereceğim efendim” der.
Sabah kedi yine hizmette kusur etmeyerek kahvaltıyı sofraya dizer ve tam geri çekileceği sırada Naip, eteğinin altında tuttuğu fareyi ortalığa bırakınca, kedi her şeyi unutup fareyi kovalar.
Kral’ın öve öve bitiremediği hizmetçi kedi, karakterine dönmüş ve farenin peşine düşmüştür. Hikâye bu!
•
Ezcümle:
Herkes karakterinin gereğini yaptığına göre, memleketimizde olup bitenlere demek ki, bu zaviyeden bakmalı.
“Bir toplumda iyiler de kötüler olacak. İyilerden yana olunmalı” denilmesi bu yüzden olsa gerektir.







