--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Siyonizm ve Kudüs’ün Musevileştirilmesi

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

Bu hafta gündeme aldığımız eserin adı “Siyonizm ve Kudüs’ün Musevileştirilmesi” ismini taşıyor. Beyan Yayınlarından çıkan kitabın yazarı Hacı Uğur Polat.

Gizlenen yahut görmezden gelinen tarihin derinliklerine dalarak günümüze taşıyan ve hakikatleri belgeleriyle, bilgileriyle ortaya koyan kitapları bugüne ve yarına şahit olarak bırakan Beyan Yayınları yine mükemmel bir eseri yayınlamış.

Kitapta, İsrailoğullarının 2000 yıl sonra İsrail Devleti’ni nasıl kurdukları, bunun bölgeye etkileri, Arap-Siyonist ittifakı ve çatışmaları, bu durumun uluslararası ortamı nasıl etkilediğini belgeleriyle ortaya koymuş.

Yahudi problemi, 19. ve 20. yüzyılda uluslararası camiayı etkileyen önemli çetrefilli meselelerden birisi olmakla birlikte en vahşi şekilde sürmektedir.

Bu problem, İmparatorlukların dağılmasına, Dünya güç dengesinin yeniden şekillenmesine, siyasi haritaların ve özellikle Ortadoğu sınırlarının yeniden oluşmasına rağmen, uluslararası ilişkiler literatüründeki önemini korumaya devam etmektedir.

19. ve 20. yüzyılda bölge istikrarsız, gergin bir süreç yaşamaya devam etmekte. Çatışma ve savaşın eksik olmadığı bölgede nüfus değişimleri, göç ve sürgün sıradanlaştı.

…………….

“Topraksız bir halk için, halksız bir toprak” sloganı ile Filistinliler kendi topraklarında yok kabul edildi.


İngilizler, Balfour Deklarasyonu ile kendi hâkimiyetlerinde olmayan bölgeler için üçüncü taraflara taahhütte bulundu.

Vilademir Ze’ev Jabotinsky, ‘Siyon Katır Alayı’ ismini onur kırıcı bulup içine sindiremese de bu alayın kurulmasına yol arkadaşı Josef Trumpeldor ile İngilizler nezdinde yoğun kulis faaliyetlerinde bulundu.

Jabotinsky, Çanakkale’deki hizmetlerine atıfta bulunarak; “Eğer biz 2 Kasım 1917’de Balfour Bildirisi ile Filistin’de yurt edinme konusunda söz aldıksa, buna ulaşan yol Gelibolu’dan geçmiştir” ifadelerini kullandı.

Siyonist Kongreler bu yolda önemli kilometre taşı olmuştur. Aşkenazilerden Sefaredlere, muhafazakârlardan çağdaşlara, sosyalist devrimcilerden burjuva bankerlerine, esnaflardan öğrencilere, doğululardan batılılara bütün Yahudileri çatısı altında topladı.

1897’de İsviçre’de yapılan Birinci Siyonist Kongresi’nde Basel Programı adını alan program benimsendi.

Anılarında, “Uluslararasındaki ilişkiler bir güç sorunudur” şeklinde not düşen Herzl, “Bugün ve gelecekte, belki de kıyamete kadar güçlü her zaman haklıyı yenecektir” diyerek çalışmaları ve çatışmaları yönlendirdi.


Makyavelist anlayışla hareket ederek, her zaman daha güçlüyü aradılar, hep daha güçlüden yana oldular.

O yüzden bütün büyük güçlerle mekik diplomasisi yaptılar. Ancak sonuçta İngilizler tarafında karar kıldılar, Yahudi Milliyetçiliği ve dindarlığında Siyonizmin temelini attılar.

………………….

Ezcümle:

Yahudiler ulusal kimliklerini koruyarak varlıklarını korumuşlardı. Bunu da bulundukları her ortamda ekonomik güce sahip olarak sağladılar.

Tarih boyunca gayrimenkul değerlere yönelmediler, varlıklarını çoğunlukla menkul değerlerde tuttular. Para tanrıları oldu, faizcilik ve tefecilikte uzmanlaştılar. Modern dönemde banka, finans, borsa, tahvil ve fon alanında uzmanlıklarını sürdürmekteler.

Kitap hakkında: Beyan Yayınları; 0212 512 76 97 [email protected]

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle