Zıraat’a yol göründü, gaziler…
Elimizde, kala kala üç bankamız kalmıştı. Hükümetimiz, elde kalan bu bankalarımız için de özelleştirme projeleri hazırlamaktaydı. Vakıflar Bankası’nın sermaye yapısındaki, vakfi değerler payından ötürü özelleştirilmesi haylice problemliydi…..
Bu itibarla öncelik Zıraat ile Halkbank’tan birine verilecekti. Muhtemeldir ki, ilk bilet Zıraat’a kesiliyor...
İktisadi liberalizm ya da kamuyu küçültme yanlısı muteber vatandaşlık açısından, ‘Hayırlı olsun’ denilmesi gerekir. Bilinmez tabii, yeni muhafazakarca bu temenniler sonucu, belki gelecekte Merkez Bankası’na da sıra gelecek…
Dünyaca meşhur “stilistlere” açık, gelinlik yarışması açılır. Akabinden kar beyazı yeni ve çağdaş gelinliği üzerinde, “Merkez Bankamız” yabancı güveyin koluna takılarak, mutlu yarınlarımıza uğurlanır…
Dünya işi, Türkiye işi bunlar…
•
Türk sendikacılığı, aşağıdan gelen mücadelenin eseri olmaktan öte, yukarının lutf ve ihsanının eseridir…
“Demokrasi gerekiyorsa, komünizm gerekiyorsa, Şeriat getirilecekse, size ne oluyor lan, onları da biz getiririz” formatındaki baskıcı devlet felsefesinin, yani…
Böyle olunca, sendikalar da çalışma hayatının ölümcül problemleri yerine ücret sendikacılığına dönüştüler. Sendikaların talep ettikleri yüksek ücret, mallarını pazarlayabilmek amacıyla işverenlerce sorunsuz kabul edince, sendikaların da kasaları dolup dolup taştı…
Laik rejime karşı politik cihad, ehveni şer çizgisinde yürütüldüğünden, sandıktan çıkan yönetimler, sendikaları kendi kasalarının kullanım ve yönetiminde serbest bıraktı…
Rant getirici örtülü özel anlaşmaların resmi devlet bankalarıyla gerçekleştirilmesi ihtimalinin zayıflığından ötürü sendikalar, işçilerin paralarını özel bankalara yatırdılar… Sendikacılar ağalaştı, sendika genel merkezleri saraylaştı ve Türkiye, kısa zaman içinde banka cennetine dönüştü…
•
12 Eylül Kenan Evren - Demirel döneminde sendikalar güç kaybına uğradı. Bankalar da çoğunlukla, yaratılan karambollerden istifadeyle, zararı millete yüklenecek biçimde batıranın elinde kaldı. Kamu gelirlerinin nisbeten Birinci Kurtuluş Savaşı sonrasında sahip çıkılan Zıraat Bankası’nda toplanması hariç, iktisadi düzen altüst olup çıktı…
O günlerde Sosyal Güvenlik Kurumu, resmi devlet kuruluşu olduğundan, onun Zıraat’daki hesap ve kitabına daha henüz el sürülmemişti…
•
Yeni muhafazakarlığın Kemal Dervişizmine göre, özelleştirilecek kamu teşebüsleri parçalanarak pazara çıkarılıyordu. Sosyal Güvenlik Kurumu her ne kadar ticari müessese gibi görünmese de, sahip olduğu nakit havuzundan ötürü sahibine rant sağlayıcı niteliğe sahipti…
Bu kurum özelleştirmeye kalkışılsa her halde üçe bölünerek hizmetleri kiraya verilecekti. Bağ-Kur’un emeklilik hizmetleri, Sosyal Sigortalar’la Emekli Sandığı’nın hizmetleri olarak, ayrı ayrı tabii…
Bu hizmetlerin nakit işlemlerini yapacak mali aracı şirketler de bunlara ayrı ayrı talip olacaklardı…
•
İlgili bakanlık bir karar almış ve belirli bir tarihten sonra emekli olmuş ve bundan sonra olacakların emekli maaşlarının tevdi hizmetini Kamu bankası Zıraat’an geri alıp, özel sektörün Deniz Bank’ına ısmarlamış…
Anlaşılan özelleştirmeye hazırlık babında Zıraat Bankası’nın üzerindeki devlet yükü bir nisbet hafifletilecek. Gelecek günlerde Emekli Sandığı emeklilerin de yükleri kaldırıldığında, cillop yumurta misali görenlerin iştahlarını kabartacak. Sonra yerli yabancı talipleriyle ver elini pazarlık…
Hayırlısı olsun…
•
Yardımseverlik, elindeki lokmasını düşkünlerle paylaşmacılık Türklerin yaradılış GDO’sunda mevcut. İkinci Harp yıllarında Yunan halkı ekmeksizlikten kırılırken, devletimiz, Türkiye’nin buğday ambarında boğulmasını hoş görmemiş ve içeride ekmeği karneye bağlayarak Yunan kardeşlerimize buğday yardımında bulunmuştu…
Şimdilerde de Yunanistan iflasın eşiğinde kıvranıp duruyor. Türkiye’de ise, her yıl yüzlerce Boğaz Köprüsü bedelinde ekmek israfıyla dünya şampiyonluğunu oynuyoruz…Yunanistan’a açıktan karşılıksız yardımda bulunmak “komşularımızı rencide edebilir” ince düşüncesiyle de bizimkiler için, Venizelos’un torunlarına iş karşılığı mali yardımda bulunmak komşuluk görevi olabilir…
Denizbank, Yunan bankası mıydı da acaba, onun üzerinden Yunanistan, tüm AB ile birlikte ayağa kaldırılırken çorbada bizim de tuzumuz olsun,
İstedik!..


