Ruhsuz eğitim ve öğretim yerine..! (5)
Rûhsuz kalan gönüllerin çöle dönüşmesi şaşmaz ve değişmez neticedir.
Rûh, sonsuz âlem varlıklarının muharrik enerjisidir. Bu yalnızca Malik Kudretin emridir. Nûr, varlıkların kendilerini görünürleştiren ve “ateş ile suyu” bir arada buluşturan, Hayy ve Kayyum Allah’ın san’atı ve tecellisidir. İlâhî san’atın tecellisi geneldir. Evrenin tümünü hatta kürelerden zerrelere varıncaya kadar hiçbir sapma ve arızalanma olmadan her şeyi Ehad ve Samed Allah yönetmektedir.
Bu ilâhi sana’at insanda tecelli ettiğinde çölleşen gönüller yeniden yeşermeye başlarlar. İnsanlarda özellikle gençlerde yeşerip gelişme artarak süreklilik kazanır. Verimliliği artar. Bu verim pozitif enerjisi ile toplum katmanların arasında yayılır.
Onun için sonsuz kudret ve hikmet Sahibi Allah Teâlâ’nın sistem ve kanunları değer kaybına uğramadan ve deformasyon olmadan, kimilerine göre on beş milyar yıl, kimilerine göre otuz milyar yıl süregelmiştir. Devamında da kıyamete kadar kesintisiz sürecektir. Bütün bu ilâhî hâkimiyetin tecellisini bilmeyen insan, rûh ve nûrdan mahrum kalır. Felaketlerden de ders alamaz. Dava adına bir adım yol ilerleyemez.
Bildiği halde tersini yapan da “çok câhil ve çok zâlim” damgasından kendini kurtaramaz. Hem de gücü ve mevkii ne olursa olsun mutlaka kaderini yaşayacaktır. Ölümle buluşacak son nefesi ile bütün değerlerinden soyutlanarak toprak olmak için toprağa gömülecektir. Artık insan sanki dünyada hiç yaşamadı. Hem de yavaş yavaş unutulmaya yüz tutacaktır. Üzerine kayıtlı malı, mülkü, parası ne varsa bir anda kayıttan düşecektir. Varisler, ölümü ile sahipsiz kalan malını, mülkünü ve parasını kendi üzerlerine kaydettireceklerdir. O da amelleri ile baş başa kalacaktır.
Amelinden başka beraberinde hiçbir değeri olmadan milyarlarca yıl derin bir uykuya dalıp hesabını vermek için bekleyecektir. Haşriyle amelleri onu karşılayacaktır.
Rûhsuz ve nûrsuz sistem ile eğitilen nesillerin ebedileşen dertlerine bir bakar mısınız? Bundan sonra çıkmazları bitmeyecek, artarak devam edip sürecektir.
Bugün olduğu gibi ruhsuz ve nûrsuz eğitim hiçbir ayırım yapmadan herkesi kuşatıp kıskacıyla yakalayarak boynuna; “köle zinciri,” vurmuş, anlına; azad kabul etmez köle” tabelası” yapıştırmıştır. Bir gün ebedî azabı görüp sızlanıp duracaktır.
Müslümanlar bile inanç erozyonu yaşadıkça kötü âkibete sürükleneceklerini unutmamalıdırlar. Hacı, hoca, eğitimci, akademisyen ve medya mensubu nice insanımız bu risk ile karşılaşacaktır. Korunmayı düşünmedikleri için uyanmıyorlar.
İyi niyetli, fedakâr öğretmenlerimiz, hocalarımız ihlasla hizmet vermeye çalışıyorlar. Kendini hizmete adamış insanlarımızdan kimileri dernek kuruyor, kimileri vakıf kuruyor. Kimileri daha başka hizmet vasıtalarını kullanıyorlar. Fakat “bir arpa boyu yol alamıyorlar.” Kimi de medya alanında hizmet vermeyi yeğliyor. Fakat tamamına yakını hayırdan çok şer işlemekten kendilerini kurtaramıyorlar. Fark edemediklerinden dolayı kötüyü kendi elleri ile yayıyorlar. Şerre alet oluyorlar.
Televizyonlarda yemek yarışı yapanlar şirretleşiyorlar. Programlarında ne örf, ne letafet, ne nezaket, ne zarafet, ne saygı hatırlamıyorlar. Medenî toplum özelliklerini önemsemiyorlar. Yarışçılar yemek yapıyorlar. Tartıştıkça kahramanlaşıyorlar.
Dedikodu, aşağılama, çılgınca rekabet kırla gidiyor. Birbirlerini hırpalama ile iğrençleşiyorlar “İt dalaşı” gibi birbirlerine söylenirken ağızlarından çıkan tükürük parçacıklarının nerelere vardığını fark edemiyorlar. Birbirlerinin kişilik haklarını ayaklar altına alıyorlar. Aile mahremiyetini kokuşmuş çöp gibi iğrençleştiriyorlar.
“Ahsen’i takvim insan” böyle mi olmalıydı!? Esselamu aleykum
Not: YouTube kanalında İlhan Oral Kur’an Sistemi programı hizmetini başlatıyoruz. İnşa ELLAH. Yediden yetmişe herkes davetlimdir.







