D.MEHMET DOĞAN
Yazar, gazeteci ve fikir adamıdır. 4 Eylül 1947 tarihinde Ankara’da doğmuş ve 11 Ağustos 2024 tarihinde vefat etmiştir.
Adındaki D harfi, Mehmet Doğanların ayrılması için Nurettin Topçu tarafından verilmiştir.
Ankara SBF Basın Yayın Yüksek Okulundan mezun oldu, Türk Tarih Kurumu, Dergâh Yayınları, TRT Genel Müdürlüğü, Kültür Bakanlığında görev yaptı ve Gazi Üniversitesinde yazarlık dersleri verdi.
1978 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Kuruculuğu ve uzun yıllar Başkanlığını yaptı. Eserleri; ‘Büyük Türkçe Sözlük ve Dil, Kültür, Yabancılaşma’ adlı kitaptır.
Geçtiğimiz günlerde Konya Mevlâna Şiir Şöleninde, Türkiye Yazarlar Birliği Onursal Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan Bey’le hasbıhal ettik.
Ben daha sonra Rektör Hoca’ya, ‘D. Mehmet Doğan ile ilgili hatıralarınız nelerdir’ diye, sordum. Bu konuda yazmak istediğimi, bana yardımcı olmasını’ rica ettim.
Sağ olsun Musa Kazım Bey’de, daha önce yazmış olduğu yazılardan 4 tane gönderdi.
Şimdi bu yazılardan bazı bölümleri paylaşarak, Türkiye fikir hayatına büyük hizmeti geçen böyle bir değeri anmak istiyorum.
‘D. MEHMET DOĞAN’IN ARDINDAN’
‘Zaman insanları unutturur, ama bazı insanlar vardır ki, kendileri zamanın akışına şekil verir, milletlerin hafızasında adları birer çağrıya dönüşür.
D. Mehmet Doğan, işte bu isimlerden biriydi, yalnızca bir mütefekkir değildi. O aynı zamanda yaşayan bir fikir atlası, Türk düşünce ve kültür coğrafyasının seyrini değiştiren bir yol göstericiydi.
Ona dair yazmak, aslında bir çağrıyı yeniden işitmek gibidir. Bu çağrı, bizim kadim medeniyet tasavvurumuzun bir çağrısıdır.
Ömrü, bu çağrısının sesini diri tutmakla geçti. Modernliğin tüketici dalgalarına karşı, yerli bir akıl inşa etmenin mümkün olduğuna inandı. Batılılaşma ihaneti diyerek, sadece bir ideolojik itirazda bulunmadı, aynı zamanda bir kültür muhasebesi yaptı. Her satırında milletinin diliyle, tarihiyle ve hakikat arayışıyla buluşmasına vesile oldu. Türkçeye sahip çıkmak onun için bir edebiyat meselesi değil, bir varoluş mücadelesiydi. Çünkü bilirdi ki dilini kaybeden, hafızasını kaybeder, hafızasını kaybeden de istikametini...
BİR DİRİLİŞ OCAĞI: TYB
Türkiye Yazarlar Birliği’ni kurduğunda, yalnızca bir sivil toplum örgütü değil, bir fikir zemini inşa ediyordu. Bu zemin edebiyatın ahlakla, düşüncenin hikmetle, sanatın sorumlukla, buluştuğu bir meydandı. Orada sadece şiir okunmadı, kitaplar tanıtılmadı; orada düşünce yeniden şekillendi, kültürel dirilişin adımları atıldı. TYB onunla birlikte bir fikir akademisi, bir edebiyat mektebi, bir diriliş ocağına dönüştü.
D. Mehmet Doğan’ı ‘filozofça yaşayan’ bir mütefekkir yapan şey; bilgi birikiminden önce duruşuydu. O kendisine emanet edilen fikri, medeniyet ahlakını taşımakla kalmadı; onu yaşayan yaşatan ve her nesle aktarmayı görev bilen, bir ahlakın timsali oldu. Onda ne gösteriş vardı ne iddia. Onun iddiası sessizliğin içindeki direnişti; tevazunun içindeki vakar, sıradanlık içinde saklıydı. O büyük laflar etmeden, büyük işler yapmanın mümkün olduğunu gösterdi.
Ardından yapılacak en büyük iyilik; onun fikirlerini hem yeniden gündeme taşımak hem de onun ahlakını onun duruşunu ve izini takip etmektir.
FİLOZOFÇA BİR HAYAT
Filozof, içinde bulunduğu çağın ve toplumun sorunlarını teşhis ile tespit edip, bu sorunlara makul ve uygulanabilir çözüm bulma çabasında olan kişidir. Hakikat yolcusudur. Hikmet ve sevgiyle doludur. Gerçeğin peşindedir. Hakimdir, hekimdir. İnsanlar ve olaylar arasında, adil ve merhametli hakemdir. Felsefe bakış açısıyla irdeleyen ve değerlendiren kimsedir. Erdem ve faziletleri fikir olarak savunurken, tüm olayları bu zaviyeden değerlendiren ve bunları tatbik eden bir hayattır.
Filozofça yaşamaya uygun isimler; Bruno, Kant, Farabi, İbn Sina, Gazali, Mevlâna, Yunus Emre, Mehmet Akif, Nurettin Topçu, Cemil Meriç, Sezai Karakoç vb. gibidir.
D. Mehmet Doğan, filozofça hayata sahip bir mütefekkir, muharrir, münevver, insanlığın erdem ve faziletlerini taşımaktaydı.
Araştırmadan, incelemeden bir konuda düşünce serdetmez, bilmediği hususlarda fikir beyan etmezdi. Çok araştırır, çok okurdu. Sorgulayıcıydı.
Bilgeydi. Aksiyon insanıydı. Derdi ile davası tüm insanlığın, hassaten kültür ve gönül coğrafyaları, hususen kendi milletinin, adalet merhamet huzur içinde yaşamasıydı. Ankaralı bir ahiydi.
KELİMEDEN MEDENİYETE BİR HAFIZA MİMARI
O milletimizin hafızası için, çalışan bir münevverdi.
Türkçeyi kendi tarihi derinliğiyle yeniden buluşturmak, kültürel bağımsızlığımızı yeniden kazanmak için, ömrünü vakfetmişti.
Onun mücadelesi aşağıdaki şu kavramlar üzerinden okunabilir;
1- Kalem,
2- Hafıza,
3- Ahlak,
4- Kurum,
5- Şahsiyet.
Ona göre yazmak bir meslek değil, bir vazifeydi. Mehmet Doğan’a yalnızca edebiyat değil, tarih, sosyoloji, felsefe alanlarında doktora verilebilecek, çok yönlü bir mütefekkir olarak bakmak gerekir. Onun düşüncesi, tek bir akademik disipline sığmaz. Ahlak medeniyet tasavvuruna kadar, bütüncül bir düşünce dünyası vardı.
Eğer bir toplum dedesinin yazdığı mektubu okuyamıyorsa, yüzyıl önce kaleme alınmış bir şiiri siyasi belgeyi düşünce metnini anlayamıyorsa, burada hafıza ve devamlık meselesi vardır.
Adıyla özdeşleşen eserlerin başında, hiç şüphesiz Büyük Türkçe Sözlük gelir. Bu sözlük bir başvuru kitabı değil, hafıza atlasıdır.
Mehmet Doğan’ın düşünce dünyasında, Türkiye’nin modernleşme ve batılılaşma tecrübesi çok önemli yer tutar.
Batılılaşma eleştirisinin merkezinde, derin bir mesele; ‘zihni ve kültürel bağımsızlıktır’.
Onun Anadolu’dan, Türkistan’a bir Medeniyet anlayışı vardır ve bu Türkiye’nin siyasi sınırlarıyla sınırlı değildir.
Bağımsızlık sorumluluk ve cesaret ister. O bağımsız ve cesurdu. Sorumluluk sahibiydi. Zor zamanlarda 28 Şubat örneğinde olduğu gibi, susmamış, cesaretli davranmıştır.
Vefatından sonra gerçekleştirilen çalışmalar, mirasının yalnızca hatıralarda değil, yayınlarda, araştırmalarda, burslarda ve kurumsal faaliyetlerde olduğunu göstermektedir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, D. Mehmet Doğan ağabeyin cenazesine bizatihi teşrif edip, cenaze namazı sırasında yaptığı konuşmada ‘onun dilin ve dinin muhafızı olarak yaşadığını’ beyan etmişlerdir.
Ayrıca yayımladığı mesajda ‘onun ülkemizin yetiştirdiği en değerli münevverlerden olduğunu, çalışmalarını, Mehmet Akif ve İstiklal Marşı üzerine yaptığı araştırmalarını ifade etmesi’ onun fikir ve kültürel hizmetlerinin, en geniş bir karşılık bulduğunu göstermektedir.
Yaşasaydı, D. Mehmet Doğan bugün gençlere şunları söylerdi;
*Kendinizi küçümsemeyin,
*Hafızanızı başkalarına teslim etmeyin,
*Moda fikirler peşinde koşmayın,
*Önce kendinizi inşa edin,
*Hayatta bir meseleniz olsun,
*Başarınız; sizi daha adil, merhametli, sorumlu, daha faydalı bir insan haline getirmiyorsa üzerinde yeniden düşünmeniz lazımdır,
*Kalabalıklar içinde kaybolmayın, vicdanınızı hiç bir makama kiralamayın,
*Zor zamanlarda, doğru yerde durun.
D. Mehmet Doğan Bey’i rahmetle anıyoruz.
Yazılarından dolayı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan Bey’e teşekkür edip, yine hocanın cümleleriyle konuyu sonlandırıyoruz;
‘Ruhu şad olsun. Kalemi kadar temiz, dili kadar duru, yüreği kadar berrak bir ömür sürdü. Onu tanıyan herkesin ortak cümlesi; İyi ki vardı!
Hayatımız onunla kesişti, onun gibi son devrin en entelektüel münevveri ve mütefekkiri ile tanıştık. Dost olduk, yoldaş olduk, yaren olduk.
Hamdolsun. Mekânı cennet olsun’.
El Fatiha.







