--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Seçmenin gücü

Ali Akben
Ali Akben
0

Değerli okurlarım, son çeyrek asrın siyasi hafızasını tazelemekte fayda var.

E-muhtıradan Gezi olaylarına, 15 Temmuz darbe girişiminden bugüne kadar AK Parti hükümetlerine takılan onlarca çelmeyi hatırlayarak makalemi okumanızı öneririm.

Bu süreçte yapılan seçimlerin hemen hepsinde halkın önemli bir kesimi, geçmişte yaşanan kötü hatıraların tekrarlanmaması adına AK Parti’ye takılan tüm çelmelere rağmen halkımız vize vermeyi sürdürdü.

Bütün siyasi müdahalelere, algı operasyonlarına, entrikalara ve yalanlara itibar etmedi. Yapılan hizmetleri gördü tercihini Ak parti lehine kullanarak tek başına iktidara taşıdı.

Kendilerini elit ve seçkin olarak gören, sırça köşklerinde yaşayan bazı çevrelerin, iktidara destek veren seçmen kitlesini küçümsemesi de başka bir tercih sebebi.

AK Parti seçmenini göbeğini kaşıyan adam, makarnacı, hatta aklını kaybetmiş cahiller topluluğu olarak niteleyenler, aslında küçümsedikleri kitlenin siyasi reflekslerini hiç anlamadılar ve hala inatla da anlamamaya devam ediyorlar.

Seçmeni aşağılayarak tercihlerini değiştirebileceklerini zannettiler. Oysa bu tavır, seçmenin partiye ve liderine daha fazla kenetlenmesine zemin hazırladı.

ABD destekli 15 Temmuz darbe girişiminde, diğer vatanseverler gibi canını ortaya koydu.

Ardından MHP ile kurulan ittifak, siyasi dengeleri değiştirdi. Cumhur İttifakı hem Meclis çoğunluğunu elde etti hem de toplumsal tabanını güçlendirdi.

Bugünlerde ise AK Parti ve MHP seçmeninin önemli bir kesiminin yeniden teyakkuzda olduğunu görüyoruz.

Partilerini yıpratan, siyasi hareketlerinin itibarına zarar veren gelişmelere karşı sert tepkiler göstererek partilerine sahip çıkarak düşman çatlatıyorlar

Bu onurlu duruş ile bir anlamda hem Erdoğan’ın elini rahatlattılar hem de muhalefetin oluşturduğu siyasi algılara karşı hodri meydan dediler.

Gündemdeki fon krizini fırsata çevirmek isteyen malum kitlenin şişirdiği balonu patlatan seçmen bir taşla iki kuş vurarak kötücül hevesleri kursaklara tıkadı.

Ancak burada asıl mesele, balonun kim tarafından şişirildiği veya kimin tarafından patlatıldığı değil, ortaya saçılan iddiaların ve gerçeklerin hakkaniyetle değerlendirilmesidir.

Şimdi sıra, fon balonu elinde patlayanlarda.

Ne var ki bazı çevreler, kendi yanlışlarıyla yüzleşmek yerine, geçmişteki hatalarını görmezden gelerek yeni algı balonları üretmeye devam ediyorlar.

Sahtekârlarla tamahkârların kurduğu kirli ilişkiler ağı çözüldükçe, bugün kendilerini temize çıkarmaya çalışanların yarın küçük dillerini yutacakları gelişmelere şahit olacağımıza inananlardanım.

Benim yeni balon üreticilerine acizane tavsiyem basit: Hakkaniyetli olun ve aynalarla barışın.

Çünkü aynalar yalan söylemeyi beceremez. Yeterince dikkatli bakıldığında, insanın kendi gerçeğiyle yüzleşmesini sağlar.

Mevcut iktidara muhalefet eden irili ufaklı partilerin seçmenleri de aynı duyarlılığı gösterirse hem ülkemize hem de kendilerine daha faydalı olurlar.

Yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen başkanlarına ve yöneticilerine karşı onlar da gerektiğinde hodri meydan diyebilmeli, yeter artık diyerek tepki gösterebilmelidir.

Arsızlıkları, hırsızlıkları, şaibeli ilişkileri, hatta ihanet iddialarını sırf siyasi aidiyetleri nedeniyle savunma hatasına düşmemelidirler.

Ne yazık ki bazıları, kendi siyasi mahallesinde yaşanan her türlü rezaleti görmezden gelmeye devam ediyor.

Başkanlarını, yöneticilerini, hatta paragöz gazetecilerini bile sütten çıkmış ak kaşık gibi görmeyi sürdürüyorlar.

İşte asıl sorun burada.

Siyasi aidiyet, insanın aklını ve vicdanını teslim alırsa, hakikat ile yalanın, doğru ile yanlışın birbirinden ayrılması mümkün olmaz.

Seçmenin gücü yalnızca iktidarı belirlemesinden değil, gerektiğinde kendi desteklediği iktidara veya siyasi temsilciye hesap sorabilmesinden gelir.

Gün, erdemli ve omurgalı duruş sergileme günüdür.

Hesap sormak kadar hesap verebilmek de önemlidir. Siyasi kimlikler, makamlar ve güç odakları hiç kimseye dokunulmazlık kazandırmamalıdır.

Hesabın hasbiliğine inanan bir vatandaş olarak, yapılanların yalnızca ahirette değil, bu dünyada da hesabının görülmesini talep edenlerdenim.

Unutmayalım: Seçmen, sadece oy verdiği gün güçlü değildir. Asıl gücünü, doğruyu yanlıştan ayırabildiği ve gerektiğinde hesap sorabilme cesaretini gösterdiğinde güçlüdür.

Ak parti seçmenini bu tutarlı ve onurlu duruşu nedeniyle kutluyor darısı diğer partilerimizin seçmenlerine diyorum.

Bu haftalık da bu kadar.

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle