• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI

Waffle…

26 Temmuz 2021
A


Atilla Özdür İletişim: [email protected]

Şehirler ve kasabalar eski zamanın muhtarlı köylerine benzemiyor. Toplu yaşamada önemli ve ehemmiyetli lazimeler hem çok fazla, hem de çeşitli. Kırk haneli köylerde muhtarlık geliri belki ihtiyaçları karşılayabiliyor. Şehir kurnazları ise, vergi hasılatını düşürüyor. Paylaşmaya gelince, hakim azınlık gelir dağıtımında açgözlülük ediyor. İhtiyaçlar da giderilemiyor. Birinci sınıf vatandaş, şehirde yaşamanın kaymağını yerken, ikinci-üçüncü sınıf bölgeleri, yağmur yağdığında sel basıyor..

Politika, uzun vadeli ve bol gelirli bir meslektir. Sel baskını ve benzeri afetlerin başarılı istismarcıları, şeksiz şüphesiz iktidara erişir. İktidarı ele geçirenlerle geçiremeyenler, usuldendir, seçimler sonrasında gelecek dönem için aralarındaki çıldırası kapışmalarına yine devam edip giderler. Mesela, şimdiki halimiz buna bir örnektir. 

Neticede alt sınıflar bir de bakarlar ki, dünden bu güne eski tas eski hamam. Değiştirilemez bu politik kader, sonuçta seçmenleri partizanlaştırır. Bu safha, parti başkanlarının partizanlar tarafından tanrı mesabesinde uçurulmaya başlama safhasıdır. Müritlerinin şeyhlerini uçurmaları gibi.. 

Topluca yaşadığımız şu yalan dünyamıza biraz da basın aleminden bakalım..

Gazeteci, geçimini gazetecilik yaparak geçinen kişidir. Bu hizmet, kamu göreviyle eş bir görev olunca, adaletten kopmaması için devlet kendilerini bir takım ayrıcalıklarla desteklerse de, gelir getirici başka bir işte çalışmasına izin verilmez. Gazetelerde hizmet gören bu ruhsatlı gazetecilerden farklı, bizim gibi gazete yazıcıları da vardır. Bunlar, maliye yönünden meşruiyet tanınmış yarı kaçak çalıştıklarından, gazeteci sayılmazlar. Hemen hepsi, bir başka işten para kazanarak geçinirler. Kimileri keyif olsun diye yazarken, kimileri miras yemiştir, yazıp, çizer, yaşayarak gider. Bazıları da ideolojik davalarına destek amacıyla kavgaya katılırlar...

Toplumun Politik hayatındaki gazeteciler dünyası, böyle bir dünyadır. Bu dünyanın bir de doğrudan okur yazarlıkla ilgili okuyucu kesimi vardır..

Ortalıkta dönen dolapları öğrenmek isteğiyle okuyanlar, okuduklarını anlayarak okurlar. Kendi başlarına veya dostları ile birlikte sohbet havası içinde ahvali değerlendirirler. Mesela günümüze göre gündeme alınacak önemli bir konu olarak Afganistan oluversin..

Amerika, bildiğimiz gibi demokrasi öğretmek için girdiği bütün az gelişmiş ülkelerde yaptığını, Afganistan’da da bir iyilik olarak uygulamak istemişti!.

Ve şimdi Afganistan perperişan. Başlarına bir de Müslüman görünümlü terör örgütünü musallat eyledi. Amma bu bela, Amerika’nın kendi başına çorap örmeye kalkınca, bunu satıp savacak müşteri aramaya çıktı. Afganistan’ı bir tuzak olarak Türkiye’nin sırtına yüklemeye kalkıştı.. 

Amerika bu, ahlaksız dürzü.. Rusya’nın saldırgan niyetlerinden koruma gayesiyle bize yardıma kalkıştığında, bunun faturasını Kore Savaşı üzerinden kesmişti. Kore’ye gidip komünistlere karşı savaşmak ve mükâfat olarak da NATO birliğine katılmak. Merhum Menderes, bunu kabullenince, ihraç malı olarak bize de nasip oldu, oralarda dolanmak. Şimdi de kalkıyor ve emredici bir üslupla, Afganistan için benzer tekliflerde bulunuyor.

Hava meydanına jandarma karakolu olmak…

Kimin için, bize ne fayda?. Bizim asker lejyoner mi? 

 Korunması istenen bîgünah halk Müslüman. Bunlara tebelleş olan Taliban düşman, Müslüman. Din kardeşliği şüpheli Taliban’a karşı kurulacak karakolun fedaileri de yine Müslüman.

Kimilerimiz bu konudaki tartışmaları, vatan ihanetine eş ahlaksızlık sayıyor. BM, Kıbrıs konusunda bize karşı sergilediği hainane tavır, halen devam ediyor. Kore gazileriyle kimi şehit yakınlarının, Amerika’nın verdiği madalyaları çöpe attıklarını da unutmayalım. 

Bu konuda devlet hükümeti, açıktan açığa kendi milletine danışacak mı? Öyle ya, Amerikalılar Suriye’de bizim subaylarımızın başlarına çuval geçirmesine karşın biz kalkıp gidelim, Batı diplomatlarının aile saadetinin koruyuculuğunu üstlenelim!.

Hem de, Amerika Devlet Sekreteryası da kalkıp, bizim karakolu “Türkiye’nin Afganistan’daki hizmetlerinin, Amerika Birleşik Devletleri bakımından önemi çok büyük olacaktır” diyerek değerlendirirken!..

Reva mı?

Okuduğunu anlayabilenler böyle yorumlamalarda bulunurken, okuduğunu anlamakta zorluk çeken partizanlar da, devlet veya hükümeti gazlamak için davetin şartsız kabulüne karşı çıkanları, hainlikle suçlamaktan utanmayacaklar… 

Gazetecilerin, mesleğinin dışında ticari faaliyetlerde bulunması, evvela ahlak duvarlarını yıkarak devletin çöküşünü hazırlar. Seçilenler de dahil olmak üzere devlet ve hükümet erkanının da, elini ayağını çarşı pazardan çekmesi gerekir. Hatta yakın aile efradının da..

Ne güzeldi eskilerimizin, “Bin atlı akınlarla dağ gibi orduları yendiği” günler. Bizler de Milli Gazete’den arkadaşlar olarak zaman zaman toplanıp Kasımpaşa’ya giderdik..

Bizim Tayyip Erdoğan’ın ortaklaşa çalıştırdığı söylenen mekânda işkembe çorbası içmeye… 

Şimdi ise; 

Peyami Sefa’nın, Batıcı Harbiye’nin karşısında muhafazakârlığın kendi öz kültürünü savunduğu şimdinin Z kuşağı, Fatih’te tertip ettikleri WAFFLE ziyafetine davet ediyorlar. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

profit şakir

bi de profiterol var hocam, onu denedin mi?

waffle yenebilir

Herseye rağmen ülkemiz çok verimlidir. 
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23