Yumurta sarısı tozu…
Hiç duymamıştım. Okuyunca bir tuhaflaştım. Amma madem ki sütün tozu olabiliyor ve peyniraltı suyunun tozunu da pasta ve baklavacılar kullanıyor, niye olmasındı?..
Eski Türkiye, hukuksuz demokrasi kurallarına göre yönetiliyordu. İzmir İktisat Kongresinde temeli atılan devlet eliyle özel kesime sermaye birikim politikası, altmış yetmiş yıl boyunca kesintisiz uygulandı…
İcracı ve yatırımcı bakanlıklar vergi ve gümrük mevzuatında kısıtlayıcı olduğu kadar genişletici nitelikte bir karar hazırlığına girişirken, birileri de, bu uygulamalardan etkilenecek yakın dostlarına haber uçuruyordu…
Siyaset ve yüksek bürokrasiyle ahbap çavuş ilişkisi içindeki yandaşlar hiç vakit geçirmeden ithali yasaklanıp vergileri artırılacak maldan stoklayabildiklerinde, sermayeleri de devlet eliyle tahkimlenmiş oluyordu…
Hükümetler, dostlarına bir kıyak çekecekse hiçbir zaman “Al hemşehrim, güle güle kullan” diyerek avuçlarına kese bırakmazdı…
•
Seksenli doksanlı yıllarda bakanlık koltuğundaki muhterem bir zatın oğlu da bu arada, hayvan yemi faslından yüzlerce tonluk mısır ithalatıyla piyasanın mevcut bütün kiralık silolarını dolduruverdi. Bunu takiben de hükümet, mısır ithalatına munzam vergiyi yükleyiverdi…
Meğerleyim, düşük fiyattan mısırları stoklayan bakan çocuğu, pastorize yumurta üretiyormuş…
Yürü ya kulum işaretini alan muhterem mahdum, stokladığı mısır dağlarına güvenerek gönül huzuruyla ürettiği pastörize sulu yumurtaları sırtlandığı gibi mutluluk ufuklarına doğru kanatlanarak uçup gitmişti…
Likit sulu yumurtayı da o günlerde duyup işitmiştik…
•
Türkiye, suyu kurutulmuş yumurta sarısının tozlarından yaptığı 100 milyon dolarlık ithalatının ardından ihracatçı Avrupa ülkelerinde bu tozun içerisinde fibronil zehiri tesbit edilince Almanya, İngiltere, Fransa ve daha birçok ülkede bu tozların kullanılması yasaklandı…
Dahası, Avrupa’nın yumurta çiftliklerinde “imal edilen” yumurtalar arasında zehirlisinin görülmesi üzerine, yumurta fabrikalarının kapatılması da düşünülüyormuş…
Şimdi hangi çuvalın pirincinde taş aramaya çıkacağız?..
Anlaşılan, önümüzdeki bayramda dostlarımızı ziyarete giderken ellerimizin boş gitmesi gerekecek …
Tatlılarda glikoz, unlularda da, yumurtanın zehirli sarısı!..
Kasaplık hayvan yeminde de, GDO’lu toprak ürünleri!..
Gel de yaşa, güvenle!..
HAMİŞ: Ha, unutuyorduk az kalsın. Meclis lokantasında zeytinyağlı enginarın porsiyonluk fiyatı iki buçuk lira imiş. Kabak tatlısı da, bir buçuk …
Ölüsü kandilli memlekette, MEBUS olmak varmış be…


