--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeni Mekke dönemi...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Yüce Allah’ımızın biz kullarına hayat nizamnamesi olarak gönderdiği Ku’ran-ı Kerim’i, birbirimize karşı sürdüregelmekten utanmadığımız öfke ve kavgalarımızı meşruiyet kaynağı haline getirmişiz…

Bu tesbiti yapan zat, Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu…

Tesbitlerinde isabet etmiş etmesine de, biraz geç kalınmış galiba. Zira, zamanında işletilmeyen adaletin, ismen adalet olmaktan öte bir fonksiyonunun kalmayacağı söylenir…

Gecikmiş adaletin kime ne faydası ola ki…

Tam da bu kertede, sorulması ve ardından da cevabının araştırılması gereken ahlaksızlığa gelelim…

Kuran’ı Kerim’i (haşa) fitne teknesine çevirip ikballeri için onu kullananlar kimlerdir?.

Ha çıkın bakalım işin içinden?...

Kenan Evren, için ismine öntakı olarak müteveffa mı yoksa rahmetli tanımlaması uygun düşer, bilmiyorum. İmam hatiplerin açılmasıyla mecburi din derslerinin tedris emrinin kendilerince verildiğini söylüyor ki, doğrudur…

Kılıçdaroğlu’nun, imam hatip okullarıyla ilahiyat fakültelerini açtıranın CHP olduğu beş yıldızlı “gerçek  gerçeğini” seçim kampanyasında meşru bir silah olarak kullanmasına da muhafazakarlar, partizanca karşı çıkıyor…

Selahattin Demirtaş da, iktidara geldiklerinde müfredattaki din derslerini kaldırıp devletin Diyanet İşleri dairesini de lağvedecekleri vaadinde bulunuyor ve bizler de bu vaadleri din düşmanlığıymış gibi algılamak istiyoruz…

Partizani ırkçılık, hepimizin idraklerini köreltmiş..

Ve Bardakoğlu da, eski bir Diyanet İşleri Başkanı kimliğiyle şöyle bir beyanda bulunuyor,

Öyle bir İslam dünyası var ki, hem siyasi iktidarların hem muhalefet hareketlerinin hem tepkilerin, hepsinin bir bakıma meşruiyet aracı olarak Kur’ân–ı Kerîm işlev görüyor. Bir kutsal kitabın rolü bu değildi.

Huzur ve asab bozucu politik tarrakaların kıyı köşelerde kalan sakin sokak aralarını dahi yaşanamaz ve tahammül edilemez hale çeviren politik kampanya malzemeleri arasına sıkıştırılan din ve dince kutsal sayılan tüm değerler, hazır paketlenmiş meta parçacıkları halinde politika bezirganları tarafından panayırda pazarlanıyor...

Diyanet, bu iğrençliğe, şiddetle ve hatta 141-142’leri geri getirme arzusu izhar edercesine, karşı çıkmalıydı…

Amma ne çare, orası bir Devlet Dairesi ve memurları da, tayinen getirilip, görülen lüzum üzerine de tayinen götürülüyor…

Kahrolası hanelerimizde, hanelerinizde ve hanelerinde de, yaşamak isteyen evlad-ı iyaller.

Diyanet İşleri’nin,  idari sistemin Cumhuriyet’liği gibi, laikliği ve  değiştirilmesi teklif dahi edilemez” türünden tüm nitelikli yapısı gibi, erken cumhuriyet yıllarında CHP tarafından kurulduğu bir gerçektir…

Taşlarının kendisine  söktürüleceği sokaklarda, Kuran’ı Kerim’in fonksiyonunu çarpıtanlara Allah rızası için müslümanca fırlatılabilir meşru bir taş bulabilme gücünden yoksun yapıda olması, kaydıyle…

İkinci harp yılları sona erme kulvarına girmiştir. Karaborsa, ihtikar ve harp fırsatçılığı, burjuvazi özetlerini epeyi birikimli konuma getirmiştir. Yoksullar yoksullaşmış, varsıllar daha da ense göbek şişkolaşmıştır. Sıradan halk da CHP’den kurtuluş yollarını araştırmaya yönelmiştir. Yönetim, kendi yerini tahkimlemek amacıyla köylüyü memnun etme zorunda kalmıştır. Topraksız köylüye toprak için “toprak reformuna” kalkışınca,  ağa takımı da, fırsat bu fırsat diyerek CHP’den kopmuş ve DP’yi kurmuştur…

Bayar Menderes Hareketi, ezilmiş halkı cezbetmek için Kuran’ı Kerim’i kullanma niyetini izhar edince, bunlardan önce daha atik davranan CHP, 

İmam hatip okullarını açıverir

Doğrudur, imam hatip okullarını, hem de ilahiyatlarla birlikte Demirel’lerden, Menderes’lerden, Erbakan’lardan ve Kenan Evren’lerden yıllar ve aylar önce İsmet İnönü’ler açmıştır…

Her şey devlet için… Yalın İttihat ve Terakki’den       günlerimizin abdestli abdestsiz karmasına kadar politika pazarının aktörleri utanmasalar (Allah’dan korkmasalar değil), ve şimdilik insanlardan utanmasalar, Yüce Yaradanımızla birlikte Efendimiz Peygamberimize kadar dince kutsal tüm değerlerimizi parça  parça putçuklara çevirip, oy karşılığı pazara sürecekler…

İçlerini bilmeyiz, belki de sürdüklerini sanıyorlar (haşaaaa)…

Allah’ıma çok şükürler olsun. Kıç yalayarak bir baltaya sap olmamanın huzurunu yaşıyorum.

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle