Yalova’nın dörtlü kavşağı...
Sayısı, politikacı ağzıyla belki biraz eklemeli olabilir. Yalova’da yüze yakın asırlık ağaç kesilmiş. Taksim Parkı’nda da sanırım bir tek ağaç, o da iktidara göre bir başka mahale dikilmek üzere köklenmiş, Gezi’ci muhalefete bakarsanız, kesilip odun yapılmış...
Kesim dikim işlerini yapanlar her iki yakada da mahallin belediyeleri. Yalova, CHP demiş, İstanbul Taksim ise, AKP... Her iki belediyenin de politikacı ağzıyla sayıları ihtilaflı ağaçlar üzerindeki tasarrufları, halka hizmet amaçlı...
Bursa’da da hangi partinin zamanında olmuş hiç önemi yok. Belediye, Peygamber tavsiyesine uyarak güzel bir iş yapıyor. Sülüklü Mescidini kamu yararına kullanması gerekli yerinden taş taş sökerek, dört tekerleğin üzerine yükleyip 100-150 metre aşağılarda yine aynı derece önemi haiz bir başka noktaya yerleştiriyor. Bunu yaparken de herhalde belediyeciler Efendimiz Rasulullah’ı hatırlamış olmalılar. Zira...
‘Yol üzerinde sohbete durup da gelen geçene engel olmayınız’ dememiş miydi, Peygamberimiz ümmetine?..
Taksim ve Yalova’daki ağaç sökme kesme işleri de aynen böyle işte. Kamu yararına birer proje...
Gel velakin, Peygamber tavsiyesine uygun bu işler siyasete alet edilince, taraftarları olarak çapulcularla okuyup yazmış insanlar, yöneticilerin dinleri hangi partidenmiş hiç kaale almaksızın birbirlerini şeytanca taşlamaya başladılar...
Yalova’da muhalif CHP’li belediyenin başlattığı ve AKP hükümetinin partizani taraftarların da kesilen ağaçlardan ötürü şeytanca taşladıkları dörtlü kavşağın inşaat alanına koskocaman bir bez afiş kondurulmuş.
‘Halkın yararına yapılan bu güzel işten ötürü hükümetimiz teşekkür ediyor... AKP Yalova İl Başkanı’...
Güler misin, ağlar mısın?..
Politika işte, baştan aşağı şeytaniyet, gözüne kurban siyasetin...
•
Yarın cehennem kurulup faaliyete başlayınca zebaniler de kapılarda yeni gelenlerin kimlik kontrollerini yapacakmış...
- Söyle bakalım dünyadeyken ne iş yaptın da bu cezayı hak ettin?..
- Efendim ben şuydum, buydum, memurdum işçiydim, onu bunu alıp satar, pişmiş aşa su katardım...
- İçerisi dolu kardeşim yer yok. Gazeteciler lebaleb, bir nefeslik bile yer kalmadı. Git başka kapıya...
Sadece gazeteciler, tek başlarına cehennemlik olmamalı. Dertleşip kurtlarını dökecek birer de arkadaş gerek...
Bila tefrik cins cibiliyet aramaksızın politikacılarla partizan yandaşlarından başkasına yer kalmayacakmış gibi bu dünyanın haliyle dünyalının ahvali...


