--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Terörle mücadele eylem plânı üzerine...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Millet, kabaca tarifiyle aynı dili konuşup, geleceğe yönelik umudlarını birlikte paylaşmaya teşne olduğu kadar, geçmişten gelen tarihi değerlerle örf ve adetleri de iyisiyle kötüsüyle, birlikte ve gururla paylaşan inanç birliği içindeki insan topluluğu.

Elle tutulup gözle görülebilen müşahhas bir varlık. Daha kabacası, boşlukta yer kaplayan fiziki bir madde, obje...

İnanç birliği aradan çıkarıldığında, millet ulus’a dönüşür...

Gelelim devlet’e...

Devlet, doğuştan bir seri haklarla teçhiz edilmiş tekil fertlerin meydana getirdiği, toplum hayatının düzenleyicisi mücerret bir organizasyondur...

Elle tutulamadığı gibi, gözle de görülemez...

İki kişinin bir araya gelmeleri halinde bunlardan birisi reis olacak, bir anlamda devletin simgesi...

¥

Kafir olanlar bile birbirinin yardımcılarıdır. Siz bunu yapmazsanız yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat kopar”    (Enfal suresi ayet73)...       

Elle tutulamadığı gibi gözle de görülemez maddesiz soyut bir varlık olan devlet, Allah’ın emri ve Efendimiz Peygamberimizin kavli mucibince kurulup müesseseleştirilir...

Toplumun devletleşmesi için buyurun lazimelerin bir de laik karakterli olanına

1923 devriminin hedefi Meşrutiyet Türkiye’sinde başlatılan kapitalist gelişme siyasetini devam ettirmektir. Bu ise, sermaye birikimini devlet ve yasa desteği, büyük ticaret kesimi ve toprak sahiplerinin yararına hızlandırmak ve gelişme yoluna girmek demektir. Bunun için tarımdaki artı değer çoğaltılarak sermaye yapılmış bu yolla ticaret sektörüne sanayileşme sürecine kaynak aktarılmıştır”...(Cumhuriyet döneminin iktisadi tarihi. Yahya S. Tezel) ...

“Devlet eliyle zengin yaratma politikası” budur ve her iktidar da, kendi zenginlerini yaratır, seçimlerde maddi ihtiyaçlarını karşılasınlar diye ...

Görülüyor ki, millet ya da ulus formasyonunu almış kalabalıkların, düşmanlarına karşı savunma gücünü oluşturacak ve/veya ter dökerek çalışan vasat çoğunluğun aleyhine  ayrıcalıklı azınlığı zenginleştirecek düzenleyici, kural koyucu, adaletten ayrıldığındaysa, mülkün temelini tarumar edecek devlet, milletin bağrından çıkıyor.

Devletin, milletin malı olması gerekirken, Türkiye’deki şemaya baktığınızda, devletin, milleti babasının malı gibi sahiplendiğini görüyoruz...

Devletle millet arasındaki, başbakanın ortadan kaldırılacağından söz ettiği farklar ikiye ayrılır. Birisi sosyolojik ve hukuki karakterli olup, diğeri de yapı tarzı itibarıyle, inşai...

Bunlar, yani devletle millet eşyapıda ve eşkarakterli olmadıklarına göre, aralarında ortadan kaldırılacak farkların da bulunmaması iktiza eder.

Milletle devletin yanında kuvvetler ayrılığı prensibine benzetircesine, üçüncü bir ayaktan bahsetmek gerekir. Bu da vatan’dır...

Tarihin tabii bir ürünüdür millet. Tekil fert aileyi kurar. Aile genişler diğer ailelerle birleşerek cemiyeti meydana getirir. Cemiyet yerleşik de olsa, göçebe de olsa, çadırını kuracak, AVM’sini dikecek bir toprak edinir ve ona da vatan denilir.  

Millet devletini kurduktan sonra ve daha önceleri ya savaşarak ya da kız alıp vererek edindiği vatanında huzur yüklü bir ömür sürer gider...

¥

Başbakan Davudoğlu, tahribata uğrayan Diyarbakır’ın Sur’larıyla birlikte yeniden inşa edileceğinden bahsediyor.

Bursa’nın Osmangazi merkezinde bir mescid, ismi de Sülüklü Mescid. Şehrin Osmanlı hayat tarzını simgeleyen tarihi bölgesinin yıkılıp yeri gökdelenlerle doldurulurken, Sülüklü Mescid, yıkıcıların ayaklarına dolandı. Onlar da duvarlarındaki taşları tek tek numaralayıp beşyüz metre aşağılarda bir yere   montajladılar. Caminin kapısına da bir tabela. Asırlar öncesindeki yapılış tarihi, banisi olarak o devrin öndegelen bir şeyhefendinin muhterem ismi, vs,vs...

Tabela, ince eleyip sık dokuyanlar için tam anlamıyla Aziz Nesin’lik bir manzara...

Diyarbakır Surları Bursa’nın Sülüklü Mescidine benzemez. Numaralanmış taşlarını teker teker sökerek yeniden inşa etseniz bile, üç vakte kalmaz durduğu yerde dökülür.

Bir kere, dini ne olursa olsun eski namuslu insanların kardığı inşaat harcını günümüz Türkiye’sinde kimseler karamaz. Allah Selamet versin, Selamet-CHP hükümetinin eski İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Suriçi Grubunun Topkapı toplantılarının birinde eskazara(mı) bir çam devirivermişti;

Şehri çevreleyen surlar yer yer yıkık dökük. Onları onarmaktansa yıkıverelim gitsin...

Yıkıverelim gitsin... 

Kasımpaşa’daki Tersane-i Amire ile birlikte Camialtı Tersaneleri de, çevresiyle birlikte yıkılıp turizme açılmayacak mı?..

Köşkler, villalar, recreation alanları ve AVM’ler...

Yıkıverelim gitsin... 

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle