--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tandoğanlaşma üzerine...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Geometride kesişen doğruların iç ve dış ters açılarının kendi aralarında birbirleriyle eşit olduğu söylenir. Hatta bu söylenti ispatlanmıştır da...
Lakin, gerçek hayatın politik geometresinde, hendesi geometrinin pergelli cedvelli zeminine nisbet farklı yapısında, bu eşitlikler görülemez. Politik geometrenin hukuka uygunluk açısının büyümesiyle bu eşitsizlik de büyür. Politika hukuka yakınlaştıkça,  toplumun irileriyle küçükleri, sırtı kalınlarıyla uçkur yoksunları arasındaki gelir dengesizliği de hafifler...
Yönetenlerle yönetilenler arasındaki gelir ve geçim zıtlıkları törpülenmiş olacağından, birlik ve beraberlik duygusu da pekişir...
¥
Hükümet, memleketin çekilip çevrilmesinde mahalli halkın hür iradesini yok saymaya yönelerek bütün coğrafyasını, tek elin kontrol ve denetimine aktarmak arzusunda. Erken Cumhuriyet’in tek partili günlerine doğru bir yönelim sergileyen bu özenti tutarsa, belediye reisliklerinin de merkezden tayinen gelen valilerin yetki ve tasarruflarına devredileceği beklenebilir... Meşhurdur, İstanbul Vali ve Belediye Reisi Fahrettin Kerim Gökay’ın devrin başbakanı İsmet İnönü’nün, seçim kampanyaları sırasında ziyaret için geldiklerinde, kendilerine İstanbul’u takdimleri şöyle olmuştu;
“İşte paşam İstanbul”...
Ve İnönü de İstanbul’u elinden kaçırmıştı...
İl özel idareleri, yukarıdan tayinen gelen valilerin başkanlığında yürütülen ve belediyelerden ayrı ve farklı olarak, bölgenin  halini ahvalini bilen yöre halkı arasından seçilmiş kişilerce oluşturulan vilayet çapında görevli birer meclis idiler...
Bunlar, merkezin göremeyip, görse de önemsemeyip, önemsese de fonlayamadığı ihtiyaç ve eksikliklerini kendi has ve helal bütçeleriyle giderip hemşehrilerine hizmetçilik yapan bir anlamda yarı bağımlı gönüllü kuruluşlardı...
Tek partileşme, haliyle Tandoğanlaşmayı da beraberinde peşinden sürükleyip getirecekti. Neticede Tandoğanizmin temel felsefesi olan “Bu memlekete komünizm ya da şeriat gerekiyorsa, size ne oluyor lannn, onu da biz getiririz” zihniyeti,  günümüze akseden ışık perdesindeki görüntüsünde; “Okulların hizmetliye ihtiyacı var ise, biz ne güne duruyoruz, merkezden hallederiz.Siz geri çekin ellerinizi bakalım” klişesi biçiminde beliriverecekti...
¥
Merkezi yönetimin Bursa’daki okullar için ruhsat verdiği kadrolu hizmetli sayısı 460 imiş. Okul sayısı ise 2000 civarında. Okulların ve okulluların işleri bu yetmezlik karşısında yarım kalınca, Bursa İl Özel İdaresi, şehrin bu ihtiyacını kendi dar  bütçesiyle gidermeye karar vererek hizmetli eksiğini tamamlamış... Hükümet, İl özel idarelerini lağvedip genel maksatlar için verdiği destekleri kesince, İl Özel İdaresi’nin görevlendirdiği okul hizmetlilerinin ücret kaynağının da dibi delinmiş... Şimdi Mahalli yönetimin mahalli kaynaklardan mahalli okul ve okullular için görevlendirdiği hizmetli grubu, şu kara kış kıyamet ortamında, cep delik cepken delik, kalıvermişler ortalıkta....
¥
Sosyal geometri, hendesi geometriye benzemiyor. Ankara hükümetleriyle il hükümetleri memleketin idaresinde demiryolları gibi paralel iki hat. Bunların üzerine çaprazlama çekilen çizginin paraleller üzerinde meydana getirdiği iç veya dış ters açıların birbirlerine eşit olmaları gerekirken, sosyal geometride bunun tersi ortaya çıkıyor....
Ankara’da mutfaklar faal ve keyifler kekahlaşsa da, gözlerdeki halinden memnunluk perdesi, merkezin taşraya bakışını sise gömüyor...
Yaratılanları Yaradandan ötürü sevme felsefesi üzerine oturtulan politik sevdanın hizmet  tuvalinde yarattığı eserini sorgulasak, ki sorgulamış da olduk bir nebze buracıkta, bize kızar mısınız...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle