--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Soma dedikleri...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Telefonumda bir mektup:

Bugün günlerden Soma. Somalı maden şehidlerimizin bizlere bıraktığı emanetlerine destek olabilmek için bağışlarınızı bekliyoruz”... 

Yakın geçmişin belirli bir noktası, Manisa’nın Soma ilçesi. Maden ocağında meydana ‘getirilen’ kaza görünümlü bir facia. Üçyüzbir aktif maden işçisi ölüyor...

Hemen bütün iş kazalarında görüldüğü-yapıldığı gibi, burada da; olaydan menfi yönde etkilenenler, medya, muhalefet ve yetkili yetkisiz uzman kişiler, meydana gelen bu elim kaza-kırım ve katliamla ilgili görüş, fikir ve kanaatlerini seslendirmeye başlıyor...

İhmal, kasıt, işverenlerdeki doymak bilmez para hırsı, ve denetimsizlik, kader, vs, vs ilahiri...

Facia, Devletin sahipleriyle halkını, uyku modundan alıp derhal Türk usulü harekete geçiriyor. Somalının şahsında bölge halkının kendine olan güvenini kaybetmemesi için kayıplarla mağdurlara paye verilmesi düşünülüyor. Ölenler şehid, geride  kalanlara şehid ailesi deniliyor. İlk ağızda bunlara acil yardım faslından bir mikdar mutfaklık...

Türk usulüyle başlanılan işler İngilizlere has kararlılıkla ele alınmadığından, kısa bir süre içinde donuklaşıyor.

Hukuk donuk, sendikalar donuk, hükümet donuk, katliam duyulur duyulmaz canlanan karagün dostluğu da donuk...

Aradan tam tamına bir yıl geçiyor...

Fırsat kollayanlar telefon mektuplarıyla Soma için mendil açıyor...

Erken Cumhuriyet döneminde Türkiye, tepeden ve tek elle yönetilen tek partili bir yapıya sahipti. Bilahare bu tek parti, amip misali kendi içinden bölünerek ikincisini doğurdu. Zaman içerisinde bu iki parti de kendi içlerinden bölünerek çoğaldılar...

İhtiyaçlar tepelerden gözlenip aşağıya lutfediliyordu. Göze çarpan eksikliğinden ötürü, tepelerden emek dünyası için alelacele bir sendika ayarlandı. Bu da, kendine örnek aldığı partiler gibi amip usulü bölünerek çoğalınca, her biri siyaseten örnek aldıkları partilerin peşine takıldı...

Türk-iş, DİSK, Hak-işve MİSK

Somalı günlerde siyasi partilerden birkaç ateşli ziyaret ve demeçler. Bunlar sıralarını savarak donuklaşınca, sanki  hayatta hiç olmamış gibi davrandılar. Esasen sendikalar da, sermayenin hararetli isteği üzerine Bülent Ecevit eliyle tepeden indirilmiş  bir lutf-u kerem olduğundan, bunların ücret sendikası olmaktan öte bir fonksiyonları olamazdı. Bu itibarla, Soma katliamında hukuki bakımdan ne mesuliyetleri olabilirdi ne de yetkileri...

Kaza görünümlü galeri cinayetleri sık aralıklarla sürekli tekrarlanınca, tüm olumsuzluklar, madenciliğin fıtratına yüklenmiş olmalı ki, dosyaları da tarih babanın tozlu raflarına kaldırıldı.              

Günlük hayatın işleri, işleyenleriyle birlikte tarih babanın defterine kayıt düşülür. 30 yılı aşkın bir zaman öncesinde de deftere bir not düşürmüştü, Tekbir...

TESETTÜR DEFİLESİ...

Bunun yıl içinde kesin tarihi belli olmasa da, hemen her yıl hatırlanarak uygulanabilirliğine çalışılıyor. Bundan böyle tarih baba defterinin her açılışında, Soma şehidleri de Fatiha’larla hatırlanacak...

Nitekim birinci yıldönümünde Soma katliamı adeta bir  zafer şenliği havasında kutlanmış. Valiler, kaymakamlarla belediye reisleri, hacılar, hocalar müftülerle boynu bükük dul hanımlar ve yetim ve öksüz kalmış çocuklar, maden şehidliğinde toplanmış...

Kabirler ziyaret edilmiş avuçlar dualarla açılmış ve damdan düşenin halini anlarcasına,

Kimileri profesyoneller de, 

Somalı maden şehidlerimizin bizlere bıraktığı emanetlerine destek olabilmek için bağış beklentisine girmiş... 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle