--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sivil itaatsizlik...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

İnsanoğlu, doymazlık ihtirasındaki azgınlık bakımından fareye benzer. Birçok yerde sıçan da tabir edilen fare, doymak nedir bilmediği gibi, dışarı çıkma ihtiyacını da hissetmez. Sürekli sindirim yaptığından, adımını attığı her noktaya biraz evvel kemirdiklerinin artığını gerisinden çıkarır. Ortalıktaki farelerin mevcudiyeti, sıralı pisliklerinden anlaşılır...

İnsanlar cemiyet halinde yaşarken işlerini düzene sokmak için planlı hareket ederler. Başlarında bir yönetici ve bir de çekip çevirici akiller ve uzmanlar kurulu...

Başkanlık olsun, kurul üyeliği olsun, bu makamlar herhalde kazanç ve geliri yüksek birer mevki olmalı ki,  rotasyon dönemlerinde adaylar, gerçekleştiremiyecekleri vaadleriyle seçmen aldatma kampanyalarında, birbirlerini yerler...

“Konya’ya liman, her aileye iki anahtar, emeklilere yılbaşısıyla birlikte senede üç-beş ay bayram ikramiyesi vs,vs. gibi...

“Yatırımlar yapılacak, fabrikalar kurulacak ve hiçbir kadın, elini sıcak sudan soğuk suya sokmayacak. Hasanlar doğunca da, kasnaklar kurulacak”....

¥

Bilhassa bizim gibi günlük yaşanılan cemiyetlerdeki mevcut kamu hazinesi, siyasetin vaad ettiği uçuk hizmetlere yetmiyeceği için, yönetimler ek fon aramaya çıkarlar. İçeriden ve dışarıdan borçlanmak, ahaliye deli dumrul vergisini salmak ve toprak da dahil, elde avuçtaki değerleri satmak gibi... 

Ve vaadlerin yerine getirilmesine başlanır...

Başlanır başlanmasına da, bütçelerin de diplerine darı ekilir...

¥

Yatırımlar; ekseriya yoldu, suydu ve meydandı türünden altyapı çerçevesinde kalacağından, bütünüyle üretime yönelik olmayabilir. Amma, eskilerden kalma mal ve hizmet yatırımlarından gelenler, bu dönemde başlatılmış üretim artışına yönelik olanlar da dahil, yatırımların fon ihtiyacını karşılayamayınca, mecbur kalınır, eldeki kamu değerlerinin satılmasına...

İnsanoğlu fareleştiğinde, bu ahlak değişiminin getireceğiyle götüreceğini de kabullenmek zorundadır. Aksi takdirde suç işlemeye yönelir...

Açlık sofuluğu bozdurtmaz mı?...

Ya da en hafifinden, “sivil itaatsizlik”ler peş peşine meydan alır...                 

Devlet gücünün, herkesçe haksızlık olarak görülen  pratiklerine karşı şiddete başvurmaksızın ve sonuçlarına da katlanmayı göze alarak aleni yapılan protesto hareketidir, sivil itaatsizlik...

¥

Bir İngiliz gazetesinin haberinde önümüzdeki 15 yıl içerisinde uygulanacak ekonomi politikalarıyla, dünya üzerindeki zenginler zenginleşirken, yoksullarınsa, daha da fazla yoksullaşacağı belirtiliyor...

Yoksul sayısı 3,6 milyon artarken, 2 milyon çocuk da fukaralığın acımasız labirentlerinde kaybolup gidecekmiş...

Eşyanın tabiatını altından alıp üstüne çevirtecek ABD-İsrail patentli dünyaya şamil LANETULLAH’a Türkiye’nin kapısı, Demirel’in meşhur;

24 Ocak anahtarıyla açıldı...

Demirel-Özal-Evren triumvira’sının, muhafazakar-kemalizm ortaklığına has kalkınma rüzgarlarının batırıp çıkarmasıyla da, bu meşum kapı açıklığı, bugünlere ulaştı...

¥

İngiltere’de toplumca girişileceğine kesin gözle bakılan kollektif sivil itaatsizlik eylemlerinde, emir ve kuralları çiğnenecek otorite, kimin otoritesi olacaktır dersiniz?

Anglikanizmin mi?..    

Farz-ı muhal Türkiye’de, günü birlik boğaz tokluğuna  ram olduğumuz, sürekli sindirim modasından, yediğimiz kazıkların daha da ağırlarını yediğimizde, bu seri darbelere karşı, ola ki sivil itaatsizlik eylemlerine kalkışılırsa, itiraz ve isyanlarımız, 

Allah’ın mı vazettiği emir ve kurallarına karşı olacaktır, yoksa, akiller ve uzmanlarımıza mı?.. 

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle