--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sıra onlardaydı, ne çare…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Türk politik kültüründe klasikleşmiş bir slogan vardır. “Susma, susarsan sıra sana gelecek”… İlerici muhalif azınlık, (“kendilerince”) gerici yönetimin, insan temel hak ve hürriyetlerini kısıtlayıcı gördüğü politikasına karşı sokağa döküldüklerinde, hep bu sakızı çiğner…

Susma, susarsan sıra sana gelecek”…

Denilmek istenir ki, “Sana dokunmayan yılan sanma ki bin yıl yaşasın. Yaşasa da, bir ara sessizce yaklaşarak seni de sokuverir”…

Yalan ve yanlış değildir de yani. Fransızların aklı başında olsaydı ve de Türklere has bu yılanlı atasözünün kendi lisanlarında da bir versiyonu bulunmuş olsaydı, bizim İstanbul ve Ankara hadiselerine karşı dut yutmuş bülbül suskunluğunu ihtiyar etmezdi…

Sustular ve sıra da onların sırasına geldi. Seksen küsur can kapasiteli katliamın, eylem safhasında kullanılan ölüm makinası farklı da olsa, bu kamyon kazası, Fransa’ya has düşünülüp hazırlanarak kendi sıralarına konulmuş olmalıydı...

Bu sıra çizelgesini düzenleyerek tanzim eden kim, kimin iradesi?…

Ayrıca, düşünülerek zamanında kendilerinin yarattıkları fırsattan istifadeyle girişip uyguladıkları masum insan katliamlarından hangilerinin rövanşı anlamındaki karşılığıdır bu kamyonlu terör işi?…

Osmanlı’ya karşı Suud Araplarıyla birlikte giriştikleri Sykes-Picot puştluğunun mu, Cezayir’de eline geçirdikleri çarşaflı kadınları bağımsızlık savaşçısı iddiasıyla anında yere mıhlayan kan dökücü caniliklerinin mi, hangi türdeş benzerlerinin?...

Maraşlı meşhur Sütçü İmam’dan günümüze kadar geçen zamanın uzamasıyla sanılmasın ki, insan haklarına yönelik tecavüz suçlarının zimmet kaydı da, zaman aşımına uğrayarak silinip gider…

Bilmeyiz fakat Allah bilir ve inancımız da odur ki, Nice’deki kamyonlu katliam, Fransız din, ahlak kültür ve medeniyetinin, Cezayir’deki namussuzluklarının şimdilik sadece dünyevi karşılığıdır ve dahası da mutlaka gelecektir…

Şunu demek istiyoruz…

Eylemlerin gram ya da ton hesabıyla kütleleri ne ağırlıkta olursa olsun, mükafat veya mücazat, acılı ya da keyifli, ucu da cennete veya cehenneme açık olsun, karşılığı ve karşılığının dünyevi bir katresi de mutlaka ve behemehal failleriyle dünyada yüzleştiriliyor…

Soma kömür ocaklarında da yüz üç zavallı yoksul kişinin kanına girilmişti değil mi, hem de ahbap çavuş destekli olarak?...

Cezayir ve Maraş’ın Sütçü İmam’lı günleri, zaman mekân düzleminde Soma ile kıyaslandığında,buradaki işçi katliamı pek de tazeymiş gibi algılanır…

Amma bilemezsiniz, bakmışsınız sağanaklı bir günde gökten bir yıldırım düşüvermiş…

Düşen ve düşüren yıldırımlar, ekseri meteorolojik karakterli oldukları gibi, yüz kızartıcı nitelikte sosyal yapı mahreçli olanları da, hep duyup işiterek göregeldiklerimizden… 

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle