Serdar’ın başkanlık sistemi…
Arsever’in anlatımına göre başkanlık sistemi şöyle çalışıyor…
Devlet yönetiminde nihai karar mercii, tek kişiyle temsil edilen Başkanlık masasıdır. Masanın yetkilisi başkan, belirli bir süre için genel oyla halk tarafından seçilirse de, süresi dolmadan görevinden de ayrılmaz. Ayrıca alınamaz da…
Başkanın yanında, yönetimin ana nirengi noktalarıyla kritik köşegenlerinde denetimlerde bulunmak ve gereken kanunları yapmak üzere yardımcı sıfatıyle, başbakanıyla birlikte bir de meclis yer almaktadır. Meclisin üyeleri de genel oyla halk tarafından seçilir. Başbakanı ise, başkanın bizzat kendisi tayin eder.
Halk tarafından genel oyla seçilen meclis ile, başkan tarafından görevbaşı yaptırılan başbakan birlikte çalışırlarsa da, eserleri üzerinde nihai karar yetkileri yoktur. Serdar’ın bu konuda bir açıklaması bulunmuyor…
Anlayabildiğimiz kadarıyla meclis ile başbakan ve bakanlar kurulunun, sipariş üzerine aldıkları taslakları kanunlaştırma yetkisi, siparişi veren başkana aittir. Çıkarılan kanun üzerindeki ısrar, başbakanın görevden alınmasına gerekçe oluşturabilir…
Çünkü, Başkan, lüzum gördüğünde başbakanı azledip değiştirebileceği gibi, bakanları da azledebilir. Amma buna karşılık meclis, kendini feshedip yeniden seçime gidebilirse de, denge kuruculuğuna kalkışamaz. Meclisin devlet başkanını düşürme yetkisi yoktur…
Partilerin de gensoru silahıyla bakanları düşürme yetkisi bulunmadığından, başkan “evet” demedikçe, bakanlarla başbakanlar ne kadar suç ve günah! yüklenmiş olurlarsa olsunlar, hiç kimsenin onları ülkenin cehennemine göndermeye güç kuvvet ve yetkileri bulunmamaktadır…
•
Devlet başkanının siyasi sorumluluğu yoktur. Yanlışları, kabahat ve günahlarından ötürü kimseye hesap vermeğe mecbur değildir...
Başkanlık sistemi, çift direksiyonlu araba olmadığından, koltuğa tek başına oturan sürücü, bakan ve başbakanları kendi kafasına uygun ve uyuşabileceği kişiler arasından seçer. Ayrıca, hemen hemen trafik denetleme kadrolarına varıncaya dekmiş gibi, yüksek yargı, eğitim, maliye, sendikalar ve emniyet kadrolarında da, ağırlıkla kendi tercihlerine öncelik verecektir…
Haliyle, Merkez Bankası da, başkanın emrindedir. Başkan emrettikçe banka da, matbaasında gaymeleri deste deste basar…
•
Serdar’ın sisteminde başkan, muhtemelen genel oyla seçilmişliğinden, danışma kurulu ve müşavir pozisyonundaki meclisin kullanma yetkisine sahip olmadığı güvenoyu silahına karşı dokunulamazlıkla zırhlanmıştır…
Serdar, kırk soruda başkanlığı tariflerken, esasen tek kişilik yürütme organını temsil eden başkanla, etkisizleştirilmiş başbakan, meclisle ve yargı arasında doğabilecek krizlere karşı fren görevi yapan kontrol mekanizmalarından bahsediyor…
Oysa, Şeref Malkoç’tan mülhem Serdar’ın sisteminde, gensoru silahı yok ve ayrıca, yargıyla birlikte devlet kadrolarının üst kademeleri ve bakanlar kurulunun teşkilinde, bu tek kişiliğin oluşturduğu başkanlığın atama tercihleri egemen…
•
Malkoç-Arseven ikilisinin karşı çıktıkları parlamenter sistemde de, kitabiyata göre, güçler arasında birbirlerini kontrol edip denetleyen ve gerektiğinde cezalandıran “prensibi” mekanizmalar da yok değil…
Var amma, politikacıdaki şeytani zeka kıvraklığı, ihtiyaç hissedildiğinde bu mekanizma çarklarının arasına kazık sokmaktan da hiçbir zaman geri kalmayabiliyor…
Hangi parti mesela, kendi iktidar dönemindeyken bakanları aleyhine verilen gensoruları kabullenme ve tartışma insanlığını ve hakseverliğini gösterdi, gösterebildi?..
Halbuki devlet gemisinin dümen dolabının başına geçen navigatör ve kaptanların, emanetin emniyetini ihlal edici alkolün ahlaksızlaştırıcı etkisinden arınmış olmaları da kanun gereği. Amma ne çare, kazaların büyük sebebinin trafikte, serhoşluk oluşu gibi, politik suların kaptan-ı deryalığında da, ahlaksızlık…
Gensoru mekanizmasıysa, kabaca ifadesiyle, ahlakmetre.
Amma bu demek değildir ki, ahlakmetreler, alemşumuldur. Zaman gelir zembereği kırılıverir, aşağıdaki ölçüm esnasında kırıldığı gibi…
Yakın geçmişin meşhur banka soygunlarından birinci derece sorumlu ve yetkili başbakanların, rüyetteki meclis gensoru duruşmalarında birbirlerini politika deterjanıyla ak pak etmeleri, zembereğin bu tertipten ahlaksızcasına kırılışının bir misalidir…


