Selin hanım ne demiş?..
Bayan Sayek, Ortaköy eğlence mekanlarının birinde yılbaşı gecesi meydana gelen katliamın tahrik dinamiğini toplumda bir grubun diğerlerinin hayat tarzına karşı sürdürdüğüne inandığı tahammülsüzlük ve nefrete bağladıktan sonra şöyle konuşmuş…
“Laikliğe sahip çıkmak gerekir. Ancak laikliğe sahip çıkanlar hedef alınıyor. İşte en büyük tehlike budur. Halkevleri üyesi iki genç laikliği savundukları için tutuklandılar. Bu katliamı övenler, linç girişiminde bulunanlar ellerini kollarını sallayarak toplumun içinde gezerken, laikliği savunan gençler tutuklandılar. Hükümetin rejim değişikliği telaşında olduğu belli.
“Anayasada laikliği savunmak asla suç değildir amma, laikliği savunanları hapsetmek suçtur. O laiklik metninin arkasındayız”…
•
Böke Hanımı düz mantık ve boş kafa ile okursanız. Oturduğunuz yerden “Vay anasını, hayret bi’şi be…” narasıyla kıç yukarı fırlarsınız. Öyle ya, devlet ya da rejim, “Laiklik” diye tutturup bütün düzenini de buna göre ayarlayacak, tam da onun arzuladığı biçimde olgunlaşan iki genç, laiklik bayrağını sallayarak ve de överek laikliği kutsarken, bu yaptığı hizmetlerine karşı devletinden mükafat olarak, hapishane vizesi alacak.
Olmaz böyle kadr kıymet bilmezlik, olmaz böyle hainlik ve dünyanın hiçbir bölgesindeki hayvanlar aleminde dahi olmaz…
•
Bayan Selin, laikliği savundukları için tutuklandıklarını ileriye sürdüğü bu iki gencin suç araçlarını gördüler mi? “O laiklik metninin arkasındayız” dediklerine göre, mutlaka partisiyle birlikte arkasında oldukları bu bildiri metni, kendilerine göre laikliği övme ve savunma aracı, tutuklama kararını veren yargıya göreyse, suç aleti olmalı…
Arkasında oldukları bu metnin toplumum huzurunu, birlik, ve beraberlik duygusunu tahribe yönelik kin ve nefret silahıyla yüklü olmadığı hususunda kesin hukuki kanaat sahibi midir ki, salt laikliğe yapıldığını söylediği güzellemeyi, tutuklanma gerekçesiymiş gibi gösteriyor?..
Selin Sayek hanımefendi Reina katliamını, kendilerini modernleşmiş addeden bir kesimin hayat tarzına karşı, bu tarza uymadan yer sofrasına oturup vasat ölçüler çerçevesinde yaşayanların tertiplediği kin ve nefret yüklü bir saldırı olarak okuyorlar…
Kim bilir, belki şansı yaver gider ve de yanılmış olmayabilir de. Bütün mesele, birileri tarafından bu okumayı destekleyebilecek delil üretilmesinde…
•
Reina’da çalışan animasyon gösterileriyle davetlilere hoş vakit geçirmelerini sağlayan bir görevli, kendisinin o gece bir ara noel baba kıyafetiyle davetlilerle ilgilenmiş. Patlama olduğunda da sağa sola kaçışanlarla birlikte kendileri de sığınacak bir delik arıyor ve bulunca da kurtuluyor…
Bu çalışan kişi nedense hadiseden on gün sonra ilk kez ve şöyle konuşuyor. Kendi içinden geldiği gibi hiç katkısız mı konuşuyor, bilemeyiz… Amma şu dediklerine ya da öğretildiği biçimde söylediklerine bir bakalım…
Terörist kişi, kendini öfke telaşına kaptırıp düşen ve kaçanlara bakmaksızın eli tetikteyken, palyaço kıyafetli animasyoncu bir ara bu katille göz göze gelmişse de, doğruluğu kendinden menkul kendi söylediklerine göre terörist, noel babalı animasyoncuyu fark edememiş…
Hayret bi’şi…
Eğer noel baba kıyafetli olup türkçede palyaço diyebileceğimiz bu mekan çalışanını fark ederek kendisine dönseymiş, silahındaki bütün mermilerini animasyoncu noel baba’nın üzerine boşaltırmış…
İnanabilir misiniz ?..
•
Hukuk ve yargılama sistemimizde tarafların verdikleri ifadelerini yeminle tasdikleme ve tasdikletme usul ve geleneği yok…
Olsaydı, mekanın animasyoncu palyaçosunun, kendisine
“Yemin et bakalım arkadaş” denildiğinde, “Allah şahidim, ne görüp söylemişsem, dipten doruğa doğrudur”,
Diyerek söylediklerini yeminle tasdik eder, edebilir miydi?..
•
Be hokkabaz, sen nereden biliyorsun, teröristin noel baba düşmanı olduğunu?..


