--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ömür dediğin…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Ömür dediğiniz nesne, bir nefeslik zamanın kütlesiz cismani halidir. Yaş gelmiş yetmişlere, doksanlara, arkanıza baktığınızda, ölçüye endazeye sığmaz, uçsuz ve bucaksız bir boşluk…

Ömür dediğin de işte budur…

Ömür denilen kütlesiz nesneler, politik dünyasında da böyledir…

Her şey fanidir. Kimilerinde ömürler, kişinin ölümünü zamansız sayanların şaşkınlıkları, zaman ayarlarının, Baki olanın fani kullarınca, bilinmezliğindendir. Ansızın geliverir ve siz de kalkıp “zamansız ölüm gelip çattı” dersiniz.…

Doğumu anında ismi konulmadan ölüp gidenlerin yanında, Zaro Ağa gibi 150’sini aştıktan sonra defnedilenler de sürüsüne bereket...

Kimilerindeyse ömürler, Hz. Yezdan tarafından “yarı ömür” kuralına bağlamıştır. Nesnenin ölümü, geometrik diziye göre her safhasında yarıya indirile indirile en sonunda tükenme noktasında son kartını oynuyor, kimyasallarda olduğu gibi…

Ebed-müddet olarak vasıflanmıştı, Devlet-i Ali’nin ömrü. Obalı hayat tarzından yerleşik saraylı yönetim modeline geçildi. Üç kıtada hükümranlık, fetret devri, duyun-u umumiye ve devlet ricaliyle yandaşlarının, borç harç karşılığı edinilmiş kamu kaynaklarıyla Boğaz kıyılarında yalılaşmaları sonunda, ya istiklal ya ölüm ile Ebet-müddet’liğin de sona erişi…

Ömür dediğin de yine işte bu…

“Ya istiklal ya ölüm”ün ardından kurulan Yeni Türkiye için uygun bir nitelik arayanlar, “sonsuza dek”te karar kıldılar. Bunun da tek tahkim aracı, Kemalizm rejimi idi…

Hukukun üstünlüğünü tanımış, demokratik laiklik, kılık kıyafet ve hurufat devrimi... 

Bütün sandık ve darbe hareketleri sonunda oluşturulan yeni meclislerde bila istisna hep bu rejimin andı içildi. Ne çare, her bir and içimini takip eden süre içindeyse, Türkiye dışa açılır görüntüsü verirken içine kapanarak merkezin yarı sömürgeleştirme kıskacına kuyruğunu kaptırdı…

28 Şubat döneminde kaptırılacak kuyruk yokluğu, AKP’yi elinden tutup iktidarın ömür basamağının başına getirdi.. Hun’lar gibi, Sasani’ler gibi, Bizans’lar gibi, bin yıllık ömür biçilen 28 Şubatlar gibi, AKP’nin de başına oturtulduğu ömür köprüsü, aslında sıradan bir merdivenden başka bir şey değildi.

Kafalar arkaya çevrilip bakıldığında görüldü ki, 7 Haziran, ömrün finalinde merdivenin son basamağı imiş…

Ömür ile merdivenin mutlak özdeşliğine rağmen, egemen siyaset, muharrik gücünü sonsuz dişliden aldığından, döner merdivenlerin basamakları arasında sıralama yapılamayacağı inancına yatanlar can havliyle, üçüncü köprülere, üçüncü meydanlara, İstanbul-İzmir arasına kurulmasına çalışılan körfez köprüleri ve duble yollar gibisinden fiziki kütleye sahip nesnelere yapıştılar…

Görüntü ve söylemde bu nesneler, hiç aksayıp bozulmayacağı umulan hareketli merdivenin oynak basamakları arasına ustalıkla yerleştirilmiş birer kalkınma, gelişme ve zenginleşme pimleriydi…

Öyle idiydi de merdivenin son basamağı 7 Haziran’da niye tökezlenip kalıverdi!…

Kırılan pimlerin yenilerini yuvalarına yerleştirmek için önümüzdeki günlerde seçimlere gidilecek. Partilerin mutlak anlamda kendilerine kul eyledikleri seçmenlerin rotalarını şaşırmayacakları kesin. 7 Haziran sonrasında partilerin politik hırs ve ihtiraslarının Türkiye’de meydana getirdiği istikrarsızlıkta, şu veya bu sebepten kendilerini de günahkâr pay sahibi gören şaşırmış oyların bir kısmı geriye döner ise, AKP’nin de biraz kıpırdayabileceği kesin olmakla beraber merdivenin, tökezleten son basamağının yerine oturtulabileceği kuşkulu… 

Politikacılar, kendi aralarında miras kavgasında…

Zira vatan, uğrunda ölünecek değil, üzerinde bol kepçe ölümsüz yaşanılacak bir toprak…

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle