--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Noelleştirme...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Sabah gazetesini tebrik ederim. Demokrasinin, sadece yalın özünü kavramış. Sağ adına sahiplendiği milleti demokrasi konusunda eğitenler gibi, fasılları itibarıyle, “alınabilir- atılabilir” tarzında tasnifçiliğe de kalkmamış...

Helal olsun...

Oysa demokrasi bir bütündür. Ya alırsın ya da atarsın...

Hristiyan aleminin noel’i kutlu olsun”...

İşte hepsi bu kadar. Laiklik de burada. Atatürk de burada. Çağdaşlık da burada ve medeniyet de ...

Burada olmayanı sormak isteyebilirsiniz, muhtemelen hakkınızdır da bunu sorup soruşturmak...

Müslümanları laikliğe, Atatürk’e, çağdaşlığa ve medeniyete düşman belleten bir güruh vardır, Türkiye’de. İşte eksik olan o güruh... 

Oysa Muharrem ayı geldiğinde onlar da kendi varakparelerinin baş köşesine şunu yatırmaları iktiza ederdi...

“Müslüman aleminin yeni yılı kutlu olsun”

Nerede o, ince ruh zerafeti! 

Nihilizmin tüm insani değerleri topa tuttuğu fettoşi iğrençliğinin şükür secdegahı var mıdır, nerededir ? sorulduğunda, cevap olarak demokrasiyi gösterebilir miyiz...

Başlangıçta ramazan akşamlarına has tertiplenen karma cins, karma inanç, karma age ve karma post olarak da imam, haham ve papazlara açık büfe sahte iftar ziyafetlerinin düzenlendiği mekanlar, yeni dinin secdegahları olduklarında, bunlar, dinlerarası diyalog formatıyla müslümanlık adına meydana çıkışlarını demokrasiye borçlu değil miydiler...

Her neyse, demokrasinin pek de o kadar matah bir şey olmadığını söylediğimde. Cuma Namazlarımı demokrasinin kreditörlüğüne bağlamaya kalkışıyorlar. Hem de küstahça......

Haydi şuracıkta hazır sırası da gelmişken bir çimdik atalım, nereden çıktığı belirsiz, Rize’deki şu heykel nakliyeciliğine ne dersiniz?.

Rize’nin siyasi yapısında, kamu yönetim seksiyonunda ya da ekonomik hegemonlar bağlamında ortaklaşa alınmış mantıki ve meşru bir karar ya da en güçlüsünün estetik arzusu yok iken, makinalı motorize ekipler, şehir merkezindeki Heykel’i birkaç barut hakkı veya bıyık bükümü nişanlayarak sağa sola çekmeğe kalkışmış...

Neden?

Politika bir savaştır, fiili pratiğinde pusu kurmak gibi hileye de yollar açık... Bu itibarla konuyla yetkili yetkisiz ilgilenenlerin çok dikkatli olmaları gerekirdi ki, hiç kimse hileye baş vuramasın...

Uluslararası bağımsız denetim kurumlarından geniş bir uzman heyetinin nezaretinde en küçük bir kompozit kırıntısının ziyaına dahi meydan verilmemek üzere heykel ihtimamla yerinden alınıp yeni tabanının üzerine oturtulabilirdi...

Galiba sıradan bir vinç yardımıyla yerinden sökülüp açık kamyon kasası içerisinde emniyetli bir alana sevk edilmiş...

Aslında bakımı yapıldıktan sonra yeniden monte edilmek üzere önemli yerlerinden birkaç parçaya ayırarak da bu hizmetin yerine getirilmesi mümkün idi. Gel velakin bu ince bakım yerli dilbazlara gökte aradıkları fırsatları yerde ayakların dinde bulduracağı için, iyi ki düşünülmemiş...

AlimAllah, dilbaz grupları bir fırladığında sokaklara, millet de sanırdı ki, suhte bozuntuları toz duman etmişler Heykel’i...

Hatta, dişleyip yemişler ile... 

İyi, iyi... Yine her şey göz önünde yapılmış amma,

Ne gerek varmış ki, suyu bulandırmanın...

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle