Korku belasına...
İzmir İktisat Kongresinde zımmen devlet milyonerliği kararlaştırılan milletçe tanınmış bir biyolojik soyun günümüze sarkmış önemli aktörlerinden birisi, kapitalizmin gelecekte başımıza sıvayacağı tehlikeden bahsediyor…
“Eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir. Ben en azından eşitsizliğin minimum seviyeye indirilmesini gereğini düşünüyorum. Gerçek sorun, kapitalizmdir”…
Ülkemizde, onbinlerce kişiye emekleri karşılığı, (eksik ya da fazlalığı ayrı konu), ekmek yediren saygın kapitalistlerden bir başkası da;
“Bugün en zengin yüzde 10’nun ortalama geliri, en yoksul yüzde 10’nun ortalama gelirinin on katı civarında. (gerçek nisbet utanç verici olduğundan on katı deniliyor). Adaletsizlik hayatın her alanına sirayet ediyor. Halinden, gelirinden ve toplumsal konumundan memnun olmayanlar hızla radikalleşiyor” diyerek korkularını açık etmiş…
Dünyanın en paralı vahşi devi Bill Gates ise aynı alemin sadece diniyle dili farklı bir unsuru. Korkularını şöyle ifade ediyor…
“100.000 dolarla siz sıtma ile mücadele edebilirsiniz. Bir insanın saçlarının dökülmesine karşı kellik ilacı için büyük paralar dökülürken, insanları öldüren sıtmaya karşı mücadele, saç dökülmesine karşı mücadeleden daha zayıf kalıyor. Eğer bu problemlere eğilmezsek, sonuçta günlük hayatta karşılaştığımız bu olumsuz şeyler kaçınılmaz olacak.”
Nedir bu olumsuz şeyler? diyeceksiniz..
Yavaştan yavaşa iç Amerika’nın kırk kilitle korunan insan toplulukları… Mektepler, kışlalar, toplu taşım vasıtaları mal, mülk, vs,vs…
ABD başkanlarından Bill Clinton’un ekonomi baş danışmanlığını yapmış Nobel ödüllü ekonomist Jozef Striglitz ise, “kapitalizmin toplumların bünyesinde yarattığı eşitsizlik belasına lanet okuyarak, günah çıkartmaya” çalışıyor.
•
Dünya insanlığı, Müslümanlı Müslümansız aynı ahlak ve iktisat zihniyetini teneffüs ediyor. Her ne kadar iman esaslarından olması münasebetiyle Rezzak olarak Hz. Allah azimüşşan’ı tanıyor ise de, akşamları gelir gider defterini kapatırken, gayri iradi de olsa, şükranlarını lanetullah iblise sunuyor…
Basitinden Türkiye’ye bakalım. İmalat sanayinin en büyük korkusu tüketim krizleridir. Yatırımını belli bir tüketim hacmine göre planlamış ve üretim bandlarını bu hesaba göre kurup işletmektedir. Tüketim hızı yavaşlayıp durma noktasına yaklaştığı anda sermayenin yapabileceği tek iş, kendince de doğru olan “istihdam yükünü hafifletmek” olacaktır. Dinli dinsiz, imanlı imansız sermayenin kendini korumak için başvurabileceği başka kurtuluş yolu yoktur.
Ücret kaybına maruz kalan işçi de mecuriyetten mudat-ı vechile sık aralıklarla uğradığı perakende piyasasından eskiye nisbet elini ayağını biraz yavaşa alacak…
•
Pazarın canlanması, işçiyle birlikte küçük esnafın da yüzünü güldürüp geleceğe yönelik umudunu canlandırır. Mevsim değişikliklerinin doğal olarak meydana getirdiği patlıcan krizleri dışında dünya ahvalinin yarattığı krizleri açmak için genellikle tüketim desteklerinden faydalanılır. Uzun vadeli taksitli ve ikramiyeli satışlar, festivaller ve iki alana üç de bedava yaygarasıyla alıcının karambole getirildiği satışlar.
Durgunlukların bu türden araçlarla canlandırılması, namazlı niyazlı piyasa ehliyle, kipalı ve istavrozlu işçi ve sermayeyi de hoşnut eder. Oysa Allah’ımızın istediği, tasarruflu hareket edip israftan kaçınarak çevrenin harabiyetine sebep olmamak…
İşte böyle durumlarda, mesela günümüzde akşamların kâr zarar defterini kapatırken piyasa aktörleri şükran duygularını kime ve nereye yöneltilmiş olurlar…
•
Bize öyle geliyor ki, hikmetinden sual olunamazsa da, Allah’ın verdiği rotanın dışına kaçarak insanları, tabiatı, ekonomik kaynaklarını, canlı cansız cümle yaratılmışların öz sularını kurutan görüntüde insan kılıklı şeytanlar, şimdiye kadar kullanageldikleri kriz açıcı araç ve metod uygulamasında sona yaklaştılar. Bir alana bir de bedava modelinin suyu çıktı. Kredi kartları artık eskisi gibi her derdin devası olamıyor. Coğrafyanın her ayrı önemli topoğrafik bölgesinde o yörelerin insanları arasında eşitsizlikten doğan huzursuzluklar katliamlar ve savaşlar…
IŞİD de bunlardan biri…
IŞİD’in Türkiye’yi de hedef listesine alması, kendilerini listenin aileden gelme değişmez ve değiştirilemez asli hedefini oluşturduklarına inananlar bu korku belasına kapitalizme karşı muvazaalı bir düşmanlık gösterisine yatıyorlar…
“Niyetimiz eşitsizliği gidermek, aman bir süre bizlere müsamaha. Bizler kapitalist değiliz. Kahrolsun kapitalizm”,
Gibi…….


