Kömür karası…
Kürt komşularımdan birisi üç çocuklu bir aile idi. Hoşsohbet kendi halinde yol yordam bilen bir baba, iki oğul ve bir kız evlat, hamd ve şükür dillerinde, yaşayıp giderlerdi…
İki oğlundan da kızlı oğlanlı torunları var. Bunların arasında ilkokula gidenlerinin yanında bir kısmı da henüz çember çevirme çağlarında…
Torunları, her iki oğlunun ayrı ayrı çocukları da olsalar, hepsi sarışın idiler. Görseniz sanırdınız ki, kuzey Avrupalı ailelerin çocukları. Oysa ana ve babaları Anadolu’nun, Güneydoğu bölgesinde suyunu içmiş insanlar…
Çocukların neseplerinde bir sakatlık aramak ve düşünmek, asla ve kat’a imkansız ve de mutlaka günahtır da…
•
Çünkü, Mendel Kanunu, bu alışılmamış tuhaflığı mümkün kılıyor. Doğan bir çocuk, fiziki yapısıyla, biyolojik kimliğiyle, göz ve derisinin rengiyle belki de düşünce, davranış ve karakteriyle, üç-beş nesil evvelki soyu ile aynı görüntü ve özelliklere sahip olabiliyor…
İnsanoğlunun soy kütüğünde yer alan birinci usul ecdadının fikri ve ahlaki yapısıyla aynılık sergilemesi, de her zaman ve zeminde mutlak değil. Müminin oğlu kafirleşebildiği gibi, küfürbaz kızının da melekleşmesi sık aralıklarla görülebiliyor…
Kişilerin söz ve davranışlarıyla benimsedikleri inanç ilkelerinin, özellikle politikacı olarak topluma dönük kamu yararına aldıkları icrai kararları arasındaki uyumsuzluklar da sık göregeldiğimiz hallerden…
Bu itibarla, insanları, bilhassa politikacıları değerlendirirken, sözlerini kaale almayız. Toplumun çeşitli sınıflarına yönelik etkileri bakımından, sadece icraatları konulur masanın üzerine…
Denilir ki, “dediğine değil, yaptığına bak”…
Kulakları çınlaya, M. Şevket Eygi de zaman zaman açıklamamış mıdır, zalim bir musallinin yönetimi altında yaşamaktansa, namaz niyaz kaçkını adil bir reisin tebeası olarak yaşama tercihini?..
•
Amerikan emperyal saldırganlığı, başkanları Reagan vasıtasıyla Türkiye’ye bir direktif vermişti…
“Kamu sermayesine ait olup yine kamu adına devletçe işletilen iktisadi ve sınai birimlerin şiddetle ve tez elden kamuya yayılması”…
Yani, kıyıda köşede milletin ortak mülkiyetinde bulunan dile dişe dokunur ve var ne yok, hepsini özelleştirin!..
Bizimkiler de, daha öncelerden Süleyman Demirel’in meşhur 24 Ocak kararlarıyla alel acele açılan özelleştirme patikasını, dört şeritli otoyol şekline getirip verilen emre uyum sağladılar…
AKP hükümetleri, kendi döneminde yapılan özelleştirmeleri hacmen ve nakden, bundan evvelinin yirmibeş yılda yapılanların birkaç katına çıkarma başarısının, bakiye olarak elde bıraktığı son kırıntılarından, KARADON maden işletmesine de bugünlerde hazırlık emri verilmiş…
•
Kömür madenleriyle enerji üretim tesislerinin büyük kısmı çoktan özelleştirildi. Bunları satın alanların hemen hepsi devletle yakın mesafeden selamlı sabahlı olup, varlıkları bakımından da kalbur üstü kişiler. Resmi devairin, Soma faciasında hayatına el konulan üçyüzü aşkın kişinin ismini hatırlamak yerine, elde kalmışları da pazarlama sevdasına düşmeleri de, bundan…
Amma kömür karası, kolayca silinip kazınabilecek bir kara leke değildir. Hele hele bu lekenin dindar gençlere sıvanıp bulaşması durumunda…
Benim oğlum üniversite birinci yıl teknik stajı için İspanya’nın kuzey bölgelerindeki bir kömür madenine gitmişti. İkinci yıl teknik stajını da Kütahya Tavşanlı da tamamladı…
İnsan unsuruna verilen değer, teknolojik gelişmişlik, iş emniyeti ve çalışma şartları bakımından iki işletmedeki yönetim zihniyetleri arasındaki farkı anlata anlata bitiremiyordu…
Aynı olumsuzluk özel sermayenin maden ocaklarıyla kamu yönetimindeki ocakların arasında da tıpatıp vaki. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmaya…
KARADON, şimdilik devlet işletmesi. Yarın o da özel sektöre geçtiği anda, hiç kimse şüphe duymaya, aynıyla üçyüz bir emekçiye mezar olan SOMA’ya benzetilecek…
Çünkü, sermayenin, özel kapitalist sermayesinin tek düşüncesi ve amacı, asgari masrafla azami kâr ve kazanç elde etmek…
Helal ve haramlığını, meşru ve gayrimeşruluğunu asla düşünmeksizin…
•
SOMAlılarla birlikte milyonlarca kayıp kaçakzedelerin tırnakları Bay Berat Albayrak’ın yakasını tırmalarken, arkadaşımın mahdumu oluşundan, hiç gönlüm razı gelmez, geleceğin KARADONLULARININ da, bu tırmalamaya katılmalarına…


