--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kendi adımıza ne işlerle meşgulüz…!

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Fetullahi terörün iti ata aşılayarak diğer tamamlayıcı unsurlarıyla birlikte siyasi istikrara el koyma girişiminden sonra, dünya medyası başka bir konuya el atmamışken, ilginçtir, bir kez olsun, 15 Temmuz darbe hareketi, ilgimizi çekmemişti…

İlgisizliğimiz, “no sweet” anlamında adamsendecilik değildi. “Benden atlasın da nerede patlarsa patlasın” tarzında düşünmek, esasen istenilse dahi, ne mümkün…!

Her şeyden evvel bizim kendi canımızı kumpasa alan bu ölüm kalım belasını, “Aman be kardeşim, şimdi de bu darbenin dertsiz kafamızın üzerinde gezdireceği çivili gürzün mü tasasına düşeceğiz”…

İlgisizliğimiz, iki satırlık yazıya tembellik idi. Ve kıramadım da bu tembelliği. Tükürdüm üzerine ve geçip gittim ötelerine…

¥

15 Temmuz isyanı, çok geniş bir arazide yerleşik ailenin birinci ikinci nesilden irsi unsurlarının kendi aralarında parlattıkları kıskançlık ateşinin eseridir. İsyanın aktif elemanlarıyla karşılarına dikilen ayni soy kütüğünün “leavellers” diyebileceğimiz karşı koyucuları, ikinci üçüncü nesilden dikey akrabalarıydı…

Bu nasıl kan akrabalığıydı ki, ablasının tankına atlayan delikanlı köprübaşını tutar tutmaz öz kardeşinin çocuklarını fırtınalarla ateşe tutabiliyor… Hele şu, kendi öz oğlunun tayyaresindeki öfkeli adamım, belediyenin sofra başına yerleştirdiği yoksulların lokmalarını tepelerine vura vura zehire çevirmesine ne derdiniz acaba…

¥

Dar bölge aile hegemonyasında bir anlamda da ensest benzeri ahlaksızlıkların şimdiye dek görülmemiş bürokrasi kayalıklarında su üzerine çıkmasına karşı, hangi hurufatı kullanabilirdik, kendi payımıza, biz ve de utanmadan…

Bir terazi var. Kefelerine kadar henüz kurumamış tezekten. Neresinden tutar da akıl fikir yürütürsünüz üzerine !.. Tek satır yazmadım-yazamadım bu konuda…

15 Temmuz, Yeni Türkiye’nin şehadet konusunda da yeni bir versiyonu olmak gerek. 15 Temmuz ayrıca, 1453’ler, 26 Ağustoslar, 9 Eylül’lerle nüanslaşmanın da kapısını araladı…  

15 Temmuz’u müteakip bu konuya bağlanabilmek için neresinden tutunacaktık. Ahlaksızlığın da ahlaki kurallarının, namussuzluğun da kendine özgü ilkelerinin var olması gerekirken, görüp bulamadığımız için tek satır yazmadık…

¥

Deniliyor ki, yenilerde küşadı yapılan denizaltı, ummanaltı, Marmara altı trans yol’dan tek yönlük geçiş ücreti, yılbaşına kadar araç başına dört lira…

Yeni yılın ilk gününe kadar bu hasılat, bir kesede biriktirilecek ve bilahare şehitlerimizin hesaplarına havale edilecek…

Amaç, şehitlere yardım, hizmet ve sevgi saygı gösterisiyse, çok ayıp olur, hem de pek çok… 

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle