Kadın erkek ayırımsızlığı…
Kadınlarla erkekler resmi sıfatlamada karı ve koca olarak anılsalar da, haklar ve hürriyetler bağlamında aralarını nifaklayarak ayırmaya kalkışamazsınız…
Mülkiyette, çalışmada, tahsil terbiyede, fiillerinden ötürü ceza ya da mükafat görmelerinde, yaşama veya ölmeyi arzulama haklarında, birisini diğerine baskın ve faik tutamazsınız…
Millet gibi, milletin devleti de bu ayırımcılığı yapamaz. Ne var ki devletin hissizliği, duygusuzluğu, dinsiz ve imansızlığı; bu ayırımsızlığı yorumlarken, kendi siyasi ve tüzel kişiliğinin mekanik yapısındaki akli, mantıki ve kitabi davranışlarının önüne set çeker. Bu set de devleti, puta benzeterek buzullaştırır…
Ne yaparsınız, pozitif hukukun demokratik zerdüştlüğü böyle buyurmuş, bir kez…
•
Kutsal kitabına göre devlet, vatandaşının akıl ve beden sağlığını korumakla yükümlü tutulmaktadır. Hepsi bu kadar. İyi de, bu yükümlülükler her hal-i ahvalde birtakım tamamlayıcı tedbir ve eylemleri de yüklemez mi devlete?..
Kadınlar da erkekler gibi idame-i hayat gereklerini kamu ya da özel alanlarda sarf edeceği emekleri karşılığında sağlama hak ve hürriyetlere de sahip bulunuyorlar. Amenna…
Lakin, bu amaçla, yaşadıkları beldelerin bir ucundan diğer sınırındaki ekmek teknelerine de gidip gelecekler ve devlet dahil, hiç kimsenin buna mani olmaya da hakkı yok…
Bu itibarla devlet, Körfez üzerinde köprü kurarken yüklendiği hissiz ve dinsiz mekanize görevlerinin arasında, metrobüslerle Boğaz’ın iki yakasını birbirlerine bağlamayı da düşünmeliydi…
Nitekim bunu idrak etmiş ki, motorize mekikler Boğaz’ın iki yakası arasında dakika başında bir o yana bir bu yana seğirtip duruyorlar, devlet yerine kaim belediyenin, kadın ve erkek çalışkan vatandaşlarından aldığı oy borçlarının ödenmesi amacıyla…
Ne var ki vatandaşın çalışma ve seyahat hürriyetlerini kullanma araçlarını temin ederek işler hale getirmek de, tek başına devletin kutsal kitabında vatandaşlarına karşı yüklendiği sorumluluklarının tümünü karşılayamıyor…
Metrobüslerdeki aşırının da aşırısı izdihamın, özellikle kadın vatandaşın ruh ve beden sağlığı üzerinde yol açtığı aktif veya sinsi hastalıklara karşı devletin koruyucu mükellefiyeti ne olacak?
•
Uluslararası çapta gerçekleştirilen bir araştırma sonunda tebeyyün eden gerçeğe göre, nüfusa oranla dünyanın en fazla akıllı aynalı telefonun satıldığı ülke Türkiye. Ayrıca Türkiye halkı, dünya halklarına nisbet günlük hayatının en uzun süresini ellerindeki bu telefonlarla oynaşarak geçirenlerin de en başında…
Bir başka gerçek ise, antabiyotik ve teskin edici ilaç kullanımıyla bedenlerini şua tetkikine teslim ediverenlerin arasında da Türkler, dünya birincisi…
Bu kara tablo az gelecekmiş gibi bir de metrobüslerdeki aşırının aşırısı izdihamın yol açtığı ve açacağı kesin beden ve ruh sağlığı tahribatına palyatif tedbir olarak yine eczane müstahzaratı eklenecek olursa, eğer,
Türkiye, kuyruğuna kara çalı bağlasın…
Tek çare var…
Kadınlar için ber tahsis özel pembe katar…
•
İstek ve teklif Selamet partili kadınlar çevresinden geldiği için mi, İstanbul Belediyesi, bu hizmetinin rantını önümüzdeki seçimlerde Selamet Partisi toplar düşüncesiyle,
Hareketsiz?..
Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a Erzurumlu Reyhani’den bir dörtlük. Korku ve endişelerini teskin etsin diye…
•
Ey gönül, devr-i alemde çektiğin dava nedir,
Seni böyle derde salan bu nefs-i heva nedir,
Bir gün güneş batar, gül solar, bülbül gider,
Bu meşakkat bahçesinden aldığın meyva nedir?


