Kabak çekirdeği niyetine...
Hendese problemlerini göz açıp kapatana dek dünyayı yedi kez turalatarak doğrulatan şu bilgi çağında, hiç ihtimal vermez idik, “iki adet onbir sayısının toplandığında yirmiiki’den daha farklı bir sayıya ulaştırılamıyacağına... Bizim muhafazakar takımın hendesi öğretim araç ve gereçlerine bakıyorum, iki üç haftadır hep aynı masalı okutuyorlar...
İki kere onbir, her türlü hava şartlarında daima yirmiiki çıkıyor. Halbuki ya onsekiz çıkarılmalıydı ya da dokuz nokta yüzde ikibuçuğun ne eksiği vardı ki...
Anlaşılsın ve inandırıcı olsun. Türkiye’deki lahmacun borsası düzgün çalışıyor ve kendi ürünlerini günlük fiat hareketlerinin akışına göre düzenliyor...
Oysa eskiden içe dönük ekonomi politikasını uygulanan ülkemizde sabahın saat sekizlerinde penceresi açılan kafesinden başını uzatan kuşumuz, vatandaşa gününü, o da günde sadece bir defalığına;
“Bugün 28 Şubat Cuma, sizlere hayırlı günler diler. Demirbank”...
Zavallımı da nezaketinden ve namuskarlığından ötürü ismini tabeladan siliverdiler...
Kurtlara yem oldu gitti...
•
Türkiyemizde Müslümanlık, ortaklarının ticari ve siyasi ihtirasıyla gerçekleştirilen örtülü reform çalışmalarıyla muhafazakarlığın hizmetine zorlanmasaydı, Kebabçı Cemal de, fiat listesi elinde, merhabalamak için günde sadece bir kez karşınıza çıkardı.
“İki kebab, onbir liradan sadece yirmiiki lira. Hayırlı günler, afiyet olsun” gibi...
Anlaşılan Cemal şanslı. Bizleri, “Yeter artık bee!” narasını attıra attıra kafayı yedirten hamamdan don fanilyayla dışa fırlatsa da, Köfteci Cemal, galiba yerinden kıpırdamıyacak. Şu körolası memlekette elime bir yetki ve fırsat geçirsem, ilk yapacağım iş, reklamcılığın ipini çekmek olacak. İnce elerseniz, Allah’ımızın insanlığa yönelttiği “İsraf etmeyiniz” emrine kontra giden yapıda olduğunu gözden kaçırmazsınız sanırım, reklamların...
•
Düğün konvoylarındaki korna kepazeliği, her katmandan zengin fakir Müslüman Türkiyelilerce de meşrulaştırılmış bir eşkiyalık...
Arabasıyla birlikte konvoyda yer alan sürücülerse, hiç şüphesiz hoparlörlü sabah ezanlarından şikayetçi taifesine sinkaflı küfürlerle had bildirmeye teşne mücahitçi taslakları...
Bunların düğün dönüşü damatla gelini kendi özel yuvalarına taşırken gecelerin yarı nısfında kopardıkları korna yaygarasıyla sanılır ki, bir basımlık korna gürültüsüyle bin rekatlık namaz sevabı kazanılır...
Birileriyle ilişkisiz görünümlü olmasına rağmen aralarındaki tıpkılığın hissedilmesi gibi kavranması da haylice zor olan gerçek masallardan bir diğerine gelelim...
Mücahitçi muhafazakar internet istasyonlarını açtığınız anda sistemin teşrifatçısını, elindeki “11.00 artı 11.00 eşittir 22.00 tl. çift etli İnegöl köftesi” markalı yelpazesiyle hendeseci pazarlamacı kimliğiyle, karşınızda rükulu reverans modunda göreceksiniz...
Buradan bir bilgi kaynağını istediğinizde, bu kez aynı teşrifatçı yine karşınızda, bir farkla ki, istediğiniz bilgi kaynağı teşrifatçının pelerinin ardına saklanmış durumda. Bu istasyonun sizlere sunabileceği bütün destekler, her birisi için teşrifatçının ayni dolaylı ücretleme karşılığı sizleri ayrı ayrı selamlamasıyla mümkün...
Pekiyyy, niye kızıp köpürüyoruz musiki kültüründen yoksun kaba sesli müezzinin elektronik makaradan akseden hoparlörlü sabah ezanı gürültüsüne...
Bunlardan birisi ezan namaz düşmanı olup, ibadet hak ve hürriyetime el uzatıyor olsa da, diğerininkiyse, muhafazakar kisveli bir sahtekarın uzun elleriyle meşru ve cebri, cebime tasallutu...
•
Bir önemli husus, adab-ı muaşeret kitabından:
Kabak çekirdeği iyidir hoştur da, kabuklu kuru yemişleri her yerde ve her zaman ve zeminde yemeyiniz.
Amma, sürgülü hesap cedvellerini doğru kullanarak hesabınızı sağlam yaparsanız, devlet arpalığını temeliyle birlikte kaldırıp götürmek,
Arzunuza bırakılmış bir tercihtir. Serbestsiniz...


