--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İzmir...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Zamanın birinde İzmir’e, “Gavur İzmir” lakabı uygun görülmüş. Nereden bulup düşünmüşlerdi bu benzetmeyi?.. 

Suretinden mi, siretinden mi?

Geçelim...

¥

Zamanımızın çağdaş İzmirlisi, bu benzetmeye karşı öfke kusuyor. Haklıydı da yani. Madem ki uğrunda ölenler, toprağı vatan kılıyordu, üzerinde yaşayanlar da, toprağı kendinin bir parçası kılmalıydı...

Mantık öyle kurulunca, İzmir’in gavurluğu da, İzmirlinin gavurluğundan gelmeliydi. Öfke de buradan kaynaklanıyordu...

Nasıl gavur olurdu İzmirli!

Bunu da geçelim...

¥

Osmanlı-İngiliz Ticaret Anlaşması gümrüklerimizi ardına kadar açıyor. Yerli tüccarın Türk ve Müslüman olanları, ithal ettikleri ıvır zıvırına varıncaya dek tüm mallarının gümrük vergisini öderken, yabancı, özellikle İngilizler için kapılar ardına kadar açık...

İngilizlerle aynı inanç kanından gelme yerli tüccar da bu kapıların açıklığından istifade ediyor. Hal böyle olunca, yerli imalatçı ve esnaf da, takım tezgahını toplayıp dükkanını kapatıyor.

Osmanlının dış ticaret limanı İzmir. İngilizler, İzmir’i sömürmekle yetinmiyor ve daha içerilere nüfuz etmek için İzmir’den Aydın’a kadar demiryolu döşeyerek Ege içlerine dalıyor...

İzmir başta olmak üzere Ege bölgesinde ticaret bütünüyle İngiliz tüccarlarıyla onların aynı kandan buradaki ortaklarının kontrol ve denetimindedir. Müslüman esnaf, hammallığa başlıyor...

İngilizler, Ege’nin ballı incirinin tadına vurulunca İzmir’e göç etmeye başlıyorlar. Mahallelerin, cadde ve sokakların isimleri İngilizleşiyor.. Bununla yetinmeyenler tarıma yöneliyor. Bağ ve bahçeler tapu kayıtlarında el değiştiriyor. Bir evre öncesinde çiftlik sahibi Müslümanlar, İngiliz çiftliklerinde ırgatlaşıyor...

Kemiyet itibarıyle İzmir’de yerli Müslüman halk çoğunluk sahibi olsa da, kemmi ağırlığı yabancılar, İngiliz ve Fransız tüccarları temsil ediyor.

Toprak, üzerinde yaşayanlarla isimlendirilerek anıldığında, İzmir için de “Gavur İzmir” etiketi kural gereği en uygun etiket olup çıkıyor...

Aradan yıllar geçip de takvimlerde tarih 9 Eylül’ü gösterdiğinde, etiketin değiştirilmesi yolu açılıyor. Mübadele işlemleri, İzmir’in kilise cemaatleriyle Yunanistan’daki mescid cemaatleri arasındaki yer değiştirme hareketleri tamamlandığında da, söz konusu meşum etiket tarihin çöplüğüne atılıyor...

¥

Mendel Kanunu diye bir kanundan, biyolojik üreme kanunundan bahsederler. İlimle bilimlerin süzgecinden geçirildiğine ve de hâlâ yürürlükte olduğuna göre demek ki, tesbitlerinde doğruluk ve isabet payı var...

Evli bir karı kocanın yeni doğan bebekleri hiç kendilerine benzemeyebilirmiş. Beyaz ırktan bir karı kocanın yeni doğan siyah derili bebekleri ebehanım tarafından anasının eline verildiğinde şüphe küpüne dönen kocasına da derlermiş ki,

Karından şüphelenme kardeşim. Yedi nesil öncesi dedesinin kanına çekmiş...

¥

Şimdi İzmirli MENDELZADE birtakım insanlar diyorlarmış ki,

Biz Türkiye’den ayrılıp AB’ye bağlanabiliriz...

Anlaşılan Bay Mendel, sosyolojide de isabet buyurmuş. Baksanıza, adamlar geçirdikleri bunca ‘9 Eylül’lere rağmen hâlâ gayrimeşru gavur dedelerinin özlemlerini seslendiriyorlar...

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle