--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnönü’ye de saldırmışlardı

Atilla Özdür
Atilla Özdür

İsmet paşa günün birinde Ankara’dan ayrılıp, “ne haldedir vatandaşlar”  merakıyla, taşraya doğru yol alır. Evvela Eskişehir’de halka hitap eder. Gel velakin halkına hitap etmeye başladığında, Eskişehir, toplayıp gelmiştir tüm makinalarını hitabet meydanına. İnönü ağzını açar açmaz, meçhul bir el bütün makinaların kontak anahtarlarını açar. Dozer ve grayderlerle, eskavatör ve kompresörlerin gürültüleri afakı kaplayıverir bir anda...

Takvimler de 1959 yılının nisan sonlarını göstermektedir...

Aralarda Eşme kazasında biri Halk partili diğeri DP’li iki delikanlı kıyasıya kavgaya tutuşurlar. Bilahare ringde döğüşenlerin sayıları artar. Eşme, DP örgüt başkanına göre oranın yerli DP’siyle boy ölçüsüne çıkan Halk partili kalabalık, İzmir’den kamyonla ithal edilen partizanlarmış... 

Doğrudur yanlıştır bilinmez amma, olağandır bu tür politik dostluklar bizim memleketimizde...

Ha, bu arada aklımıza takılmışken açıverelim. Eşme için uydurulmuş bir tekerlemeye göre,,

“Es kazara kaza olmuş Eşme kazası, kaz gütmeden gelirmiş encümen azası”.

Bu tekerleme, eskilerden beri mi var mıymış, yoksa İnönü’nün ziyareti sırasında mı düzenlenmiş, bilmiyorum...

Sene olur 30 Nisan, 

İnönü Uşak’tadır ve yanında Turhan Feyzioğlu ve birkaç partili eleman, birlikte üstü açık bir jeep ile şehir turuna çıkar, halkına kendisinin geldiğini haberlemek için...

İnönü’nün üzerinde bulunduğu araç, Uşak DP İl binasının önünden geçerken ortalık şöyle bir dalgalanır...

Caddenin her iki yanında toplanan kalabalıkların yuhalamalarına bir ara “İsmet paşa çok yaşa” nidaları karışır. Politikanın müsbet menfi uçlarının birbirlerine karışmasıyla meydana gelen kısa devre arkının, kimilerinin beyin kıvrımlarında hasıl ettiği geri besleme akımı sebebiyle, politika kahramanlarından birisi elindeki çay bardağını fırlatıverir İnönü’nün Jeep’ine...

O anda yaptığı çarpık atışla olduğu yerde donup kalan partizan, kafa sağlığının tekrar yerine gelmesi üzerine, içerilere doğru kaçıp kaybolur...

Politikanın fıtratından olmalı, kervanın başına geçenler tecavüzden muaf tutulamıyorlar. Atatürk’e de İzmir’de teşebbüs etmişler, öldürmeyi. Doğrudur düzmecedir bilinmez amma, o demlerde yenilerde başlayan demokrasinin kanına girivermiş bu suikast hikayesi...

Derler ki, Feto terörünün kurgusuymuş Erdoğan’ın canını almak üzere tasarlanan 15  Temmuz gece eğlenceleri. Sonunda da eğlence hüzne dönüşmüş ve ikramiyesini de uzun süredir hükümlü olarak içeride yatanlar kazanmışlar...

Dünya bu işte, kimsenin aklı ermez. Kime ve ne maksatla niyet edildi, hiç ilgisi bulunmayan bir zavallının başını yedi...

Burada da öyle oldu amma, tersinden...

Kimler için planlanmıştı bu 15 Temmuz, bunun kaymağını kimler yediler. Hiç akla hayale gelir miydi içeridekilere gardiyanların  bir gün,

Haydi yallah  çekecekleri?..

Ya da Turgut Özal’ın, kendisine ayarlanan gez-göz-arpacık hattını “karavana”ya yönelten Allah’ın iradesiyle canını kurtarmışlığına ne dersiniz?

Şimdi de politik fıtrat, Kılıçdaroğlu güzellemesine kalkışmış...

Sınırlarımızdan içeriye doğru gümrük kaçakçılığı yapanlar için denilirdi ki, bu işin fıtratında ölümün var olduğunu bilmeleri gerekirdi!...

Öyledir, politika da aynen böyledir işte...

Mütecavizleri kınamak ve kendilerine de geçmiş olsun demekten başka bir şey gelmez elimizden,

Maalesef... 

 

 

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle