Hazan Mevsimi...
2016-2017 Döneminin İstanbul Platform toplantıları başladı. Kasım ayı toplantısı için İsmail Müftüoğlu ağabeyimizin toplantıya katılanların şahsında “Selamet aşıklarına” yönelik hazırladığı konuşma metnini Merhum Erbakan hocamıza karşı sevgi, saygı yüklü bağlılığımızın gereğinden vefa borcu hissedince, aşağıya taşıdık efendim...
“Yine hazan mevsimi geldi”...
“Hazan mevsiminde, ağaçlardaki yapraklar sararır ve bolca yerlere serilir. Her taraf sarı yapraklarla dolar, güzel bir manzara oluşur. Hazan mevsimi, kışın habercisidir.
“Siyasette de, hazan mevsimi, çoğu kere büyük kongrelerle başlar. Çünkü büyük kongrelerde kadrolar değişir. Gelenler olur, gidenler olur. Partilerde soğuk havalar eser, kırgınlıklar başlar.
“Büyük kongreler de, çoğu kez, hazan mevsiminde yapılır. Kongreler münasebetiyle teşkilat dışı kalanların, hazan yaprakları gibi yüzleri sararır. Gelenler ümitvar olur. Ancak aradan bir müddet geçtikten sonra, gelenler gidenleri aratır olur.
“Bunun sebebi, yeni gelenlerin intibaksızlığıdır. Zira yeni bir ortam, yeni bir tempo sebebiyle, yorgunluklar zirve yapmaya başlar.
“İşte Saadet Partisi büyük kongresinde de, hazan mevsimi başladı. Yıllarını davasına adayan, yorulmadan, bıkmadan Anadolu’yu adım adım dolaşan Sayın Prof. Dr. Mustafa Kamalak nahak yere görevinden uzaklaştırıldı.
“Yıllarca Mustafa Kamalak’ın ardında duranlar, siyasi bir yobazın baskılarına karşı koyamamış ve anaçlaşmış, köhnemiş birilerinin talimatına uyarak, haksız tasarruflara yandaş olmuştur.
“Burada milleti ilgilendiren husus, Saadet Partisinde de vefasızlığın boy göstermesidir. Diğer partileri suçlayan Saadet Partililerin, güldükleri oyuna gelmeleridir. Yıllarca alkışladıkları genel başkanlarına sahip çıkmamalarıdır. Bir nevi sadakatsizliğin marifet sayılmasıdır. Diğer taraftan, gelenin gidenden daha başarılı olamayacağı bilindiği halde, sorumsuzca alkışlanmasıdır.
“Saadet Partisinde bu neviden sadakatsizlikler ilk değildir. Çünkü Milli Görüş lideri merhum Erbakan’a yapılanlar az değildir. Merhum Erbakan’a sadakat, sadece sloganlarda kaldığı gibi, Mustafa Kamalak aleyhine kaldırılan parmaklarla tasfiyesi de sadakatsizliktir. Yerinden kalkamayan, iki düzgün cümle dahi kuramayan birilerinin talimatıyla, Mustafa Kamalak’a kıymak, insanlık mıdır?
“Saadet Partisinde büyük kongre ile yapılan bu operasyon, Milli Görüşün iktidara taşınması için yapılmamıştır. Maalesef Saadet Partisinin aile şirketi haline getirilmesi için yapılmıştır. Bunların engellenmesi için, Milli Görüş, gerçek liderini bulmalıdır.
“Tüm bunları dillendirmemiz, Sayın Mustafa Kamalak ile siyaseten birebir aynı düşünmemizden değil, yapılan haksızlığı objektif bir şekilde ortaya koymak içindir. Zira haksızlığa karşı susan, dilsiz şeytandır.
Temkin esastır...
“Olağanüstü hal devam ediyor. Hükümet Kanun Hükmünde Kararnamelerle icraatını sürdürüyor. Devleti temizlemeye çalışıyor. Gözaltılar devam ediyor. Mahkemeler henüz full time çalışamıyor.
“15 Temmuz’dan beri, bütün gayretlere rağmen, işten atmalar, memuriyetten ihraçlar tamamlanamıyor. Sosyal kırılganlıklar elan devam ediyor. Ne var ki vatandaş, hâlâ üzerine düşeni yapmıyor. Merhamet, acıma, şefkat gösterisi içinde, yapılan icraatları tartmadan, kınama yoluna gidiyor.
“Çünkü oynanan oyunun büyüklüğünü anlayamıyor. Devletin bekasını düşünen insanlara karşı da, şaşı bakıyor. Böylece içinde barındırdığı kini kamufle etmeye çalışıyor.
“15 Temmuz’dan beri çekilen sıkıntılara yazık değil mi? Milletin arasına nifak sokmaya çalışmak ayıp değil mi? Ayrıştırıcı olmak günah değil mi? Takdir yerine, devamlı yermek insanlık mıdır?
“Unutmamak gerekir ki devlet bizim, toprak bizim, bayrak bizimdir. Onlara yan gözle dahi bakılamaz. Bakanlar da asla affedilemez. Çünkü bu topraklar bize şehitlerin armağanıdır.
“Millet olarak, kışkırtmalara dikkat kesilmeliyiz. Manipülasyonlara gelmemeliyiz. Gerçekler ortaya çıkıncaya kadar sabırlı olmalı, millet ve vatan adına gayret göstermeliyiz.
“Sosyal hadiselerin tedavisi kolay değildir, çok zordur. Çalışmalar esnasında elbette haksızlıklar da olabilir, onları büyütmemeliyiz. Elden geldiğince olayların yatışması için yardımcı olmalı, haksızlıkların yumaklaşmaması için temkin ve dikkat göstermeliyiz.
“Vurdumduymazlık milletimize yakışmaz. Yoksa felaket, herkese şamil olur. O zaman da, nedamet duymak fayda sağlamaz. Böyle ortamlarda ajan provokatörler çok fazla olur. Vuruşma projeleri üretilir. Bir anda ortalık karışır. O zaman da haksız ve haklıyı ayırmak çok zor olur.
“Neticeten temkin esas olmalıdır.
“Kalın selametle”...


