Hamamönü Hurdalığı üzerine...
Reisçilik, Uzun Adamcı olmak anlamında, hem de yaygın biçimde kullanılıyor. Kısa yoldan, Tayyip Erdoğancılık...
Bunlar, Devlet başkanlarının her dediğinin tasdikçisi olup, her yaptığının mutlak iyi, reddedip karşı çıktıklarının da mutlak kötü olduğuna içten inanıyormuş görüntüsüyle, sesli sazlı tam teçhizat gezinirler...
Hocacılık, Davudoğluculuğudur. Bunlar da hiç düşünüp tefekkür etmeden başbakanın tüm doğrularına doğru, yanlış gördüklerine de yanlış damgasını vururlar...
Tabii bunlar da iki grupta toplanırlar. Samimiler ve yardakçılar gibi...
¥
El etek yalayıcı kişiler, Gyroscope gibidir. Görevleri ki ekseriya gönüllü olup, kilitlendiği aksın hareketlerini, anlık istikametleri doğrultusunda tasvip etmektir. Merkezin fikri veya fiziki hareketlerinde değişim vukua geldiğinde genellikle sorulur, “Dünün doğrusu’nda ne vardı da bugün yanlış oluverdi?” gibi. Cevabı, bilgi dağarcıklarının kısırlığına aldırmadan, sahibinin gerekçesidir...
Yalakalar veya kıç yalayıcıları, kundağı tank ve deniz araçlarına bağlanmış ağır silahların Gyroscope’ları gibi namlusunu aktif savaşta zamanın her anında hedefe kilitli tutup oturmazlar. Geminin sallantıları tankların zemin yapısına uygun hareketleri Gyro’larla sıfırlanır. Gün olur yeni bulgular eski gündemde belki biraz oynamalar yapabilir. Aniden zuhur eden yeni gelişmelere uygun kendilerinin ürettikleri fikir silahlarını bu kez, merkezden bağımsızca kullanırlar...
Merkezden bağımsız tasarlanmış yeni silah kullanmak, el etek yalayıcılarını bağlandıkları sahipleri nezdinde daha güvenli ve itibarlı kılacağı için, prim de yapar...
¥
Siyasi partiler, memleket idaresini ellerine geçirmek amacıyla kurulur. Referansları ya fikri ve ideolojiktir, ya da çıkara kurgulu sportif...
Bunların kurucularıyla üyeleri toplanırlar, şehirlerle kaza ve nahiyelerdeki yöneticilerini seçerler. Partilerinin anayasalarını düzenleyip genel seçimlerde de boylarının ölçüsünü alırlar. Bu işlerin hepsi sandık kullanılarak demokratik usullerle yapılır...
¥
AKP de böyle yapmış ve gerektiğinde il olsun, ilçe olsun, köy veya mahalle teşkilatlarındaki başkanlarını görevden alma yetkisini partinin anayasası, başbakana tanımış...
Sonra ne olmuşsa olmuş, gökten gelen bir ilhamla bu yetki başbakandan alınarak merkezdeki ana idari kurula devredilmiş. Başbakan da bu hareketi demokrasi dışı bir iç darbe olarak değerlendirmiş olmalı ki, başbakanlığıyla birlikte parti başkanlığından, “Haydi bana eyvallah” demiş...
Şimdi iki kişi olarak bir başlarına kalsalar dahi, birisinin reis olmasını amir dini görünümlü muhafazakâr siyaset, demokratik usulle yeni bir başkan seçecek...
Seçecek seçmesine de, düne kadar eski başkanın içtenlikle candan veya yalaktan tasvipkâri hocacılar ne yapacaklar? Şüphesiz benzeri bütün hareketlerde görüldüğü gibi candan ve içtenlikli dostlarının yeise düşerek hüzünlenmelerine karşın, yalakalar takımı, kullandıkları silahların Gyroscope’larını çalıştırıp eski hocalarını, kendilerinin yarattıkları hamamönü hurdalığına sevk edecekler...
Kimseden utanıp sıkılmadan ve de terbiyesizce...


