--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eski Osmanlı kadınları...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Eski kadınlar, faiz konusunda çok hassas davranırlarmış. Komşular arasında yapılan ikramlarda kullandıkları bardak tabak misali mutfak levazımatı geriye iade edilirken, nezaketen boş götürülmezmiş…

Ayrıca, komşuya ait bu kap kacaklardan kendi evinde ve kendi işinde kullanmaktan da imtina ederlermiş, ola ki, faiz olur korkusuyla…

İnsan soyundaki kalite kaybı, hükümetleri, milletin hizmetinden alıkoyan engelleri temizlemeye zorlayınca, maaş ve ücretlerin kayda alınmasında bankaların kâtipliğine baş vurulması düşünülmüş…

İşverenler, memur ve işçilerin haklarını bankalarda adlarına açılan hesaplarına yatıracaklar ve sahipleri de paralarını buradan alarak ihtiyaçlarında kullanırken, para transferleri kayda alınmış olacak…

Çalışanların yanında emeklinin hakları da mahrecinden hak sahiplerinin eline geçinceye dek dura kalka bankalarda bekleyince, az veya çok, bir miktar teressübat dökülüyordu…

İşte tam bu kertede hükümet dört gözünü birden açarak bankalara şu teklifi götürdü…

 “Ben sizin komisyonunuzu veriyorum. Bu teressübat hak sahiplerinindir. Lütfen kendilerine ödeyiniz.”

Oysa bu teressübatın teknik adı, “faiz” idi ve bankalar da bunları kendi mutfaklarında kullanıyorlardı…

Eskinin ev kadınlarına komşusunun getirdiği aşure kâsesini, faiz olur korkusuyla kendi şahsi mutfağında kullandırmayan ahlaki disipline boş vermenin, Müslümanlığa ters bir yanının bulunmadığına hükmeden reform hareketi, sanırız, gerçek anlamda memnun edemediği emeklisini, bu kez de, promosyonlu faiz çeşmesinden sulamakta bir beis görmedi…

Kâğıt kalemle tanışmam erken 60’lı yıllara rastlar. Duyup işittiklerimiz hiç firesiz, banka faizlerinin haram oluşudur. Bankaların da, helal ve haram konusuyla ilişkileri ve endişeleri yoktur. Bu bağımsızlık, haliyle sermaye sahiplerini de liberal kılar…

Eski Osmanlı kadınlarındaki faiz olur endişesine karşı sergiledikleri hassasiyet kaybı, maalesef cemiyetin tüm gerçek ve tüzel kişiliklerine de sirayet etmiş…

İşçi memur ve emeklilerin bir kısmı maaş ve ücretlerini kendilerinin yatırmadığından bu teressübatı helalinden hakları sayarken bankaların da muslukları hemen açmalarını arzulamakta…

Bir kısım hak sahipleriyse katı düşünerek musluğa bir ayırgeç tasarlamakta. İşverenin banka hesabına yatırdığı parasını faizinden ayırarak aslını eline versin. Teressübat bankada kalsın. Kim ne yaparsa yapsın…

Katıların bir aşka grubu da paralar bizim helalinden hakkımızdır. Yolculuğu esnasındaki kirlerini ayıralım. Temiz olan aslını yiyip içip, kirlenmiş faizlisini de garip gurebaya verelim…

Allah kimseleri garip gurebalığa düşürmesin. Çağdaş Müslüman bile, hayır hasenata kalktığında malın kötüsünü kakalamayı düşünüyor…

Halk arasında yaya dolaştığımız için sokaklarda duyup işittiklerimiz bunlar. Hükümetin ola ki, bu konuda yeterli bilgisi bulunmayabilir. Biz de kendilerini haberdar etmiş olalım.

Çalışma Bakanımız, Aile ve Maliye Bakanlarımızla Diyanet’in bağlı olduğu Devlet Bakanımız hep birlikte oturup tek boyutlu bir formül arayıversinler…

Hak sahipleri, bankaların faiz hediyelerini ne yapsınlar?...

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle