--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Enkaz…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

ABD’de iki partili parlamento var. Bu parlamento çift yapılı. Birisi avami karakterli diğeri de havasi. Hepsinin başında da başkan denilen tek çevirgen…

Siyaset, ekonomi dilinde “sektör” anlamında da kullanıldığından, “başkanlık”, bir anlamda “brokerlikle”le özdeş sayılabilir…

Ülke, büyük bir serbest pazar meydanıdır. Tarım ve tarım dışı mal ve hizmetlerin arz yeri olduğu gibi, bunların tüketimiyle ilgili peşin ve taksitli işlemler brokerliğin kontrol ve denetiminde burada bağıtlanır…

İşlem konusu mal ve hizmetler, ehem ve mühimliğine göre komisyona tabi olduklarından, taraflardan, harç ve baç adı altında tarhiyat, bu meydanda yapılır…

Gizli-açık, örtülü-örtüsüz ve kayıtlı-kayıtsız bütün para hareketleri resmi-gayri resmi harç ya da baça tabi olduğundan, çok veçheli borsa brokerliği, tek kişinin üstesinden gelebileceği mahalle bakkallığı gibisinden basit bir iş olmadığından, iş bilir yardımcı bir kadroyu gerektirir...

Bu kadrolara da politika dilinde, parlamento tabir edilir…

ABD’de parlamento çift partili, çift meclisli ve tek patronlu yapıda olduğundan ve de bu müesseseler sandık başında inşa edildiğinden, boyunlarında şirinlik muskalarıyla talipler, meydanlarda kıyasıya yarışırlar…

Serbest pazardaki konumları bakımından Türkiye ile ABD arasında fark yoktur. Burada da parlamento, fikriyat ve ideoloji bakımından iki partili olup, meclisleri çiftleşmekte bıkkınlık geldiğinde teke indirilir. Siyaset, ülkemizde de ticaretle kucaklaşırken, ayrıca bürokrasi de, bunların yanlarına sokulur...

Orada başkan, buradaysa başbakan, neticede amir-i italıkta da tek başlılık…

Bu itibarla çevirgenliğe bir gelen bir daha gitmek istemez. Ayaklarını yorganına göre uzatmaz. Amme değerlerinden sata sata elde bir şey kalmayınca, ülkenin üzerindeki yorganını pazarlar ve millet de kalır ortalıkta cascavalak…

Pazarın artıklarına da  ENKAZ denilir

Emine hanımefendinin devraldıkları “enkaz”dan muradları, geldiklerinde gördükleri semt pazarı artıkları…

Bildim bileli Türkiye’nin iki partisi politikanın serbest pazarında birbirlerine enkaz devrettiler. Akabinden millete “adiyo” çekip tekrar geri gelmek üzere hep gittiler. İlginçtir, her gelenin aldığı enkazı keyfiyette aynen devredip gitmesine rağmen yine aynı göreli enkaz, sanki hiç ellenmemişçesine yerinde durup duruyor…

Paranın dini imanının bulunmadığını çok duyup işitmişliğimize rağmen, enkazınkisi, hiç sesini çıkarmamıştı. Derlerdi ki, “insan çok yaşamakla değil geze geze, gezdikçe görür ve gördükçe de öğrenir”…

Oysa biz gezip tozmak bir yana, aynı yerde çakılmış, yaşayıp gidiyorduk…

Emine hanımefendiye de teşekkürler…

Duyurdular da, öğrenmiş olduk… 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle