--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ekmek...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yerli ve yabancı siyaset odaklarının ortak istekleri üzerine iktisadi yapısı itibarıyle küçültüldü... Eskiden sahip olduğu devlet gücüyle, piyasa düzenleyicisi olarak pazara müdahale eder, gerek narh koyarak, gerekse tanzim satışlarına baş vurarak pazarda fiyat istikrarını sağlardı...

Yerli ve yabancı siyasetçilerle kapitalist tekeller, çeşitli entrikalar, tehditler ve korkutmacalar sonucu kamu iktisadi teşebbüslerini milletin mülkiyetinden çekip alarak özel sermayeye devredince, hem devlet küçüldü, hem de millet sap gibi orta yerde kendi haline terk edildi...

Hükümetin bünyesinde yer alan kimi bakanlıklar, milletin perakende piyasasındaki akçalı işleriyle doğrudan ilgilenmezdi. Mesela Turizm Bakanlığı, Orman, İmar, Savunma ve Dışişleri gibi. Dolayısıyle bakanlarının kendi alanlarındaki hizmet maliyetleriyle ilgili halka bilgi vermelerine gerek duyulmazdı...

Amma, Ticaret, Gümrük, Sağlık, Enerji ve Tarım Bakanlıklarına gelince iş değişiyor, zira halkın günlük harcamalarındki fiat hareketleri, bunların alım satım borsalarında ayarlanıyor. Dolayısıyle elektrik, et, ekmek ve sudan hastane ücretlerine kadar fiyatlardaki iniş ve çıkışlar hakkında vatandaşı bilgilendirmekle mükellef oluyorlar.

Türkiye’de usuldendir, belki de azgelişmişliğinden olacak, devletin üreterek pazara çıkardığı nesnelerle ilgili zam dedikoduları çıkarıldığında, ilgililer milletin gazını alma maksadıyla hemen yapıştırırlardı;

Söylentilere inanmayın bunun aslı fesli ve hem de gereği yok...

Akabinden kısa bir müddet sonra, yalanlayan bakan suspus edilir ve adı da yalancıya çıkardı. Ete de süte de, gaza ve tuza da zam gelirdi, sırayla...

Bu alışkanlık, gelenek, idari veya siyasi töre, yine hâlâ devam ediyor olmalı...

Zamcılar tarafından üç beş gün evvel ekmek zammının yolda olduğu serbest piyasaya fısıldanmıştı. Esasen asgari ücretteki söz verilen idari zammın da, ekmek fiyatlarını etkilemeyeceği düşünülemezdi. Sadece ekmek fiyatlarıyla kalsa yine şükürler olsun, peynirinden nakliye ücretlerine, erkek çorabından işkembe çorbasına kadar pazarda alım satıma konu ne varsa, hepsi bu asgari ücret zammından nasibini alacaktı ve alacak da...

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Eski Türkiye’nin resmi geçer akçesi olan bu yalanlama geleneğinin kanıksattığı alışkanlıkla;

Yok böyle bir şey” deyivermişti...

Oysa, oluverdi, olduruverildi...

Ekmek, katma değeri çok yüksek bir temel gıda maddesidir. Ekmeğin ilk değeri tohumcular tarafından katılıyor. Sırayla tarım ilacı üretici ve satıcıları, hükümetin yüksek fiyatlı akaryakıtı, hububat tüccarları, ithalatçı ve yerine göre ihracatçılar, değirmenciler, ekmek fabrikaları, fırınlar, simitçi ve baklavacılar, bankalar ve kredi müesseseleri ve rengine bakmaksızın, sendikalar, vs...

Öylesine büyük, güçlü, kalabalık ve kozmopolit bir katma değerle ihata edilerek koruma altına alınmış ki bu ekmek, demokratik yoldan seçimle gelmiş idarelerin pazarda bunun fiyat istikrarını koruma babında yapabilecekleri pek bir şeyleri yok...

Demek istediğimiz, ekmek fiyatları karşısında hükümetler, Yalova Kaymakamı...

Modern devletlerde birtakım ekonomik ve sosyal hatta siyaseten teşkilatlanmış gruplar, bünyesinde yer aldığı toplumların hakim sınıfı haline gelmiştir...

Ekmek fiyatlarını zamlayarak koruyan katma değer hükmündeki hakim sınıf, üretim vasıtalarını kendi kontrol ve denetimi altına aldığında veya cari fiyatların yarattığı maddi servetin dağıtımında kumandayı eline geçirdiğinde, yapılacak bir şeyin kalmadığı gerçeği su üzerine çıkarak, kahrolası demokrasi gereğince, yönetilen asillere keyifle nah! çeker...

Faruk Çelik’in bir önceki hizmet alanı Çalışma Bakanlığı idi. Halkın perakende alışveriş problemleriyle pek ilişkisi bulunmayan bir alan. Ne peyniri var ne de yüz gramlık kıyma ile bir tencerelik fasulya çorbası pişirip pişirememe tehlikesi...

Demek isteriz ki Faruk bey kardeşimize,

Aman haa. Dilinizi tutun ve eskilere benzemeyin... 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle