Devlete mi, devletten mi?...
Osmanlı Devletini çökerten sebeplerin belki de en başta geleni, Kırım Savaşı dolayısıyla dışarıya borçlanmadır… Peynir gemisinin lafla yürütülemeyeceği gibi aynı zamanda laf, savaşın azığı veya mali dayanağı da değildir. Savaş, güç ister, güç de stoklardadır…
Otuz yılı aşkındır güvenlik güçlerimiz terörle mücadelede yüzlerce şehit verdi. Bunların dışında sivil halktan verilen kayıplar kitleler halinde. Bunlara bağlı olarak turizm sektörünün gelir kaybı da korkunç derecede yüksek…
Başbakan, iki lafın arasına hemen şunu yerleştiriyor, haklı da olarak tabii…
“Söz konusu vatan ise, gerisi teferruat”. Bundan şunu çıkarmamız lazım;
Hazır ol cenge, ister isen sulh-u salah…
•
Cenge hazırlanmanın ilk şartı, stokların tamamlanmasıdır. Askeriyenin müstakil bölüklerine varıncaya dek bütün birimlerinin benzinliklerinde sefer stokları bulunur ve hiçbir gerekçeyle buradan bir damla olsun alınıp kullanılamaz…
“Zeytin Dalı” da, hiç şüphesiz stoklarımızda bir miktar erimelere yol açmıştır. Vakit geçirmeden yerlerinin doldurulması gerekir…
Kim dolduracak?...
Lozan müzakereleri sırasında İsmet İnönü’nün taleplerine karşın İngilizlerin küstahlıklarını hatırlayalım…
“Yarın paraya ihtiyacınız olduğunda karşımıza geleceksiniz”!…
Anlaşılan o ki, kim doldurursa doldursun, harcamalar, paraya bağlı…
•
Futbol sektörünün borç içinde kıvrandığı söyleniyor ve biliniyor. Amma, en fazla lüks ve israfat da, bu sektörde. Futbol maçlarıyla ilgili gevezelik ağır bir epidemik. Bütün dünyayı etkilediği gibi ülkemizde de hiçbir ayırımcılık yapmadan siyaset de dahil, tepeden tırnağa yaygın. O kadar yaygın ki, damarı kesilse bağlıları, akacak kanının, kulu oldukları kulüplerin renkleriyle ayni renkte olacağını söyleyecek kadar hastalıklı…
Şirket sahipleri de bunu bildiklerinden, işletme ekonomisinde ipin uçlarını koyverip, milyon ve milyar dolarları har vurup harman gibi savuruyorlar…
Sonra gelsin, yaralarını sarsın devlet…
Nahhh sarsın…
•
Kulüplerimizi borç batağından kurtarmalıymışız!...
Hem ayıp, hem de çirkin…
İçinde bulunduğumuz şartları hiç düşünmeden devlet bankalarından güya bir defaya mahsus kredi isteğinde bulunuyorlar. “Mevcut yönetimler mali krizleri aşmakta ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Sorun, geçmişten gelen borçlar. O nedenle kulüplerimizin geçmişteki tüm başkanları ve yöneticileri burada sorumlu olmalı. Herkes kendi dönemindeki borçlardan sorumlu tutulmalı” imiş, güya !...
Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla örülürmüş. Kulüplerin içine düştüğü-düşürüldüğü borç batağı bir cehennemdir. Bu cehennem ateşinin söndürülmesi için kamu bankalarından talep edilen yardım, şu savaş giderlerinin zirvelere ulaştığı bir ortamda milletin hazinesi için bir başka cehennem ateşi olmaya namzet…
Milletin nafakasından yapılacak İTİRAZSIZ CEBRİ yardımın, kulüplerin geçmişteki tüm başkanları ve yöneticilerinin ipoteğine bağlama teminatı ise, üzeri örtülü iyi niyet taşları. Çünkü, gerisi kofffff…
Futbol şirketleri, kanun gereği günü geldiğinde genel kongrelerini yapıyorlar. Yönetimin gelir gider işlemlerinin onaylanması sonunda, “ tamam, her şey iyi ve güzel, kanunlara uygundur” denilerek yöneticiler aklanıp paklandıklarında, ellerini yıkayarak çekip gidiyorlar. Bunu takiben sütte leke var, bunlarda yok oluyor. Dolayısıyla kamu bankalarından verilecek destek krediler, milleti cehennem ateşi gibi yakar. Çünkü görevini devreden sabık yöneticiler laikliğin helalinden ibra edilmiş oluyorlar…
Bu ateş milleti yakmaz mı?...
•
Altın yumurtlayan sektör de öldürülmemeliymiş…
Geçen yıl GSMH’ı yükselten etkin faktörün, inşaat sektörü olduğu söyleniyor. İnşaat sektörü, imalat veya tarım sektörleri gibi üretici değildir. Kâşaneler, köprüler, saray ve şatolar gibi sabit değer meydana getirirler. Bu sektör, söz konusu değerlerin yapım sürecinde kullandığı sarf malzemelerini üreten sektörleri harekete getirir, hepsi bu kadar. Bu canlılık da GSMH üzerinden kalkınma hızını etkiler. Asıl parsayı da, müteahhitler toplar…
Müteahhitler geçen yıl iyi para kazandılar. Basın sektörü de bunların seri ilan harcamalarından faydalandığı için ister ki, altın yumurtlayan tavuklar kesilmesin. Sipariş üzerine çalışan ileri sürülmüş gazetecilere de, altın yumurtlayan sektörün ödüllendirilmesini istetirler…
İstedikleri mesela?
“Devletin yerli inşaat malzemesi üretimini yaygınlaştıracak teşvikler vermesini, vergilerde uygun oranda indirimler yaparak konut alım satımında hız ve sayıyı arttırmasını, hiç değilse bu yıl da birbuçuk milyon konut satılmasının kolaylaştırılmasını, Başbakanımız Binali Yıldırım ve kabinesinin, öncelikle inşaat sektörünü başarılı kılacak desteklerle korumaya almasını”…
İşte böyledir abbasın külahı…
•
“ZEYTİN DALI” hareketinin askeriyenin savaş stoklarında meydana getireceği erimelerin takviyesi için, eşyanın tabiatı gereği, hükümet behemehâl millete dönecektir. Haklı olarak muhtemelen akaryakıta, ekmeğe peynire, suya ve sabuna, “tekâlifi istiklal” getirecek. Ve bu da, milletçe hepimizin boynuna borç, namus borcu oluşturacaktır…
Eyvallah iyi de, milyon ve milyar dolarlarla çocuk oyuncağı gibi oynaşanlar, satışlarını, gerçek fiyatları üzerinden faturalasınlar, borçlarını ödemiş olurlar, bu da yeter elbet…
Yetmez mi?...
Beşiktaş da, Antalyaspor’dan Vagner Love isimli Brezilya kökenli bir oyuncu satın almış, üçbuçuk milyon Euro hava parası ödeyerek. Satın aldığı malına ödeyeceği milyonluk ücretler de hariç!…


