--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Demirören okulları...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Soma faciasının ardından kasaba üzerine yoksulluk ve yalnızlık kara bulutları çökmüştü. Kasaba ekonomisinin 301 kişilik müşteri potansiyelinden aniden yoksun kalışı, işletmenin ve mevzuatın bahtsız ailelere karşı yeterince el uzatmayışı, kasabayı dipten doruğuna mutsuz kılmıştı...

İnsanımızın tasada ve kıvançtaki modernize ortaklığın sağdan soldan desteklediği maddi ve manevi yadımlarla iyi kötü bugünlere ulaşabilen Soma halkının hayati problemi, sadece mutfak yemezliğinden ibaret değildi. Okuluydu, hastanesiydi, belediye hizmetleriydi, geleceğin hayat donanımındaki eksiklikleriydi, vs, vs...

Ülkemizin servet seman sahibi mutlu azınlık kesiminden Demirören ailesi, üzerlerindeki sosyal sorumluluklarını yerine getirmek üzere kollarını sıvayarak, Soma ufkunu bir çift okul ile az buçuk da olsa, ışıldatmak istemişti...

Var olsunlar, sağ olsunlar...

Seçimlere beş kala günlerimizdeydi. Azgelişmiş toplumlarda usuldendir, mahalli ve merkezi yönetimler, özel sermaye tarafından gerçekleştirilmiş de olsa, kamu yararına yapılan hizmetleri kullanıma açma seferberliği düzenler...

Mesela kampanyalı son günlerimizdeydi, Bursa ilindeki okul spor salonlarının  birbirleri ardınca hizmete açılış merasimleri düzenlenmişti. Hem de Sağlık Bakanımız Müezzinoğlu himayelerinde... 

Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan da, Türkiye’nin çeşitli illerinde tertiplenen, devleti milletle kaynaştıracak hizmet birimlerinin toplu küşad merasimlerinde kurdele kesiyordu...

Demirören ailesi de, Soma’da yaptırdığı iki mektebin açılışını yaparken, çevre bakanımızı, valilerimizi ve belediye reislerimizi de yanlarına alarak sevaplarını, yönetim erkiyle paylaşmıştı...

Geliniz şu sevap paylaşımı üzerinde biraz kafa jimnastiği yapalım...

Bir anlamda Soma halkının yüzünü güldüreceği umulan Demirören mekteplerinin alay-ı vala ile yapılan küşad merasimi, halk nezdinde memnunluk, Allah Razı Olsun’luk ve bu işte emeği geçenlere minnettarlık duygusu doğurmuştur, mutlaka...

Kimler onlar ?...

Gazetelerde isimleri okunanlar... Yapılan masrafları karşılayanlar ile kendilerine bu konuda müzahir olan devlet ve hükümet...

Devletimizin ve hükümetimizin idari ve siyasi düzeneği teokratik olmadığı için, taraflar arasında paylaşılan sevaptan tüzel kişiliklere düşen hissenin uhrevilikten ziyade dünyevi nicelikte olması iktiza ederdi...

Demirörenlerin kefesine itibar-ı milli, devlet ve hükümetin kefesine de seçmen tercihi, gibi...

Çünkü,

Devlet-vatandaş ilişkilerin bağlandığı hukuk pratiğinde dünyevilik esas alındığından, uhreviliye tealluk eden sevaplar da bağlantı gereği, dünyeviliğin la-dini kıymetlerine tebdil edilirdi...

Bu kadarla da kalmıyor sevaplardaki transfer farkları...

Özel sektör, eğitim ve sağlık alanlarında kamu yararına yaptığı yatırımlarını hibe ettiğinde, harcamalarının hemen hepsini hükümet ve devlet, vergi matrahı üzerinden kendilerine geri iade ediyor...

Bu durumda küşad merasimleri radyolardan, televizyon ve gazetelerden halka bildirilen hibe yatırımların, bazı ahvaldeki zekat ve sadaka görüntülü  harcamalarını, topyekun yoksul varsıl halkın bizatihi kendisi sırtlanmış oluyor.   

Muhafazakar demokrasiler de dahil, laik liberal kapitalist devlet felsefesinin özü ve hülasası budur...

Devletler ve hükümetler, kanunen yetki sahibi oldukları cebri tasarruf tahsilatı konusunda sert ve acımasız olmalı. Vatandaş da, devlet ve hükümetlerin bu otoriterliğine karşı boyunlarının kıldan inceliğine azami dikkat etmeli...

Devletler ve hükümetler, mesela Türkiye’de, kendi boyunlarına borç  hizmetlerine vatandaşın elini karıştırtmamalı...

Okulsa okul, yol ise yol, tayyare meydanı ise tayyare meydanı, hastaneyse hastane bütün bunları, cebri tasarruf tahsilatını, sulandırmadan, bizzat kendisi yapmalı...

Vatandaş da, dinlisi dinsizi, hibe görünümlü hayır işleriyle, zekat ve sadaka dağıtımına kalkıştığında, davul zurnayla ilan etmemeli ...

Gel velakin öyle olmuyor. Özellikle kampanya mevsimlerinde, hükümetlerle, hükümet olmaya niyetlenenler, memleket sathına yayıyor ve fukara hane halklarının minik çocukları kucaklarında, onlarla sulandırılmış sevgi ve şefkat gösterisi yapıyorlar...

Tabiatıyla da, çok çirkin kaçıyor...      

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle