--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dar’ülbedayi...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Şöyle bir altmış yıl evvelinin Ankara-İstanbul radyolarını hatırlayalım. Erken Cumhuriyet’in bayramlarında sahne ve perde sanatkarları biraz da yaş sırasına göre mikrofona gelirler ve eski bayramlardan eklemeli çarpıtmalı örnekler vererek, Müslümanların bayramlarını kutlarlardı...

Hayaliler ki, en meşhurları Küçük Ali idi, Hacivat Karagöz ile ortalığı şamataya boğar, İsmail Dümbüllü’ler orta oyunlarının gümbürtüsüyle radyolarımızın hoparlörlerini tir tir titretirlerdi...

O dönemin Meclisi, belki de günümüzde olduğu kadar millete uzak olmadığından, mebuslar dünyasında bayramlar sessizlik ve sükunet içinde geçerdi...

Gerçi oldum olası mebuslar halk tarafından kavun karpuz misali okkalanarak belirlenmiyor idiyse de, itibarlı bir kurum olan Meclis’in saygınlığı, daha çok mebusların hal ve gidişatlarında kendini belli ederdi...

Şu sıralarda Meclis, uzun süredir avara kasnak rölantide geçirdiği zaman israfını kapatma amacıyla fazla mesaiye başladı. Hareketsizliğin mafsallarda meydana getirdiği kireçlenme ve kıkırdak sertleşmesinden muzdarib hale gelen mebuslarımıza da tedavi edici hareket imkan ve fırsatını verecek bu yoğun faaliyet, öylesine şamatalar üretmeye başladı ki, İsmail Dümbüllü’lerin orta oyun gümbürtüleri solda sıfırlandı...

¥

Şimdi Meclis’e kucaklarında köpekleriyle gelenler mi istersiniz, kuduz hastanesine sevk edilmek için ayaklarındaki diş izlerini sergileyenler mi, ellerindeki “Hayvanlı giriş yasaktır” yazılı pankartlarla gelenlerin tarihe not düşürücü pozlarını mı ararsınız, sanki sebil çeşmesinden akıyormuş gibi...

Oysa boş vermek gerekirdi anayasasıyla birlikte başkanlık ve maşkanlığa. Edebe mugayir bir üslupla takviyeli, 

Yaparız – yaptırtmayız” tartışmasından söküp çıkartılmış olmalıydı bu şamatalar...

Aslında şu sıralarda mebuslar, takkeleri önlerinde oturmuş, sessizcesine düşünüyor olmalıydılar,

Sürmene’de kül olan ormanın akıbeti ne olacak?..                  

Haydi geliniz bir fikir atraksiyonuna kalkışalım...

¥

Memleketimizde hızlı bir kalkınma hamlesinin yaşandığı hem görülüyor hem de açıktan açığa hissediliyor. Yerli ve yabancı bankalar inşaatçıları kredilendirirken, onlar da proje müellifleriyle reklam sektörünü ve basını, “geleceğin para mezarına” gömüyorlar...

Hatırlarsınız Jet Fadıl’ı. Şimdi onun takliden takipçileri çıkmış haramiler dünyasında. Fadıl’ın, o an için var olmasa da, geleceğin gayrimuayyen bir zamanında Maldivlerde gerçekleştirileceğini söylediği İslami tatil köyü vaadiyle Hind Okyanusunda villa satışını kopyalayan Arabistan Fadıllarına karşı mücadele programı hazırlamaları gerekirken, şimdi Ankaralıların yakışık alır mıydı kucaklarında köpekleriyle Meclis kapısında bitmeleri?..

Ayrıca hiç birisini de ilgilendirmiyor geleceğin para mezarına son gömülen gayrimenkul tüketici kesiminde tehlikeli bir balonun patlama – patlatılma ihtimali...

¥

Onurlu kimliğiyle Dar’ülbedayi çizgisinde yürüyüp giden bir piyanist bestekarımızı okuyalım neler demişler;

“Halkımız, bu ülkede kendini sanatçı zannedenlerin çok önünde gidiyor. Halbuki sanatçı toplumun önünde gider. Sanatçı önderdir. Meşaleyi taşıyan adamdır. Yani o ‘göbeğini kaşıyan adam’ diye gırgır geçtikleri adam var ya, insanların yürüyüşünden nereye gittiğini hemen anlıyor. Bizim o gülen arkadaşlar dünyanın farkında değil. Burada bizim, sanatın ve sanatçının ne olduğu konusunda lügatlerimizi yeniden yazmamız gerekiyor”...

Yakalarında sanatçı etiketiyle dolaşanların hayat tarzlarını görüyorsunuz. Mebuslarımızın hayati bir kanun maddelerinin müzakere ve tartışma seanslarında birbirlerine karşı olduğu gibi vekaletini üstlenmiş sayılan millete karşı sergiledikleri tavırlar da ortada...

¥

Yokluk ve yoksullukla kavrulduğumuz günlerden bugünlere deyyin eriştiğimiz bunca hayali ve sanal zenginliğe rağmen, türkücüsünden siyasetçisine kadar derinlemesine yaygın bu çözülmenin sebebi,

Olmasın sakın, asillerin vekillerini cedvel kalem kendilerinin belirleyerek seçtikleri sanısı?..

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle