--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dalkavukluk

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Dalkavukluk, az geliştirilmiş ülkelerde siyasetin ileride kendisine oy kazandıracağını beklediği gerçek ve tüzel kişilere çeşitli vaatlerle bütçeden pay aktarılmasıdır. Seçenlerle seçmenler karşılıklı birbirlerini memnun ederken, seçmenin haberi bile olmaksızın mali bütçe dibinden kaçırmaya başlar. Bu kaçak bir yandan devleti güçsüzleştirirken, diğer yandan da devletin sahibi milleti yoksullaştırır…

Dalkavukluğu genel ve özel olarak ikiye ayırabiliriz. Genel dalkavuklukta siyaset, kendini desteklemesi için seçmenlere bir seri sosyal ve mali imkân sağlayıcı çeşitli müesseseler oluşturur. “Fon” diye bilinen bu kurumlar meclis, icra ve yargı denetiminden muaf tutulduklarından, harcamalarında sorumsuzcasına serbest hareket ederler.

Siyasetin bu dalkavukluğuna karşı dalkavukluktan faydalananlar ve çevresi de, aynı yoldan yürüyerek seçimlerde dalkavukçu siyaseti oylarıyla destekler.

Özel dalkavukluktaysa siyaset kendisini destekletmek amacıyla bir kısım gruplara, basın yayın sermayesine devlet imkânlarını sağlar…

Bölüşüm dağıtım işlerinde icra yetkisine sahip siyaset, yeniden seçilebilmek için gönlünü almak istediği yandaşlarına çeşitli sübvansiyonlarla, örtülü fon transferinde bulunur. İhalelerde adrese uygun şartname, vergi indirimleri vs. vs. gibi…

Siyasetin kendine devamlılık sağlayan bu tarz lûtf-u kereminin faturasını da toplumun ayrımsız bütün fertleri öder. Elektrik faturalarındaki 50 liralık enerji bedelinin 90 ila 100 lira arasında ödenmesi gibi…

Refah devleti diye nitelendirilen hâl, bütün fertlerini belli bir standardın üzerinde hayat seviyesine eriştirmiş devletin halidir. Kemalizm’in hedef gösterdiği “çağdaş medeniyet seviyesi”ne benzer bir hal. Ya da, harp sonrası Avrupa’sının ekonomik seviyesi gibi.

Devlet hazinesinden bu yollarla faydalanan toplumdaki devlet desteğinin azalması nispetinde, devlet de refah devleti niteliğini aynı ölçüde kaybeder.

Bu kayıp, ırkçılığı hortlatır. Nitekim Almanya’daki refah devleti çözülmesinin Alman halkını Türk ve Müslüman düşmanlığına yöneltmesi ve zorlaması gibi.

Türkiye refah devleti değil. Buna karşın din kardeşliği, vatandaşlık ve insanlık adına üç milyon civarında Suriyeli göçmenleri konuk ediyor.

Türkiye’nin ekonomik seviyesinde düşme olduğunda ve de bu düşme önemli derecede kendini göstermesi durumunda.

Türkler de Almanlara benzeşir mi? 

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle