Cemil Dilmaç’ın başına gelenler...
18. asır Avrupası politik demokrasisinden birkaç sessiz replik aktararak başlayalım istedik… Günümüzün havasına da denk düşeceğinden, memnun kalabilirsiniz ümidiyle, efendim…
Woodrow Wilson’un bir özgürlük tarifi var ki, ne tarif!..
“Özgürlük asla devletten gelmez. Devlet boyunduruğunun altındaki kimselerden gelir. Özgürlüğün tarihi, tepki tarihidir…”
Edmun Burke Avam Kamarasında Fransız ihtilâline şiddetle saldırır. Buna Thomas Paine “insan hakları” isimli kitabıyla karşılık verir. Edmun Burke bunun altında kalmaz ve gücün tarifiyle cevaplar.
“Güc ne kadar fazla ise, o kadar tehlikelidir.”
Thomas Paine altta kalmaz ve yürüyüp gider.
“Kötü bir kanunu kuvvet kullanarak ihlâl etmektense, ona aynı zamanda hatalı taraflarını gösterip ilgasını sağlamak için her delili kullanarak itaat etmek yeğdir…”
“Her hükümetin veya anayasanın gerek prensipte gerek şekle ait kusurları tıpkı bir kanunun hataları gibi muhakeme olunarak münakaşaya açık tutulmalıdır. Hem de bu kusurları göstermek her insanın topluma karşı borçlu olduğu bir vazifedir. Bu kusurlar ve onları düzeltme çareleri umumiyetle bir millet tarafından görülünce, bu millet kendi hükümetini veya anayasasını düzeltir…”
“Hükümetin işi kanun yapmaya ve tatbik etmeye kadardır. Hükümetleri kurmak veya değiştirmek hakkı milletindir. Milletin söz götürmez haklarını ayak altına almadan bunlar kovuşturma konusu yapılamaz. Bugün artık hiç kimseye düşünmeyeceksin veya okumayacaksın denilemez. İnsanları düşünmeye, muhakeme yürütmeye davet eden ve çeşitli sistemlerin kusurlarını ve meziyetlerini göstermeye matuf yazıların yayın sahasına çıkmaya hakları vardır…”
Yukarıda bahsettiğimiz üç fikir adamına bir de 1770’lerin William Pıtt’i ilave ederek konuya girelim:
“Sınırsız güç, yozlaşmaya mahkûmdur…”
***
Cemil Dilmaç, Ağrı Patnos doğumlu otuzbeş yaşlarında bir vatandaşımız. Son vazifesi itibariyle sosyal güvenlik uzmanı iken 27.7.2016 tarihinde Başkanlık onayı ile görevden uzaklaştırılıyor. 1.9.2016 tarihinde de 29818 sayılı Resmi Gazete’nin (mükerrer) sayısında 672 sayılı Olağanüstü Hal kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere dair kanun hükmündeki kararnamenin Ek-1 sayılı listede isminin yer alması üzerine kamu görevinden çıkarılır.
2000 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetim Bölümünü kazanan Cemil Dilmaç, bölüm birincisi ve fakülte üçüncüsüdür. Üniversiteden mezun olur. Üniversite yıllarında dört yıl boyunca Kredi Yurtlar Kurumu’nda kaldığından kanun dışı şer ocaklarıyla herhangi bir ilişiği olmamıştır.
2006 yılında Maliye Bakanlığı bünyesinde vergi müfettiş yardımcılığı sınavını kazanınca, 2007 Mart ayından itibaren burada göreve başlıyor.
ByLock üzerinden terör örgütüyle kurulan irtibat sorumluluğunun abone sahiplerine ait olacağı MİT raporlarında belirtiliyor. Şifrelerin çalınması ya da internet abonesi sahiplerinden rica minnet alınarak kullanılması durumundaysa maalesef gerçek failler tesbit edilemiyor. Cemil Dilmaç’ın durumu da aynen böyle…
***
Cemil Dilmaç’ın komşularından birisi polistir. Kendi hesaplarına ait internet hizmetine aile boyu kullanıyorlar. Zaman zaman kota aşımıyla karşılaştıkları da olmuyor değil. Bundan ötürü polis komşusu Cemil’den internet sitesini rica ediyor, ara sıra kullanmak için…
Cemil Dilmaç kendi hesabında bunda bir sakınca görmüyor. Öyle ya, komşunun komşusuna muhtaçlığında tavsiye edilen yardımlaşma hukuku… Veriyor şifresini ve komşu polis de, Cemil’in internet hesabından istediği noktalara ulaşabiliyor. Gerektiğinde Feto’ların ByLock’ları üzerinden, Cemil’den gizlenerek!
Cemil Dilmaç, üzerinden araştırma soruşturma yapan ilgili polis-adalet-yargı kurumları, bu noktayı ne düşünüyorlar, ne de araştırıyorlar. Başkalarının suçu günahı, Cemil’in üzerine yıkılıyor…
***
Bu arada; biraz soluklanmak için Thomas Paine’ye dönelim.
“Bir kanun kötü olduğu takdirde onun tatbikine karşı koymak başkadır; onun kusurlarını gösterip bozukluğu üzerinde muhakeme yürütmek ve yürürlükten kaldırılması veya yerine niçin bir başkasının konulması lazım geldiğini belirtmek ise bambaşka şeylerdir. Böyle fena kanunları kuvvet kullanarak ihlâl etmektense, aynı zamanda onun hatalı taraflarını gösterip ilgasını sağlamak bizler için şimdi bir vazife oluyor.
Cumhurbaşkanları Tayyip Erdoğan’ın kısa bir süre önce, biraz da yakınarak “at izinin it izine karıştığı” gerçeğini isabetli bir üslupla belirtmesine vesile olan bir başka hal de, aynen Cemil Dilmaç’ın başına gelenin benzeriydi. Sanırız ve de umutla bekleriz, Devlet Başkanlarımız bu konuya da, mağdur Cemil kardeşimizin haksız yere başını yakan hadiseyle de yakından ilgilenecektir…


