--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Buhar üzerine yarenlik…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Buharın keşfi ve makine üzerinde kullanılmasıyla sanayi devrimine geçildi.  Sermayenin makinalaşması kapitalizme ve oradan da bol ve ucuzundan  ürettiği malının, buharın sıcaklığını henüz hissetmemiş-hissedememiş ülkelere yaptığı sevkiyatıyla da, emperyalizmin kapısını açtı…

Emperyalizm, tek kelimeyle sömürgecilik olduğundan, buharla tanışanlar, dünyanın sömürgeci çevresini oluşturdular. Buhardan uzakta kalanlar ise, sömürgeleştiler.

Dünyanın, buhar ateşiyle ikiye ayrılışı, zeminde yerleşik sömürülen devletleri, “hallerine bakarak titreyip kendilerine dönmeye” zorladı. Bu zorlama sonunda da “milli kurtuluş hareketleri” başladı…

Bu hareketler, kimi ülkelerde yönetimi eline geçiren öncü kadroların sömürgeci merkez ülkelerin de himayeleriyle devleti otokratik bir sisteme kilitledi…

Dış sömürüden illallah çeken halklar başladılar, devrin moda cereyanının demokrasi oluşundan, demokratik yoldan ikinci milli kurtuluş hareketlerine…

Birinci kurtuluş hareketlerinin öncü kadroları, ilk hareketten nasiblendikleri maddi ve manevi değerlerini koruma amacıyla, beşeri hayatın o günlere kadar yaşatılan tüm kültür unsurlarında kökten değişikliğe  gittiler, giderler... 

Demokratik araçlarla başlatılan ikinci kurtuluş hareketleriyse, bir anlamda öncekilerin yaptıkları tahribata karşı olduklarından, gerçekten muhafazakar duygularla yeni iktidara karşı eskiyi  ihyaya kalkıştıklarında, buharın karşı konulamaz fıtri gücü, toplumu bir kez daha ortasından ikiye böler…

Bu bölünme, tek hücreli amiplerin ikiye bölünerek her alana dal budak salması gibi, selim aklın galibiyetiyle  meydana geldiği noktada son bulabilir de…

Devam etmesi durumunda, sanayi üretimine aktarılan buhar gücü, politika pazarında tarafların pazar kavgalarında  saldırı aracı olarak kullanıldığında da ayni etkiyi gösterir. Böylece politikanın ana üretim kanallarından beslenen ana mümessil toptancılarla perakendeci esnaf da ikiye ayrılır…

Her bir kesim kendi malının her bedene, her haneye, her sofraya her kilise veya mescide uygunluğunu reklam ederken, kendi gözündeki merteği görmezden gelerek, karşı tarafın mallarındaki defoları bir bir ortaya döker…

Mektepler ayrılır, mescidler ayrılır, pastanelerle hastaneler ayrılır, kiliseler ayrılır, gazeteler ayrılır, kalemler ayrılır, partiler ayrılır ve ana avrat küfürleşmelerin tonlarıyla fonları bile farklılaşır…

Irkçılık dedikleri pislik de, bundan farklı bir şey değildir…

( A ) şehrinin ıssız ve sessiz mezralarından birinin üç yıl önceki seçimlerde aslan partisinin belediye meclis üyesi adaylarından fişmekanın arpa eminliği günlerindeki yolsuzlukları açığa çıkarıldığında, arkası yarın tarzında bu yakada sürdürülen karalama neşriyat, öte taraftan şu şekilde karşılığını bulur.

( B )  şehrinin Yılan partili belediye reisinin, eniştesi olup ayni partiden geçen dönemin meclis adaylarından emmioğlu sülo’nun  üstlendiği kaldırım ihalesine fesat karıştırdığı ortaya çıktı”…

Taraflar, bu minval üzre birbirlerine haklı-haksız çamur atarken, kendi üzerlerindeki lekeleri görmezden ve göstermezden gelirler….

Bu tarz-ı siyaset pazarlama tekniği, belki muhafazakarcadır, amma asla insani, İslami ve ahlaki olmaması gerekir…

Tüfengin icad olunduğunda, “mertliğin bozulduğunu” söyler, Köroğlu…

Acaba öyle midir?…

Mertliği bozup müslümanı, hafazan Allah, nimete  isyana yönlendiren;

Tüfenk midir yoksa buhar mı?…

Haydi bakalım, dök zülfünü meydana gel… 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle