Bu meslek…
Meslekten muradımız eski adıyla gazeteciliktir. Eskilerde bu meslek tek çekirdekli idi. Zamanla birlikte teknoloji gelişince, çekirdekler ikileşti. Gazetelerin yanında ve ekserisi önce kuyruk, sonra baş olmak üzere ekranlar da bu sektörün unsuru oldular…
Gazeteler birer mekteptir. Sahipleriyle yöneticileri ve yazıp çizerleri pratikte şunu isterler. Siyaset, sermaye ve çıkarcı menfaat odaklarının desteğiyle halkı arzulanan yöne doğru şartlasın. Amma, bunların arasında objektif olup, Allah için eğriye eğri doğruya doğru diyerek hak davasına yola çıkanları da yok değil. Lakin bunların etleri ne, butları ne!…
Gazete ve gazetecilerle birlikte, fon destekçilerinin kendi çıkarları için yönlerini şaşırttığında halk, hiç şüphesiz iyi kötü, uzun kısa bir kazık yemiş olacaktır. Bunun dini taraftaki günahını hiç sormayın, siyaseten de var sayılıyorsa, müsebbibi kimler olmalı?…
Gazeteci, emanetçidir. Hele hele bizim gibi az gelişmiş, okuma yazma alışkanlığı yeterli seviyeye ulaşamamış ülkelerde vatandaş parasını ve oyunu bir anlamda gazetelere ve gazetecilere emanet etmekte…
Gazeteciler, anatomik yapıları, hırs ve ihtirasları itibariyle yarınlarını bugünlerine nisbet daha parlak kılmak ister. Halimdir, selimdir, asabidir, kazandığıyla yetinmeye çalışanın yanında kıskançlıktan ötürü patlama kertesine gelenleri de mevcuttur. Amma her şeyden evvel gazetecilerin, kendilerine lütfedilen köşelerin amme hizmeti gören birer araç olduklarını bilmeleri ve özel hayatlarındaki problemlerinin çözüm mahalli olmadığını da kesinkes kabullenmelidirler…
•
Bu sahadan mesela birilerine bakıyorsunuz. Zaman zaman eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Demokrasi demek sadece seçim demek değildir. Seçimlerin dışında da farklı görüşler, farklı durumlar, itirazlar varsa bunların da çeşitli yollarla dile getirilmesinden daha tabii bir şey olamaz” biçiminde yaptığı söylenen demokrasi yorumuna karşı çıkıyorlar…
Çıkarken de, “Müslüman kadın ne renk başörtüsü takmalı ki, pehlivanlar gibi Kırkpınar’da meydana atlasınlar” diyerek Davutoğlu’na tezek atarken, farkında olmaksızın, demokrasi için seçimlerin dışında varlığını ve desteğini kaçınılamaz gördüğü daha başka farklı görüş ve durumları da bizzat kabulleniyor…
Öyle ya, Müslüman bir kadın için başını örtmek, temel insan haklarından bir hak ve tatbikatı da hürriyet değil mi? Eğer demokrasiden bahsedilecekse, görülüyor ki, sandığın yanında onu tahkim edecek daha başka araç ve unsurların arasında başörtüsü de bulunuyor. Ayrıca kadın kısmı, frapan mırapan, açık uçuk tarafından arzuladığı renkten örtüyü kafasına dolayıp mankenler gibi sokağa fırlayabilmeli değil mi?... Demokrasi için sandık, fırlamalıkla takviye görmedikçe, tek başına yetersiz kalır…
Şu sandıklı demokrasimizde hangi kadın ya da erkek gencecik gencecik kız ve kadınların daracık pantollarının diz kapaklarındaki avuçiçi büyüklüğündeki yırtık pencerelerinden etini budunu açık edişine laf edebilir?...
Sıkı mı?...
Hem sonra demokrasiden bahsediyorsunuz, amma işinize gelmediğinde, demokrasi için sandığın tek başına yeterli olamayacağını işaret edenlere hiç düşünmeksizin, haydi kullarını bir tarafa koyalım, Allah’tan da utanmaksızın Feto’culuğu yapıştırıveriyorsunuz. Ayıp ve günah ve daha da ötesinde çirkin ve de iğrenç…
Hem sonra ne diye kadının başörtüsünün rengine karışıyorsunuz, eğer karışıyorsanız? Niçin ille de öyle siyah olsunmuş, mesela?. Pehlivanlar gibi Sarayiçi’nde çayıra mı çıkartacaksınız bunları? Demokrasi ise söz konusu olan, başına yeşilini de takar pembesini de sarar ve ayrıca rujuyla birlikte rimelini de unutmaz…
Demokrasi bu, tek başına sandıktan ibaret değil…
•
Şunun şurasında seksen milyon insanız. Şöyle böyle bu devasa kitlenin sadece bir milyon kadarı yazıyor çiziyor, basın aleminde. Farzedelim ki, bu milyoncuğun içinde bir tek kalem hariç, diğerleri kahir ekseriyetle fikir birliğindedirler. Demokrasi varsa, bu tek muhalifi susturamazsınız. Buna hakkınız yok. Söz konusu bu tek muhalif kişinin elinde güç kuvvet olması durumunda, nasıl ki muhalefet ettiği kahir çoğunluğu susturmaya hakkı yok ise, kahir çoğunluğun da tek kişilik muhalifi susturmaya hakkı yoktur…
Bilemezsiniz, bu muhalif kişi, ola ki haklıdır ve açıkladığı fikriyle gerçeği seslendirmektedir…
•
Demokrasi demek sadece seçim demek de değildir. Seçimlerin dışında da farklı görüşler, farklı durumlar, itirazlar varsa bunların da çeşitli yollarla dile getirilmesinden daha tabi de bir şey olamaz”…
Demokrasinin kabaca tarifi, nitelik ve niceliğiyle tabiatı böyledir. Demokrasinin istenilmezliği de, benim açımdan, yapısı ve tabiatında kırıntı nisbetinde olsun, ahlakiliğin bulunmayışından…
Duymuyor musunuz, işitmiyor musunuz, bas bas bağırıp dolaşıyorlar, “İbnelik, demokratik insan haklarından bir haktır” diye?...
Buyurun, çok yaşayasınız demokrasinizle…


