--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir oyum olsaydı...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Demokrasilerde, demokrasiyle idare edilen devletlerde vatandaşlar mensubu bulundukları sınıfın tüm fertleriyle ayni haklara sahip olup birbirleriyle eşit tutulur.

Buralarda, hele hele bir de idari rejim olarak serbest Cumhuriyetten bahsediliyor ise, devletin idareci müstecirleri, halk tarafından seçilir. Seçimler, bütün sınıflara açık olmasına rağmen, genellikle sınıflarüstü sınıfın oyları “valeli” sayıldığından, buraların bir oyu, diğer sınıfların bin oyuna bedel sayılır...

Önümüzdeki ayın yedisinde, iyi saatte olsunlar müsaade ederse Türkiye’de bir seçim yapılacak ve bütün örtüsüz partilerle örtülü sınıflar sandığa gidecekler. Bu arada bendeniz de efendim, koşar adım gittiğim sandık başında kendi sınıfımın bir doğal mensubu sıfatıyle oyumu kullanacağım...

Bilsem ki bir kıymet ifade edecek, tercihim, Haydar Baş lehine olacak... 

Bir kere adam mert...

Asgari ücret kesinlikle şu kadar olacak” dediğinde (beş bin lira gibi), adama taktırmadık kimse kalmadı. Kampanya, “At martini debreli hasan” tekerlemesiyle renklendirildi. Nereden bulacakmış bu parayı. Bütün üretim yabancı diyarlara kaçarmış. Dışarıdan hiç bir yatırımcı gelip de kapımızı çalmazmış. Fabrikalar kapanırmış gibisinden “oynamasını bilmeyen gelinin” “Yerim dar” havalı kıvırmaları...

Dedik ya  bir kere, adam mert. Tekrar çıktı ortaya ve oynaması bilmeyenlere, bilmediklerini  minderde” öğretmeye. Ve çekti restini. “Kendine güvenen çıksın karşıma”...

Oyumun bir işe yarayacağını bilsem, hiç tereddüt etmeden Haydar Baş diyeceğim. Onun beşbin lirasını tii’e alanlar, sıra ile başladılar kendisini takip etmeye. Asgari ücret açık arttırmaya çıkarıldı. Pey’ler, Haydar beyin seviyesine kadar yükseltilemediyse de, hali hazır asgari ücretin kademe kademe  üzerinde sıralandı. Mazot borsasında da tersine bir hareket.    

Açık indirme...

Açık indirme ki, gel de ölme, öldürme...
     Hayatın dört ana unsurundan olup, Allah’ın kullarına bedava ihsanı suyun şişelenmişinden bile daha düşük fiyattan, hemen hemen bedava...

Benim oyum bir tane, aşağı sınıflardan ve “Valesiz” de olduğundan kıymet ifade etmiyor. Bunlardan bin tanesinin siyaset finansörlerinin bir adet ayrıcalıklı oyu karşısında kelleleri kıldan ince. Bu itibarla seçim günü demokrasi avuntusuyla yorulmaktansa, Bursa’ya kaçayım istiyorum, Cumalıkızık ahududu festivaline, belki birkaç kafadar bulup hikayeleşiriz...

Politika, ölümsüzleşme-ölümsüzleştirme mesleğidir. Müstecirler köşke oturup çarkı eline aldıklarında “amir-i ita” yetkisiyle üretilen zenginliği paylaştırırlar. Bu paylaşma her zaman nakit yapılmaz, zira nakit harcandığı anda yok olup gider. Amma isimler baki kalır, ölümsüzleşirler. O da şöyledir...

Üretilen kamu kaynaklarıyla kamu adına yapılan yaptırılan hanlara, hamamlara, kervansaraylarla köprülere, mekteplere ve yurtlara “Unutulmasın hep yaşasınlar” diye, yapımında  tek kuruşluk helal katkısı bulunmayan müstecirlerle avanesinin isimleri verilir...

Oysa ne kadar kof bir hurafi itikat. Seçimler müstecir değişikliğine yol açar. Yenileri de ayni çeşmenin suyunu içtiklerinden, eskilerin ölümsüzleştirdikleri isimleri silip süpürüp öldürdükten sonra, boş kalan tabelalara yenilerin etiketlerini yapıştırıp kendilerini tatmin ederler..

Bizim abdestli kapitalistler, bayramlarımıza yeni bir bayram daha katma girişiminder. Öncülüğü tesettür defilecisi üstlenmiş...

“Anneler bayramı”  imiş yeni bayramımızın ismi, kutlu olsun...

Annelerinize entari alın, manto alın tesettür alın, şunu alın bunu alın  annelerinizi sevindirip bayramlarını kutlayın, tarzında bizim mahallelimizin duvarlarına ilanlarıyla yeni bayramımızın temeli atıldı bile...

Sizler hala,  “şeker bayramıydı, et bayramıydı”  safsatasına karşı, İslam mücahitliği adına kaşık havasıyla oynayıp avunadurun bakalım...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle