--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Binbeşyüzlük...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Sandık gününe pek az bir zaman kaldı. Şu anda, tavuğun kıçındaki yumurta misali, ha indi ha inecek...

Taraflar, yumurtayı kendi folluklarına düşürmek için türlü çeşitli şaklabanlık yapıyorlar. Amma şurası muhakkak ki, Kemalist baskıcı dil yerini solcu edebiyatına terk etti...

Politika esnafı da en sonunda şunu fark edebildi...

Ne Kemalizm ve Atatürkçülük, ne de üçüncü köprü, kitlelerin doğrudan karnını doyuruyor...

Bundan kelli, hepsi üslupta sol dilbaz. Ne var ki, hiçbir gediği tıkamıyor bu dilbazlıklar. Zira, hesaplar hep maktu... 

Mesela:

Asgari ücret 1500 lira’ gibi...

Mümkün değil...

Evvela bakalım, Türkiye ekonomisi istikrarlı, sağlam temeller üzerine oturmuş, dünyayı parmağında oynatanların karşısında kırılganlık zafiyeti bulunmayan emperyal bir merkez değil. Liranın değerindeki oynaklık, 1500’lüğün satın alma değerini aniden düşürebileceği gibi, erişilmesi hiç de kolay olmayan zirvelere de yükseltebilir...

İkincisi, ekonomik ilişkilerde asgari ücret, özellikle imalat sanayiinin bütün sektörlerinde bir çapadır. Bundan ötürü sermaye, milliyetçilik gösterisine yatıp, fabrikaların kapatılma tehlikesini doğuracağı gerekçesiyle buna karşı çıkıyor...

Amma beri yandan sermayenin kurnazlığa sapıp 1500’lüğün işsizliği derinleştirerek ihracatımızı kökten kurutup iç piyasada pahalılığı tahammül edilemez hale getireceğine dair uyarılarındaki gerçekliğe de, ne şüphe !...

Bütün bunlara karşın beri yandan savaşlar hile üzerine kurgulanır. Demokrasi, seçme seçilme işi olup neticede o da bir savaştır ve nihai amacı, sandıkların bir şekilde doldurulmasıdır. Hele hele, hukukun ayaklar altına alındığı toplumlarda...

Buradan bakarsak,

Taksi işletmeciliğinde işlerin kesat gidişiyle çarşı pazardaki mevsimlik ya da dış alemden sarkan krizler arasındaki doğrudan bağlantıya aldırış etmeyenlere de, bu 1500’lüğün cezbedici olacağı kesindir...

Bu bakımdan hiçbir şekilde yoksulun yelkenini doldurmayacak da olsa, ‘binbeşyüzlük Kılıçdaroğlu rüzgarı’yla CHP, bugünlere dek dilinden düşürmediği Kemalist baskıcı söylemden yan çizmek zorunda kalacaktı ve kalmıştır da...

Yüz yılın projesi, bu mecbur kalışın bir eseri, mesela...

Analara sütlük, çocuklara harçlık, yaşlılara bakımlık ve köylüye de mazotluk, herkese bir parmak bal ve her türlü vergi ve harçtan muaf net binbeşyüzlük...

Ye memet ye...

Oysa MERKEZ’liğin yolu; sömürgeci, kan içici emperyalist olmaktan geçer. Nerede kalıyor ebedi şefin söylevleri !...

TÜSİAD’ın, Kılıçdaroğlu’nun binbeşyüz’lüğüne doğrudan karşı çıkarken biraz da hükümete yönelik takazalarına karşılık veren Başbakan Ahmet Davudoğlu, söz konusu bu binbeşyüz’lüğün yapısında ellerinin bulunmadığını söylüyor...

İşveren örgütlerine seslenirken demiş ki,

Bu asgari ücreti belirleyen biz değil, sizlersiniz’ 

Acaba ?...

Asgari ücret tesbit komisyonları toplanıyor. 

İşveren ve işçi örgütleri olarak. Tartışıyorlar, bozuşuyorlar. Yeri geldiğinde çalışmalarını tatil ediyorlar. Sonra yeni baştan buluşma, konuşma, tartışma ve imzalaşmayla tasdikleşme...

Çalışma Bakanlığı, Hükümetin Hazinesi, Maliyesi seyirci mi kalıyor...

Bütün kurnazlık ya da haramperestlik, asgari ücretin tesbitinde işçinin, iğdiş edilmiş biyolojik tekil bir mahlukmuş gibi görülmesi...Hükümet ürünü mevzuatlar böyle değil mi ?...

Yüksek yüksek luxurious binaların, kulelerle sarayların temelinde de bu şeytani haramperestlik...

Haydi buyurun sandık sofrasına, helal sertifikasından yoksun da olsa...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle