--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Beş sıfır, eşit midir, sıfır bir’e?..

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Eşitliğinden bahsedenler var. Amaç, taraflardan birinin diğerini yenmesiyse eşitlik kabul görüyor ise, sonuç kaça kaç neticelenmiş olursa olsun, gayeye varılmıştır...

Ha beş sıfır, ha yediye karşı sekiz...

Son referandum değerlendirmelerinden öğrendiğimize göre bu eşitlik, politik yarışmalarda da aynı ölçüde geçerli...

Galibiyet için bir oy farkının yeterliliği gibi, Hipodromlarda da galibiyete bir boyun veya burun farkı yetiyor ve artıyor bile...

Rakip sahada pusuya yatarak beleşinden atılan tek gollerle yetinmek ne kadar çirkin bir zevksizlik ise, sahaya çıkışları sıfırlara karşı çok gollü sona erdirmek de, geleceği o denli tehlikeye atmak oluyor...

Spor ile politika, ters yönlü de olsa rakipleriyle aynı kulvarda yarışıyorlar...

Trafik dünyasında da boşuna müeyyideye bağlanmamıştır, hız sınırını aşma eylemleri!

AKP bu son anayasa yarışmasını bir-sıfır’lık mütevazı bir skorla kazandı. İyi de oldu, ağır ağır ve kılı kırk yararcasına alıp götürür hizmetlerini. Beş sıfırlık, sekiz sıfırlık zafer ola ki hükümeti, neft yağı etkisiyle hesapsız kitapsız coşturabilirdi de...

Coşku seline bir kapıldın mı, Allah korusun, ne kanun tanır insan ne de hak hukuk...

Evet’e, hayırlı başarılar dileriz...

Yazının bu ikinci kısmı, biraz özeldir...

Hayatımın hiçbir safhasında partilerle particilerle bağlantım olmadı. 1946 seçimlerinde babam ve arkadaşı İsmet Bozdağ’a yardım ve destek amacıyla Bursa caddelerinde gazete satarak Menderes’li olmuşum. Çocukluk çağlarımdaki kayıtdışı DP’liğim 1950 seçimlerinde de sürdü...

 Hayatı yavaş yavaş anlamaya başladığım günlerde öğrenmiştik. Her önüne gelen hazineyi vantuzlamış. Menderes hükümeti demokrasi isteyen talebeyi salhanelerde kıyma yapıp hayvanlara ziyafet çekiyormuş...

El insaf!..

27 Mayıs Emir Komuta cuntası, parmaklarımızdaki nişan yüzükleriyle kadınların bileziklerine, maaş ve ücretlerimizin de yüzde onluklarına el koymaya kalkıştı ve koydu da...

Neticede, piyasadaki sektörlerin arasına bir de bankerlik sektörü eklenmiş oldu...

Halkın aptal cahilleri, üç kuruşluk faiz için evlerini satıp bankerlere yedirdi...

Karısının kolundaki bileziği vermeyenler hain sayıldılar. Artık ar damarım çatlamıştı. Bilgi hazinemin boşluğundan ötürü hiçbir şey anlayamasam da okudum.  Laikliğin ne olduğunu Ali Fuat Başgil’den öğrendim...

Yetmedi, konuyu tersinden sağlaması için çöl bedevicisi, çöl kanuncusu bir prof. Çetin Özek’in “Türkiye’de laiklik” kitabını devirdim

27 Mayıs cuntası beraber yola çıktıkları ve başlarında da Türkeş’in yer aldığı arkadaşlarını defterlerinden silince, gönlüm ihanete uğrayanlara meyletti. Amma hiçbir zaman, ne partili oldum ne de partici veya şucu bucu. 27 Mayıs’ın idam edilen Süvarisini okuduğumda, gözlerimden yaşlar döküldü...

Kader-i İlahi, özlük haklarımızı tırmıklayan bir tasarı bizi kalemle tanıştırdı. 12 Mart’ın baskıcı günlerini yaşamaya başladık. Kitleler halinde getirildiğimiz Hava Harp Okulu bahçelerinde kafalarımızın çekiçlenmedik bir yanı kalmamacasına “genç Atatürkçüler olarak nasıl takılır mışız kıçı donsuz bir zibidi solcunun peşine”? sorgulamasına muhatap edildik...

Haydahh, şimdi de solculuğumuza hükmedildi. Tehditle yüzümüze tefhim edilen solculuk, arkamızdan İstanbul dışına sürgün kararında şeriatçılığa dönüşür...

Arkadaşlarımdan Yunus Can ve Hekimoğlu İsmail’le birlikte on beş kadar dostumuz denklerini toparlayıp Anadolu’ya postalandılar...

Ahdım olmuştu. Emekli olduğumda ilk işim, hazırlıklarına başlanan Milli Gazete’nin kapısına dayanıp çaycılığıyla çorbacılığına amatörcesine talip olmaktı...

Öyle de oldu. Elde askı çay bardaklarını getir götür yerine, otur buraya, musahhih ol. Denildi...

Şimdi Milli Gazete ve Akit benim gazetelerim. Selamet ile AKP de gönlümün partileri olsalar da, hiçbir zaman beni kendilerine kul eylemediler, eyleyemediler.. Vazifem, doğrularını desteklemek, yanlış gördüğümde de tenkit etmek...

Niye bu yazı diyeceksiniz muhtemelen?..

Son zamanlarda üzerime saldırılar oluyor. Onlara ders vermek ve beni de kendilerine model ittihaz edebilmeleri için...

Hepsi bu kadar ve ben buyum işte...

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle