“Ben komünistim” derseymiş…
“Herkesin bir dünya görüşü vardır elbette. Yaşama biçimi, bir birey ve toplum anlayışı beklentisi. Bir sosyal yaşam biçimi vardır mutlaka. Buna göre bir komünist, bir sosyal demokrat, bir kapitalist, bir faşist, bir milliyetçi, bir liberal, bir laikçi, bir Batıcı acaba kullandığı kavramlar, dikkat ettiği ilkeler, hayat tarzı, sosyal yapısı ile İslam arasında bir karşılaştırma yapmış mıdır? Yaşadığı hayata İslam’ın onayı nedir biliyor mu?”
Devamla, “Öyle ya, mesela komünist Müslüman olamaz. Bir insan cidden ‘Ben komünistim’ dediğinde dinden çıkar. Hem de kesinlikle. Ezher alimlerinin fetvası da aynen böyledir” diyerek devam edip gitmiş, Cemal Hocafendi…
•
Komünistlikten kapitalistliğe, faşizmden milliyetçiliğe, sosyal demokrasiden liberaline kadar siyasi ve felsefi inançların tümünün İslam’la noktası virgülüne uyuşmadığını görmüş ki, “öyle ya mesela” diyerek, komünistlikte gördüğü din dışılığı, hepsine şamil kılmış…
Bir insan cidden “Ben komünistim” dediğinde dinden çıkarmış. Hem de kesinlikle. Ezher alimlerinin de fetvası aynen böyle imiş…
Acaba?..
Demek ki bir kişi, liberalliğinden ötürü, kapitalizmi kabulünden, milliyetçiliği veya sosyal demokrasiye inancından ve hatta “ben muhafazakarım” dediği için, Cemal Hocafendi”nin fetvasına göre, anında din dışına düşecek. Muhtemeldir ki, nikahından da kopacak…
•
Cemal Nar Hocafendi’nin “Acabalarımız” başlıklı yazılarının neşredildiği gün elektrikli gazetesinin ilgilileri, belki de itirazlara yol açmamak için, “Yorum” köşesine yer vermemişler. Bize de nasip bugün imiş, yol açma işi…
Komünistliğin hangi inanç veya kabulüdür bir Müslümanı, dininden düşürecek olan? Uçkur serbestliği ise, o, demokrasinin temel insan haklarından bir hak ve hürriyettir. Bu kertede de artık her hangi bir Müslüman, ‘Ben demokratım, demokrasiden yanayım’ dediğinde, karısının yanına yatamaz, boşadı gitti demektir. Sosyal demokrasinin kullandığı hangi araç, gereç ya da kabullenmesidir, Müslümanı dininden eden? Liberalizmin hangi rengidir kişiyi kafirleştiren uygulama, ekonomide liberalliği savunması mı, yoksa siyasi liberallik mi?
Cemal Hocafendimize sorsak, “Muhafazakarlık Müslümanlık mıdır, yoksa mürtedliğe mi yol açar?” diye, meraka değer doğrusu, yapacakları izahat…
•
Bir Müslümanın, ister yönetici sıfatıyle ister yönetilen sıradan vasat bir vatandaş olarak, görevi; amentü ilkeleri ışığı altında yaşadığı toplumda gelir dağılımında adaletinin sağlanması için cehd göstermektir…
Korkmadan, utanmadan ve kimseleri kayırmadan…
Komünizm de, bu adaletsizliğin batağında yeşerir…
Tepeden tavana muhafazakarlar yönünden de görev aynı niteliğini korusa dahi, insanların eşyayı sahiplenme hırsındaki farklılıktan ötürü, bunların amentüleri de bir örnek değildir, çeşitlilik arz eder…
Amerikalıların amentüleriyle Türkler ve İsraillilerin amentüleri birbirleriyle zıtlaşırlar. Türklerde dahi birinin amentüsü lafzi olarak diğerlerine benzese de, özünde benzemeyebiliyor…
•
Beş on yıldır muhafazakar hükümetlerin, emeklilere verilmek üzere bankalara teslim ettiği paraları bunlar uzun veya kısa süre mevduatmış gibi kullanabiliyorlar. Hükümetler de, bu mevduat faizi bankalarda kalmasın, maaş faizi olarak hak sahiplerine ödensin istiyor…
Bankaların “peki efendim” diyerek eskilerde kalmış dilenci tarifesinden beş on kuruş ödemeye kalkınca, muhafazakar hükümet de buna karşı çıkarak emeklisini savunuyor...
Çünkü, günümüzün dilenci piyasasında üvertürün bir liradan açılması. Eskidenmiş o “Allah rızası için beş on kuruşluk sadaka”…
Her neyse, en sonunda dağlar beklenen fareyi doğurdular. Önümüzdeki yıldan itibaren bankalar, hak sahibi emeklilere senelik yüzelli lira civarında promosyon dedikleri bu yeni model faizi vereceklermiş…
Oysa, faizli işlemlerde amentü ışığı altında da olsa, muhafazakarane katiplik veya şahitlik bile yasak…
•
Piyasa hayatında, muhafazakarlısı olsun muhafazakarsızı, fark etmiyor. Türklerin dahi amentüleri, lafzında bir örnek görünse dahi, ruhunda, birbirlerinden çok farklı be hocam…


