--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ben bıkkınlık getirmem de, başkasını bilmem…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Okuyucularımız arasındaki A. Doğan’nın kaç yaşında olduğunu bilmiyorum. Amma inancım odur ki, Hasan Saka’nın başbakanlıktan istifasını müteakip İsmet Paşa tarafından bir kez daha yeniden başbakanlığa atandığı günlerde, daha henüz dünyaya gelmemiş olmalı. Sene 1940...

Çiziciler hemen kalemlerine sarılarak kanaryalaştırdıkları başbakanı kafesin birinden çıkarken ikinci kafese giriş yaptırmışlardı...

Akbaba dergisinde falan, legant şöyle idi;

Gitti saka geldi saka...

Oğlum A. Doğan!

Diyorsun ki,  “1932-50 arası Türkçe ezan okunduğunda beğendiğiniz CHP ve İsmet paşası iktidardaydı. Milletin maneviyatı ile oynanmış, camiler ahıra çevrilmişti. Sen hâlâ toprak reformu yapan CHP ve İsmet paşasını beğen. Sonra da  ilahiyat açmış, İmam hatip açmış diye avun dur...”

Siz (bakınız “sen” demiyorum), muhtemelen Türkçe ezanlı günleri de görmediniz...

Beğendirdiğiniz, benim yerime bana beğendirdiğiniz İsmet paşalı günlerin okul öncesi çocukluk döneminde Bursa Kayhan bölgesindeki kereste deposuna çevrilip kapısına kilit asılmış Bedreddin Camiinin avlusundaki çitlembek ağaçları altında kovboyculuk oynardım. Kırklı yılların son döneminde de İstanbul Cerrahpaşa camiinin minaresinden zaman zaman Türkçe ezan çağırırdım. Eğer iki üç sene daha  evvel atik davranmış olsaydım, gelin damad ikilisi olarak İstanbul Fatih İmrahor semtindeki Uşşakı camiinin düğün salonuna debdil edilmiş  zemininde ayakkabılar ayağımızda, az kalsın komparsita ile dünya evine girecektim...

Hem sonra aslanım, ekmeğin karneye bağlanıp da ilk mektepli istihkakı olarak gün aşırı sırasıyla dörtte bir ve sekizde bir somun ekmekle yaşamanın imkansızlığı üzerine, dokuz yaşlarında çocuk kimliğimle İstanbul-Bursa arası vapur ve tren koltuklarının altında saklanarak gidip  geldiğimi ve birkaç avuçluk tarhana ve erişte kaçakçılığı yaptığımı da nereden bileceksin...

Bütün bunları bilmediğinden, kalkıyorsun bana utanmadan hakaretamiz anlamda şöyle bir duada bulunuyorsun.

Şu yaşından sonra Allah sana hidayet nasip etsin”...

¥

Hasan Aksay, benim bu camiada ilk tanıştığım büyüklerimizden biri olup, Ecevit-Erbakan hükümetinde de vakıflardan sorumlu Devlet Bakanı idi...

Benim kulaklarıma gerçek bir küpe takmıştı şu söyledikleriyle...

Peygamberimiz Efendimiz ashabı ile yürüyorlar. Yerde yatan bir köpek ölüsü gördüklerinde arkadaşları burunlarını kapatmışlar...

Efendimiz bunun üzerine ashabı üzerinden ümmetine şu küpeyi takar...

Ne de güzel, bembeyaz dişleri varmış...

¥

Evladım A. Doğan. Benim yazılarımı okuma. Çünkü kulaklarınızda küpe yok...

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle