Bayrak…
Fetih kutlamalarına gitmediğim için orada dağıtılan veya katılanların ellerinde getirdikleri bayrakların niceliklerini bilmiyorum…
Mesela sopaları ve kumaş aksamının cinsi ve büyüklüğü, kalitesi, bayrağın asli kanuni rengi ile ayyıldızın konumları gibi, vs,vs…
Tabii bu arada Yenikapı’ya gitmeyişimi “Müslümansızlık”mış gibi değerlendirenler, hiç değilse AKP’sizlik olarak görenler de çıkacaktır. Onlara da kulak asmam. Zira geçenlere birisi bana emretmez mi, Ağabey, senin adın gavurlara benziyor, değiştirsene onu. Bir Müslüman ismi al…
Öp babanın elini… Yobaz, ya da art niyetli cühela işte, her yerde sürüsüne bereket…
Bayraklar yerlere atılmış çoluk çombalak takımı da üzerinde tepişmiş, diyorlar. Peki şimdi AKP’lilik ile Müslümanlık nerede ve kimlerde?..
İsterdim ki kutlama merasimleri bir sevinç şöleni havasında AKP’lilerle birlikte milletçe kutlana…
Hoş, her ne kadar “Devletbaşkanlarının himayesi” deniliyor idiyse de, meydanlara asılmış bez davetiyelerde, organizasyon külfeti olanca ağırlığıyla AKP’nin üzerine yüklenmiş. Belki de AKP, geçmişteki duyarlılığını ileri sürüp, mücahitleri eliyle gönüllü olarak seve seve üstlendi bu yükü…
Şimdi efendim, bırakalım haticeyi ve gelelim neticeye…
•
Şölene katılanlar ay yıldızlı Türk bayraklarını yerlere atıverip, üzerinde de eğlencenin verdiği keyifle bir güzel tepinmişler…
Öyle mi acaba derseniz, size gazetenin birinde neşredilen resmi gösterirler…
Haliyle yapacak bir şey yoktur söylenebilir bir söz de tabii. Amaç, ahlaksızcasına muhalefet ve şeytanlık olunca, her türden alçaklık mübah…
Amma şu da mümkün. Törenin planlamacıları, organizatörleri, milyonluk insan kütlesini kucaklayan tören alanında görüntüyü daha da coşkulu hale getirmek için koca meydanı al bayrakla kaplayıp zeminden bir karışlık toprağın görünmesini istememiş olabilirler…
Bu amaçla, alana gelenlerin her birine bir bayrak verilmişse, dönüşte de milletin elinde tören artığı muhtemelen biraz uzunca ve de kalınca bir odun kalacaktı, bayrağını koysa çantasına …
Bayrak sapı olarak…
Odunların ağırlığıyla görüntüsündeki anlamsızlığı törene geliş coşkusuyla telif edemiyenler ne yapsınlardı, bu ağırlık ve odunlu görüntü çirkinliğinden kurtulmak için?.
Atıvermiştirler muhtemelen gelişigüzel sağa sola, bayrağıyla birlikte…
Pusuda saklananlar da ellerinde fotoğraf makineleri, doldur bakalım kasetleri kare üzerine kare ve bastır manşetleri de,
Al bayrak üzerinde fetih dansı…
Ne malum resimcilerin, özel maksat tertip etmedikleri bu manzarayı. Çünkü maksat aydınlık politikası olunca, her türden ahlaksızlık, iğrençlik ve orospuluk, takdir edilesi kutsal bir vazifedir!..
Nerede çokluk orada bokluk derler. İki hafta oluyor. Polatlı topçu okulunda yedek subay talebeleriyle kısa dönem askerlik hizmetine tabi tutulan eratın yemin merasimine gitmiştik. Anadolu’nun değişik bölgelerinden gelen ana ve babalar, talebelerle eratın yakınları, bebeleriyle ebelerini de kucakladıkları gibi gelerek doldurdular okulun merasim alanını…
Programda yer alan konuşmalardan kendileri için hisse fırsatını yakalamış olanların yanında, bayrak ve sancakla her hangi bir ilişki kurma olgunluğuna henüz erişememişler, birlik ve beraberlik içerisinde askerciklerimizi doya doya alkışladılar…
Amma ah o küçük haylazlar, ya da onların huzur ve sükunu bozmalarına karşı ilgisiz ve düşüncesiz analarla babalar! Okul kumandanı Tümgeneral’in Sakarya Savaşıyla ilgili verdiği tarihi bilgilerin içine ettiler…
Bize öyle geliyor ki, AKP’nin haricindeki siyasi partilerin, davet edilmiş olsalar dahi, fetih donanmasına iştirak etmemelerinin sebebi; meydanda toplanması istenilen aşırı çokluğun, Devletbaşkanlarını alkışlayacak kalabalığın arasında yer alması muhtemel bu kabilden boktan heriflerden sadır olabilecek ve bir anlamda da suç teşkil edecek hareketlerin üzerlerine sıçratacağı çirkeften korunmak ve kurtulmaktı…
Şimdi bunlar, hep birlikte teneke çalarak uydurdukları “Altmış milyonluk fetih” türküsü dillerinde, Gezi’lerde dolanıp duruyorlar…
HAMİŞ: Niye gitmedim? Şundan, hayatımda hiçbir siyasi partinin mitingine katılmadığımdan, buna da ilgi duymadım…


